Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ekim 26, 2020

Canlı Ders Mi Yoksa Online İçerik ile Öğretim Mi?

Selamı kelama bağlayıp sormuş olalım “Canlı Ders mi yoksa Online İçerik ile öğretim mi?” hiç düşünmeden ben kendi adıma cevap vereyim… Online İçerik Üretimi ile öğretim taraftarıyım… Bu cevabımı MEB bürokrat ve teknokratları okumasın okumuşlarsa da okumamış gibi yapsınlar… …Okumak vebal yükler…

Sanal ortamda çocukları sanal ortamdaki suçlardan ve suç örgütlerinden korumak için 13 yaş ve altı çocuklar için bir koruma sözleşmesi olan Children’s Online Privacy Protection Act (COPPA) çerçevesinde Amerika, Kaliforniya merkezli Zoom ile bir sözleşme yapıldı mı? Yetkililerden bu konuda bir açıklama beklemek vatandaşlık hakkımız olarak bekliyoruz…

Kısacası Canlı Ders ne demektir? Evde öğrenciler dersin başında bir video konferans platformunda oturum açarlar. İster sınıfta ister uzakta olsun herkes aynı dersi dinleyebilir, sorular sorabilir ve bağımsız çalışma hakkında geri bildirim alabilir. Aslında bu kadar güzel bir öğrenim imkânı neden kötü olsun ki?

Eğitimin anarşisti olabilir hatta olmalıdır. Öğretimin anarşisti olmaz… Bu gerçeği paylaşarak Canlı ders ve Online öğretim üzerine biraz birlikte düşünelim istiyorum.

Aslında insanlık en çok sorunu yaşadıkları; denenmiş olanlarda değil ilk defa denenecek olanlarda yaşanır. Toplumda bir ön kabul vardır. Yeni olan her zaman eski sürekli sorun çıkaran sistemlerden iyidir. Bu ön kabul sadece duygusal bir tepkidir ya da yeninin cazibesidir.

Canlı Ders sadece bizim ülkemizin ya da eğitim bakanlığımızın gündeminde olan bir gündem değildir. Küresel virüs salgını sebebiyle “Canlı Dersi” gündemine almayan hatta kurtarıcı gibi görmeyen neredeyse yok gibidir… Bunun en büyük göstergesi bu alanda hizmet veren Zoom’un pandemiden önce kullanıcı sayısı 10 milyon iken bugün 200 milyona dayanmış durumdadır.

Neden ülkemizde “Canlı Ders” daha çok ön plana çıkarıldı bana göre ve yirmi yıllık tecrübeme göre yapılan kronikleşmiş ve çözülemeyen yanlış ve eksikleri yeni olan ile kamufle etme psikolojisidir.

Modern dünyada insanlar neden sürekli yeni eşyalara ihtiyaç duyarlar? Aslında önce kullandıklarının kullanım süresi bittiği için değildir… Bu tüketim toplumunun bir göstergesidir… Yeniye sığınmak ya da yeni ile kamufle olmak… Bu başlı başına bir yazı konusu bu sebeple bu kadar tespit ile yetinelim.

İlk zamanlar sadece küresel şirket ve organizasyonların çalışanların iletişimi ve iş verimi için kullanılan “Video Konferans” bugün bir adım ötesi olan “Live Lesson” MEB bürokrat ve teknokratlarının hayallerini süslese de hatta “Bir hayalimizi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” diye vizyon olarak kullansalar da zaman gösterecek ki sadra şifa değilmiş… Hatta telafisi mümkün olmayan sorunları bu topluma miras bırakıp tarihe karışacaktır.

Canlı Ders yönteminin en önemli ve aşılmaz sorunu mahremiyet ve kişinin özel hayatının ihlali sorunudur. Burada zihinlere kodlanan şu gerçek vardır. Kodlanan mesaj “Kimse güvenilmez değilse o zaman rahatına bak ve rahat ol” mesajıdır. Aslında bu mesaja toplum yabancı değil. Akıllı telefonlar günlük hayatımıza girdiği günden beri insanlar artık birilerinin onları gördüğüne izlediğine aldırış etmiyor…

Canlı Ders için bir alt yapı kullanılır ve bu alt yapıyı kullanan kişi istediğinde tüm verileri hem kayıt altına alabilir hem de ulaşabilir. Bu informel gerçekliktir oysa insanlar bu konuda bu informel gerçekliği görmeden bu hizmeti verenlerin sadece kağıt üzerindeki “Bilgileriniz hiçbir şekilde 3. Kişiler ile paylaşılmayacaktır” yalanına teslim olurlar. Aslında bu bilmediğimiz bir durum değil akıllı telefonunuzda bir uygulamayı kullanmadan önce “Kabul et” tuşuna basmadan ya uygulamayı kullanmazsınız ya da kısıtlı kullanırsınız.

Bir başka ciddi açmaz… Sınıf ortamında öğrencinin öğretmene ya da öğretmenin öğrenciye karşı yaptığı mobbingler sanal ortamda daha fazla olacak üstelik hukuki bir hak arayışı için delil de teşkil etmeyecek durumlar olacak. Öğretmenin benim kameramı açtı açmak için bana baskı uyguladı! Çünkü öğretmene tek taraflı böyle bir yetki veriyorsunuz bu suç sayılmayacaktır.

Öğretmenin öğrenciyi kontrol etmek için kamerasını açma ya da kamerasını açmasını isteme hakkı olacak? Bu da ciddi mahremiyet sorunları demektir. Öğrenci ve öğretmen ekran görüntüleri yakın zamanda şantaj için kullandığına dair haberler düşecek ekranlara ve sayfalara… Sınıflarda yaşanılan ve idari hatta adli işlemlere konu olan bu durum aslında biraz daha içinden çıkılmaz hale gelecektir. Burada ciddi açmazlar MEB’i bekliyor ve sanırsam bu konuda bir önlem de alınamayacak.

Öğrenciler ve öğretmenler okullarda denetim altında iken bile kıyafet sorunu yaşarken sanal ortamda bu sorunkuran  daha fazla yaşanacak ve en kötüsü de bu soruna karşı duyarsız kalınarak içselleştirilecektir.

Canlı Ders aynı zamanda insandaki “Görmek isteme” duygusunu tetikleyecektir. İnsanlar ekonomik olarak farklı farklı ve kimi öğrenciler ciddi duygusal travmalar yaşayacaktır. Zengin-fakir aile sonu bizi bekliyor olacak… Ya da zengin olmadıkları için ya da her gün aynı kıyafetle arkadaşlarının karşısına çıkmamak için sorun yaşayacak öğrenciler olduğu gibi her ders farklı kıyafet giyen hatta “Yeni kıyafetim” ile başlayan cümleler kuran öğrenciler olacak.

Bir başka sorun kişinin ev hali dokunulmazdır ilkesi gereği dersi veren öğretmenin kıyafetini ya da ekran karşısında içkisini yudumlaması da denetleyemeyeceksiniz… MEB bu denetimsizliğe hukuki bir çözüm bulamayacak çünkü bu uluslararası sözleşmeler ile anayasa gücünde sınırlandırılmaz haklardandır.

Canlı Ders için derse katılanlar genellikle gerçek isimlerini kullanarak derslere katılmadığı bir sosyal gerçektir hatta bu konuda yapılmış bilimsel araştırmalarda mevcuttur. Başkası olma, başkasını oynama; kendi gerçeğinden uzaklaşma bu hafife alınacak bir sorun değildir.

Canlı Ders demek ciddi alt yapı ve bütçe demektir. Bu yöntem için bakanlığın bürokrat ve teknokratları bir Swot analizi yaptılar mı? Canlı derse katılamadığı için üzülen belki ciddi nevrotik davranışlar gösteren öğrenciler olabileceği gibi çocuğu canlı derse katılmadığı için ciddi şekilde çocuklarına yanlış davranan aileler olacaktır.

Artık bilgiye sahip olan için bilişim ve iletişim araçlarında ulaşılmaz bilgi yoktur. Bunu sektör haline getirecek ve bundan ciddi bir veri borsası oluşturula bilinir ki bu bir varsayım değil tecrübe edilen bir sosyal gerçekliktir.

Kanunlar ve denetlemeler sadece legal internet kullananımlar için vardır. Bir de illegal olan “Deep Web” ve “Dark Web” var canlı dersler bu karanlık güçlerinde ilgi alanına gireceği yadsınamaz bir gerçektir.

Dünyanın en zengin ilk on insanından biri olan ve bilişim ve iletişimde ulaşamayacağı yöntem ve teknik olmayan Mark Zuckerberg şu ifadeyi kullanmıştı “Ev ortamımda genellikle bilgisayarımın kamerasını kapatıyorum” bu kapatma tuşa basarak ya da bir programla değil fiziki olarak bir madde ile kapatmak… Şimdi Mark Zuckerberg’ in güvenmediği güvenlik kalkanı oluşturamadığı için bir bant ile kapatan varken kamera karşısında kim kendini güvende hissedebilir?

Öğretim konusuna gelince Canlı Ders ortamındaki bir öğrencinin fonksiyonel beyin MR çekilir ve normal bir ortamda öğrenen öğrencinin MR ile karşılaştırılırsa Canlı Ders yönteminin öğrenme açısından çok da verimli olmadığı görülecektir. Beynin öğrenmeye hazırbulunuşluğunun optimal düzeyde olmadığı görülecektir.

Bu durum bir bilişsel nöroloğun uzmanlık alanıdır. Fakat öğrenme ortamında “Korku” ,“Tedirginlik” “Anı takip etme” gibi faktörler varsa göstergeler öğrenmeyi olumlu değil olumsuz etkileyeceği de gün gibi aşikardır.

Pekâlâ, bunun için bir önerin var mı denirse; evet… Öğrenmede “Online İçerik” üretmek ve bunları öğrencinin daha uzun zaman harcadığı sosyal medyada paylaşmak… Gerekçelerim… Öğretmenler online içerik ürettiklerinde

  1. Zihin analitik ve kritik düşünme ile “Ne yapabilirim” “Nasıl yapabilirim?” soruları ile zihin üretime hazırbulunmuşluk düzeyindedir.
  2. Zihinsel süreçte  “Zaman baskılaması” yoktur. Yetişmez ise korkusu öğrenmeyi bloke etmez.
  3. Zihinsel süreçte “Takip edilme” korkusu olmadığı için zihne gelen özgün düşünceler baskılanmaz.
  4. Canlı Ders için baskın öğrenme ögesi sestir. Oysa ses hem beyni uyarmada hem de anlık belleğe ulaşmada grafikler kadar etkin değildir. Alanının uzmanı kişiler artık bir ders kitabını bir sayfaya içerik olarak taşıyabilmektedirler.
  5. Online İçerik üretmek aynı zamanda eğitimcinin her içerikten sonra kendini daha donanımlı hale getirme isteği artar ve sürekli kendisini günceller.
  6. Konuşan öğretmene gösterilen ilgi ile online içerik üreten öğretmene gösterilen ilgi kıyaslanmayacak derecede azdır.
  7. Canlı Ders içinde ne kadar olursa olsun öğrenci dinleyici ya da izleyici konumundadır. Online İçerik üretmede ise öğrenci üreten ve ürettikleri ile öğrenen konumundadır.
  8. Canlı Ders için ciddi bir alt yapı ve bütçe gerekir oysa online içerik hem EBA üzerinden hem de sosyal medya üzerinden ücretsiz ve alt sorunu olmadan öğrenciye ulaşıla bilinir…

Okuyucuların merakını tetikledikten sonra çokta sabırlarını zorlamadan belki bir başka yazımızda kaldığımız yerden devam edebiliriz…

Hesabı cennet; derdi ümmet olan tüm öğretmen kardeşlerime selam olsun… Bu cümlem bir ayrımcılık değil sosyal psikolojiye göre öğrenme için sinerji yüklenmektir. Böyle bir derdi ve hesabı olmayan tüm arkadaşlara da kolay gelsin

yazar@ercanharmanci.com

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir