Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Eylül 21, 2020

Ağzımızı Fuhuştan Nasıl Koruruz?

Bu genel ifadenin içerisinde evvela konuşma adabına riayet etmek vardır. Yüce Allah, kadını cazibeli yaratmıştır. Bunun hikmeti, cinsel rağbeti oluşturup meşru nikâhla neslin devamını sağlamaktır. Eğer bu meşru talep yok edilir veya olmazsa nesil de devam etmez. İnsanlığın varlığı tehlikeye düşer. Durum böyle olunca cazibe merkezi sayılan kadınların özellikle dikkat etmesi gereken şey, yabancı sayılan erkeklere karşı daha onurlu, ciddi ve kişilikli konuşmaktır. Konuşmalarında dişiliğini öne çıkarıp bir fitneye sebep olmamaktır. Allah Teâlâ konuyu Kur’an’da çok net bir şekilde şu buyruğu ile açıklığa kavuşturmuştur:
“يَا نِسَاء النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ النِّسَاء إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا”
“Ey peygamber hanımları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Onun için eğer (Allah ve Resulüne karşı) sorumluluğunuzu yerine getirmek istiyorsanız (namahrem kişilere) tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde kötü niyet taşıyan biri (şeytani bir) ümide kapılmasın. (Ölçülü, ağırbaşlı ve yerinde konuşun, daima) doğru ve güzel sözler söyleyin.”[1] Hz. Peygamber’in (sav) ev halkının üzerinden evrensel mesajlar veren Yüce Allah, konuşmaların keyfiyeti hususunda mü’minleri uyarmıştır. Bu uyarı kadınlar için geçerli olduğu kadar erkekler için de geçerlidir.

“وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ”
“Mü’minler ki lağıvdan / boş sözlerden ve işlerden yüz çevirirler.”[2] buyuran Yüce Allah, konuşmaların içeriğine dikkat çekmiştir. Lağıv; kişiye dünya ve ahirette hiçbir faydası dokunmayan söz ve iştir. Mürüvveti yok eden tüm davranışlar lağıvdır.[3] Çünkü dil de bir emanettir ve onun gıybetten, iftiradan koruyup zikri daimle meşgul etmek gerekir.[4] Fuhşu çağrıştıran sözlerden dili korumak elbette önemlidir. Bu bağlamda her türlü argodan korunmak nasıl önemliyse güftesinde fuhşa teşvik olan her türkü ve şarkıdan da dil korunmalıdır. Güftesi fuhuş içeren şarkılar ve sözler; “Ağzın zinası da zina içeren sözleri konuşmaktır.”[5] hadisinin içeriğine girer. Modern dünyada fuhşu tasvir eden şeyler sayıca çoğaldı. Teknolojinin yanlış kullanımıyla kötülüklere açılan kapılar daha da çoğalmaktadır. Yakini bir marifet ve Allah Teâlâ’yı gerçek anlamıyla tanıyabilme insanı her türlü tehlikeyle beraber dilin afetlerinden de koruyabilir.

Konuyla alakalı şu bilgiyi de paylaşmakta yarar görüyoruz. Hz. Peygamber (sav), bazı rivayetlerde ağız zinasından da bahsetmiştir. Müslümanlar bu uyarıyı çok ciddiye alıp korunmak zorundadırlar. Aksi hâlde, en çirkin günah olan zinaya düşülebilir. Böyle bir günaha düşmemek için Resulullah’ın (sav) şu hadisini zihinde canlı tutmak ve bu bilinçli yaşamak gerekir: “Ağız da zina eder. Ağızın zinası (namahrem) bir kadını öpmektir.”[6] Zinanın bu türünü teşhir ve teşvik eden sinema ve diğer gösterilerin elbette hizaya getirilmesi önemli bir çalışmadır. Eğer bu husustaki başıbozukluk terbiye edilmeyecek olur ve toplu taşıma araçlarına kadar sirayet eden ahlaksızlığa fiili tepki duyulmazsa; kişiler hayvanlardan bile beter hâle gelip sokaklarda, parklarda zinanın mukaddemi olan ağız zinası yapabilirler. Böyle bir durumda, gelecek toplu felakete hazır olunmalıdır. Burada, sadece vatandaş devreye girmekle bu kötülükler önlenemeyebilir. Devletin nehyi an’i-l münker çerçevesinde önlem alması daha belirleyicidir. Daha doğrusu fuhşu önlemek devletin asıl görevidir.[7] Bu hususta adım atmayıp; “Biz kimseye müdahale etmedik, etmeyiz.” demek Allah’ın (cc) huzurunda rüsvay olmayı göze almak; cehenneme girmeye cesaret göstermek demektir.

Kur’an ve sünnet fuhşa giden yolları kapatmakla ilgili emirlerini bildirmiştir. Bu emirler bireyler tarafından iman edilip hayata katıldığı gibi, İslâmi siyasada hayatın akışı içerisinde işin takipçisi olmuş ve fuhşa zemin hazırlamadığı gibi fuhşa açılan kapıların önüne de set çekmiştir. Siyasanın meşruiyeti; fuhşa karşı oluşu ve namus emniyetini garantiye almak için başvurduğu radikal tedbirlerle doğru orantılıdır. Bu radikal tedbirleri almayan siyasa Allah (cc) katında da mü’minler nazarında da meşru değildir.

[1] Ahzab 33 / 32.

[2] Mü’minun 23 / 3.

[3] Zemahşeri, Mahmud b. Ömer, el-Keşşaf, Beyrut 1995, III / 171.

[4] Sülemi, Ebu Abdurrahman Muhammed b. Huseyin, Hakikatu’t-tefsir, Beyrut 2001, II / 31.

[5] Beyhaki Nikâh, 70, H. no: 13509, VII / 143.

[6] Beyhaki Nikâh, 70, H. no: 13511, VII / 143.

[7] Bak: Hac 22 / 41.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir