Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Aralık 1, 2020

Lukaşenko: Yüzde 80’le Seçim Kazanmak!

Lübnan’daki büyük patlama yaşanmamış olmasaydı bugünlerde bir başka küçük ülke Belarus’ta yaşananları konuşuyor olacaktık. (Olacak mıydık? Belki! Zira Türkiye’de medyanın dış olaylara karşı ilgisi oldukça düşük seyrediyor; Türk-Yunan savaşından reyting devşirme derdinde olanlarla Libya ve Suriye üzerinden birilerine ders verme hevesine kapılanların dünyanın geri kalanıyla ilgilenmeleri pek mümkün görünmüyor… Ama bu bahs-i diğer…)

Belarus, Sovyetler Birliğinden 1991’de koparak bağımsızlık ilan eden ülkelerden biri; ancak o tarihten bu yana ülkede Rusya etkisi bir hayli fazla. Batıda Polonya, kuzeybatıda Litvanya, kuzeyde Letonya, doğuda Rusya ve güneyde Ukrayna ile komşu olan Belarus’un yine o tarihten bu yana değişmeyen bir şeyi bulunuyor: Devlet Başkanı…

Eski komünist, yeni ‘diktatör’

Aleksandr Grigoryeviç Lukaşenko 1994 yılında ilk defa kazandığı Devlet Başkanlığı seçimini geçen hafta sonu yine ‘kazandı’ ve altıncı dönemine başlamış oldu. Hem de yüzde 80 oy oranıyla…

Lukaşenko da Sovyetler’den kopan diğer ülkelerin ilk başkanların çoğu gibi Sovyet sisteminin başta Kızıl Ordu olmak üzere çeşitli birimlerinde görev almış bir komünist… 30 Ağustos 1954’te Beyaz Rusya’nın Vitebsk bölgesinde doğdu. 1975 yılında Mogilev Pedagoji Enstitüsü’nden ve 1985 yılında Beyaz Rusya Tarım Akademisi’nden mezun oldu. 1975’ten 1977’ye kadar Sınır Muhafaza Birliği’nde ve 1980-1982 yılları arası Sovyet Ordusunda görev yaptı. Sovyet Ordusu’nda iken, Minsk’te bulunan 120. Mekanize Tümeni’nde subay olarak bulundu.

Askerlikten ayrıldıktan sonra 1982-1985 yılları arasında kolektif çiftlik başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Bir devlet çiftliğinde ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdür olarak görev yaptı.

1990 yılında Beyaz Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Meclisi’ne milletvekili olarak seçildi. 1993 yılında, Beyaz Rusya Meclisi Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Başkanı olarak hizmet vermeye başladı; bu görevinde dönemin yöneticilerine yönelik yolsuzluk suçlamaları, halkın desteğini almasına yetti.

1994 yılında yürürlüğe giren yeni Beyaz Rusya anayasası, Temmuz ayında ilk demokratik başkanlık seçimlerinin yolunu açtı. Seçimin ilk turunda oyların % 45,1’ini, ikinci turunda % 80,1’ini alarak 10 Temmuz 1994 Beyaz Rusya Devlet Başkanlığını ezici çoğunlukla kazandı.

Zor şartlar altında iktidara geldikten sonra, kapitalist yağmacılığa karşı sert tedbirler aldı. ABD ve Avrupa Birliği, Lukaşenko’nun sert ve baskıcı yönetimi sebebiyle Beyaz Rusya’yı insan hakları ihlali yapmakla ve uluslararası hukuka aykırı davranmakla suçladı sürekli ve ‘diktatör devlet’ olarak niteledi. Beyaz Rusya, insan hakları ihlalleriyle Avrupa Birliği tarafından dayatılan yaptırımlara tabi tutuldu. Bunda batıdan ziyade doğu devletleriyle uzlaşması, Sovyet dönemi sosyo-ekonomik politikaları örnek alarak ülkeyi kalkındırması da etkili oldu.

‘Yabancı ülkelerin koyunu’

Lukaşenko son seçimleri de yine yüzde 80 oy oranıyla kazandı. Tam 26 senedir, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla genç bir ulus devlet olarak ortaya çıkan ülkenin başında olan Lukaşenko’nun ne kadar süre daha devlet başkanı olarak görev yapacağı sorusu –yüksek oranda oy almış olmasına rağmen- gündeme gelebiliyor. Kıdemli diktatörün açıkladığı bu sonuçlara, başta kendi ülkesindekiler olmak üzere kimse inanmadı. Ama bu defa seçim hilesine karşı Belarus halkı ayağa kalktı. On binlerce vatandaş sokağa döküldü.

Muhaliflere sert tepki gösteren Lukaşenko, göstericiler için “yabancı ülkelerin koyunu” ifadesini kullandı. Göstericilerin telefonlarının dinlendiğini ve yurt dışından gelen aramaların kaydedildiğini söyleyen Lukaşenko, “Polonya’dan, Britanya’dan ve Çekya’dan aramalar yapılmış. Affedersiniz bizim koyunları yönlendirmişler” diye konuştu. Ülkenin bölünmesine izin vermeyeceğini söyleyen Lukaşenko, Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki Maidan meydanında 2013’te başlatılan ve hükümetin devrilmesine yol açan kitle gösterilerine atıfta bulunarak “Birileri ne kadar isterse istesin, burada bir Maidan olmayacak” dedi.

Yüzde 80 oy almak dünyanın ancak birkaç ülkesinde mümkün! Esad’lar, Kim’ler ve birkaç diktatör ancak bu kadar oy ile devlet başkanı seçilebiliyor! (Şükür ki bizim ülkemizde böylesine yüksek oranda oy alan ve bu sebeple şaibeli olarak değersizleştirilen liderler olmuyor…)

Yüzde 80 oy, iktidarda kalmasına yetecek mi?

Lukaşenko’nun yeniden ve yine yüksek bir oy oranıyla Devlet Başkanlığına seçilmesini yorumlayan Deutsche Welle Türkçe, “Diktatörler yalanlarla yaşar. Sistematik bir şekilde ve pervasızca medyayı sansürler, devlet ve vatandaşlar arasındaki iletişimi kontrol eder ve seçimlere hile karıştırırlar. Yalanlar üzerine inşa ettikleri binaları yıkıldığında ise otokratik saltanatlarının tüm yapısı sallanmaya başlar.” ifadelerini kullandı. Lübnan’da göstericiler büyük patlamanın faturasını hükümete kesti; protestolarla hükümeti istifaya götürdü. Kuzeyimizdeki küçük ama değişik (Değişik; çünkü, dünyayı sarsan koronavirüs salgını, Lukaşenko’nun iddiasına göre, bu ülkeye zarar vermedi! Hatta futbol maçları bütün dünyanın tersine bu ülkede hem de seyircili olarak oynanmaya devam etti mesela!) ülkenin geleceğinin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek. ‘Koyunlar’ diye aşağıladığı protestocular kazanacak mı yoksa birçok örgüt ve ülke tarafından ‘diktatör’ olarak görülen Lukaşenko altıncı dönemini de şöyle ya da böyle tamamlayacak mı?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir