Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Eylül 26, 2020

Polonya Kadar Olamamışız!

İstanbul Sözleşmesine karşı olan muhafazakâr çevrelerde oldukça popüler hale gelen bir isim var; Polonya Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro.

Evet, bizim muhafazakar-İslamcı abilerimiz/ablalarımız, bu aşırı sağcı, ırkçı, faşist, katı Hristiyan/Katolik, İslam düşmanı ve hatta AB’yi İslam kültürünü dayatmakla itham edecek kadar komplocu-paranoyak bir siyasetçiyi (evet, yanlış okumadınız, AB’yi Polonya’ya İslam kültürünü dayatmakla itham ediyor) öve öve bitiremiyorlar.

Ağlar mısın, güler misin?

Bu abiler/ablalar, bilmiyorlar mı ki, nasıl bizde de bağnaz, katı, softa, komplocu-paranoyak tipler var, aynı tipler Hıristiyanlar içinde de var, hatta onlarda daha çok var. Onlar da -tıpkı bizimkiler gibi- sapla samanı karıştırır, kavramları tahrif eder ve her şeyi komplolar üzerinden yorumlarlar. Niye atlarlar ki hemen böyle isimlere? Mesela bakın Ziobro ne demiş sözleşme için;

“İstanbul Sözleşmesi kabullenemeyeceğimiz ideolojik dayatmalar içeriyor. Mesela bunlardan biri ‘toplumsal cinsiyet’ düşüncesi. Buna göre cinsiyet doğuştan değil, herkesin sosyokültürel kararına göre belirleniyor; doğduğumuz cinsiyet önemsiz, önemli olan tercih ettiğimiz cinsiyet. Bunu yanlış buluyoruz ve reddediyoruz.”

Bu sözlerin aynısını -toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyeti karıştıran- bizimkiler de söylüyor, ne var ki bunda? Yani bu yanlış yorumu bizim komplocular dile getirince yanlış diyor ve itiraz ediyoruz da aşırı sağcı, faşist, ırkçı, İslamofobik, komplocu bir Avrupalı söyleyince doğru mu diyeceğiz? Bu ne saçmalık böyle?

Şimdi gelelim asıl meseleye;
Ziobro’nun hassas olduğu konulardan biri LGBT, diğeri ise mülteciler ve İslam. Bu tip insanlar hassas oldukları konularda pireyi deve yapar ve her şeyi komlo teorisi ile izah ederler, bizimkiler gibi. Tabi ki kavramları ve konuları tahrif ederek, abartarak ve carpıtarak…
.
Bakın mesela Ziobro neredeyse bütün konuşmalarında İslam ve mülteci tehlikesinden bahseder.
Örneğin 2015 yılında yapılan seçimin ardından koalisyon hükümetinin adalet bakanı olarak şöyle demişti;

“Seçimden farklı bir sonuç çıksaydı, şimdiye kadar ülkede İslami bölge kurulmuş olacaktı, ülkeye hiçbir şekilde mülteci kabul etmeyeceğiz

Gördünüz mü? Seçimi kazanmasalarmış Polonya’da İslami bölgeler kurulacakmış. Ama dahası var, mesela geçtiğimiz Nisan ayında bir TV yayınında şöyle dedi;

“Bazı AB kurumları gerçeklikle bağlarını tamamen koparmış durumda. Polonya, Çekya ve Macaristan gibi mültecileri kabul etmemekte haklıdır. Biz egemenliğimizi, AB’nin bize dayattığı yabancı İslam kültürüne karşı koruyoruz.”

Okudunuz değil mi? AB’yi İslam kültürünü dayatmakla itham ediyor.
Ey İslamcı abiler/ablalar! Gördünüz değil mi? Meğer AB İslam kültürünü dayatan bir birlik, siz niye bilemediniz bugüne kadar bunu? O halde artık bunu da bilmiş olun!

Ya, işte böyle. Polonya’da İslamofobi oldukça yaygın. 2015 yılında aşırı sağcıların düzenlediği bir mitingde İslam karşıtı konuşmalar yapılmış ve Kuran karşıtı sloganlar atılmıştı.
Polonya halkı Avrupa’nın en dindar (katı Hıristiyan) halkı, aynı zamanda Avrupa’da İslamofobinin en geniş halk desteğine sahip olduğu bir ülke. “Her zaman İncil, asla Kuran” diye sloganların atıldığı kitlesel mitingler yapılır.

Salzburg Üniversitesi’nden siyaset bilimci Farid Hafez Polonya’lı aşırı sağcıları şöyle özetliyor: “Irksal olarak saf, Müslümanlardan, Yahudilerden ve eşcinsellerden arınmış bir Polonya istiyorlar. Bu hareketlerin takipçilerine göre, Suriyeli göçmen akını George Soros’un bir komplosu. Soros da Avrupa’da şeriat kurallarını ve eşcinselliği hakim kılmak, Avrupa’yı İslamileştirmek için komünistlerle iş birliği halinde.”

Nasıl, iyi değil mi?
‘’AB İslam kültürünü dayatan bir birlik, Suriyeli göçmen akını Soros’un bir komplosu, zaten Soros, Avrupa’da eşcinselliği ve şeriatı hakim kılmak, Avrupa’yi İslamlaştırmak isteyen biri, bunun için komünistlerle işbirliği yapıyor’’

İşte Ziobro da bu aşırı sağ kitleyi temsil eden bir politikacı/bakan. İslamcı abiler/ablalar Ziobro’nun İslam ile ilgili bu görüşlerine de katılıyorlar mı? E o kadar methettiklerine göre herhalde katılıyorlardır, değil mi?
Ya hu o zaman ne diye bizi habire AB ve Soros komploları ile korkutuyorlar!
Madem AB ve Soros’un amacı İslam şeriatını hakim kılmakmış, niye korkalım ki bundan?

Hadi onlar korksunlar, çünkü onlar Katolik, Katolik nikahında boşanmak yasak, aileyi böyle koruyorlsr! Ama İslam gelirse boşanma yasağı kalkacak aileleri çökecek! Lakin bizde/İslamda böyle bir yasak yok ki, o halde biz de mi boşanmayı yasaklayarak ailemizi koruma altına alalım? “Bi Polonya gibi olamadık” derken kasdınız bu mu yoksa?

Ah akıl, akıl, sen ne büyük bir nimetsin, kullanmasını bilene…
Kur’anın Allah kelamı olduğuna dair delillerden biri de -benim için- şu ayettir;

Allah katında -yeryüzündeki- canlıların en şerlisi, aklını kullanmayanlardır, -ki onlar hakikate karşı- sağır ve dilsizdirler.(Enfal 8/22)

Onu bunu yapan değil, akletmeyen. Muhteşem.

*Bu yazı için “serbestiyet” sitesinden istifade edilmiştir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir