Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Ocak 12, 2021

Düşün Şu İmam-Hatipli Gençlerin Yakasından Artık

Şu İmam-Hatiplerin çilesi bitmedi gitti be… Devran dönüyor, dönem değişiyor ama ne oluyorsa oluyor, yine bir şekilde hedefe konuyorlar…
Bizim zamanımızda İmam-Hatipliler zaten neredeyse üvey evlat gibi idik… İkinci sınıf vatandaş olmanın ezikliklerini iliklerimize kadar yaşardık, yaşadık… Sonra 28 Şubat süreci geldi, bu mağduriyetler daha da somutlaştı, yıllarca katsayı zulmünü yaşadılar, ağladılar, ağlatıldılar, üniversite kapılarından döndürüldüler, yüz binlerce gencimizin üniversite hayalleri suya düştü, yıkıldılar, depresyona girdiler, sürüldüler, evlenemediler, evlendiler, boşandılar, depresyona girdiler, intihar ettiler, öldüler vs…Derken… şu son zamanlarda azıcık felaha erdiler sanıyorduk ki, şimdi de başka bir furya nedeni ile yine hedefe konuldular; Neymiş? Deist oluyorlarmış!!!

Cübbeli Ahmet, deizmin nedeninin İmam-Hatipler olduğunu –İmam-Hatiplerin deist yetiştirdiğini- söylemiş!!!
Oh ne ala memleket! Deizmin nedeni olanlar suçu İHL’lere atıyorlar!!! Tabi yersek!!!

Sen, ‘peygamber, sümüğünü, idrarını, kanını içirdi, içen ashaba da ‘artık cehennem ateşi sana haram oldu dedi’ dersen, yani o alemlere rahmet olarak gönderilen örnek elçimizi Kurandan değil de kan/idrar/sümüklü uydurma rivayetlerden anlatırsan, tabi ki bazı gençler de ‘biz böyle bir peygambere inanamayız’ diyecekler. Ve sen onu deist oldu sanacaksın, öyle mi?

Sen, ‘size bir hadis okuduğumda kaynağını sorma, ne yapacaksın kaynağını, sana ne…’ dersen, sorgusu nefesi kadar önemli olan bir genç de -senin gibi davranan öğretmenlere karşı- elbette ki ‘ben yokum bu işte’ diyecek. Ne bekliyordun ki? Ama sen onu Deist oldu sanıyorsun!

Ve sen yüzlerce zırvayı/hurafeyi –Kitaptan sansınlar diye- dilini büke büke Arapça lafızlarla sunarsan, onları Kitaptanmış gibi anlatırsan, bazı gençler de ‘tabi ki biz böyle bir Kitaba ve onu getiren peygambere inanamayız’ diyecekler. Ne bekliyordun ki?

Yani onlar senin -gibiler- yüzünden deist oluyorlar! Çünkü onlar peygamberi değil senin anlattığın peygamberi inkar ediyorlar. Ama sen bunun bile farkında değilsin. Eğer Kuran ile buluşamazlarsa senin ittiğin bu belirsizlikte kalabilirler (ama kalmayacaklar inşallah).
Yani onları –şimdilik- deizme iten sensin, ama sen çıkmış İmam-Hatipleri suçluyorsun. Ne oldu? Tezgahın bozuluyor değil mi? Müritlerin ne güzel her dediğine inanıyorlardı değil mi? Ama onlar inanmıyorlar sana! Sorguluyorlar seni, çok tehlikeli değil mi? Şu İmam-Hatipler olmasa bu gençlerin çoğu senin tezgahına düşecekti, değil mi?
İşte, FETÖ de onun için İmam-Hatiplere düşmandı, sen de… Güya FETÖ’yü eleştiriyorsun ama sen onun ikizisin, tek farkla ki -tek yumurta ikizi değil- çift yumurta ikizisin! Aranızdaki fark o kadar!

Not: Bütün eksikliklerine, hatalarına, müfredat hantallığına ve pedagojik çelişkilerine rağmen, bu ülkenin entelektüel düzeyi en yüksek eğitim kurumları –lise düzeyinde- İmam-Hatip liseleridir. Ben, ‘İHL’ler ideal-mükemmel eğitim kurumlarıdır’ demiyorum, ‘mevcut şartlarda müfredat alt yapısı itibari ile en iyi olandır’ diyorum. Tabi ki çok ciddi bir rehabilitasyona ihtiyaç var. Ama bu sadece İHL için değil tüm eğitim sitemimiz için geçerlidir. Zira İHL’ler, müfredatında hem –Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji- gibi pozitif bilimler, hem –Edebiyat, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Mantık gibi- sosyal bilimler, hem -Kuran, Siyer, Fıkıh/Hukuk, Akaid gibi- dini ilimler, hem bir batı dili (İngilizce), hem bir doğu dili (Arapça) bulunan ve hatta 3. Başka bir dil de öğreten yegane okullardır.
Böyle zengin bir müfredata sahip olan başka bir okul var mı? (ah keşke daha az ezberci olunsa ve analitik düşünceye daha çok önem verilse ve dini konularda da Kuran tek hakem olarak kabul edilse, mükemmel olacak ama, bu başka bir yazı konusu)…

İnsanlar maalesef akademik bilgi ile kültür ve entellektüaliteyi karıştırıyorlar. Eğitim kalitesi sadece üniversite kazanma başarısı ile ölçülemez! Mesleği ne olursa olsun, -doktor, mühendis, mimar, yazar, spiker, vs- bu coğrafyanın dilini, kültürünü, inançlarını bilmeyen bir insan, sadece akademik bir meslek sahibi olmuş demektir. Ama bu durum kültürlü olmayı garanti edemez, edemiyor. Maalesef okuma yazmayı bilen ama bir türlü okur-yazar olamayanlar var. Hem de çok…

Güya adam/kadın Orta-Doğu ve ülkemizdeki olayların tartışıldığı bir TV programını yönetiyor, ama sufilik nedir, selefilik nedir, İhvan kim, Vahhabilik ne, Matüridîlik nedir, Eş’arî’lik nedir, Sünni-Şii arasındaki farklar nelerdir, Nusayrî, Durzî kimdir… vs gibi konuları –değil bilmek- duymamış bile!
Ama sorsan Türkiye’nin en parlak okullarından mezun olmuş! İngilizceyi gayet iyi konuşuyor!
Lakin ana haber bülteni sunarken, asgari ücret için askeri ücret, şarapnel için şarampol, halef için selef, selef için halef diyor… Bir devlet adamının konuşmasındaki ‘kaht-ı rical’ ifadesini telaffuz edemiyor! Üstelik de bunlar seçilmiş olanlar. Böyle bir eğitim mi olur? Ama bir İHL’li asla böyle bir hata yapmaz. Asgari kelimesinin asğari/sağir kelimesinden geldiğini bilir ve onu -askeri diye değil- asgari diye okur. Halefi bilir, selefi bilir… vs.

Bir not da İHL yönetici ve öğretmenlerine;
İsyan günlerini yaşayan bir gence/ergene eğer siz tutturur ve ‘mensek de mensek, illa da mensek’ derseniz, gençler de ‘Biz yokuz bu işte’ der ve sizden uzaklaşırlar. Önce ahlak demeli ve daha da önemlisi onlara ahlaklı davranmalısınız ki, sizi takip etsinler ve sıra menseklere de doğal olarak gelebilsin…

Bırakın sorgulasınlar, yeter ki onları Kuran ile daha fazla buluşturun, buna teşvik edin, ama meallerdeki çelişkiler konusunda da uyanık olun, hem kendinizi eğitin hem de onları… bildiğiniz Arapçayı kullanın, ayetlerin orijinaline bakın. Bunu siz yapmayacaksanız kim yapacak? O kadar Arapçayı boşuna mı okudunuz/okuttunuz? Kullanmayacak idiyseniz bu bilgileri niye o kadar uğraşıyorsunuz?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir