Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Aralık 9, 2021

Kur’anın Vurgu Yaptığı Tasdik Sistemi Dikkate Alınmazsa Anlaşılması Mümkün Değildir

Kur’anın anlaşılmasındaki en büyük bariyerlerden biri de sürekli olarak vurgu yaptığı tasdik sisteminin dikkate alınmamasıdır. Yani Kuranın ilk gelen ilahi kitap olarak algılanması, öncesinin yok sayılması ve İslamın adeta Kuran ile geldiğinin sanılmasıdır.

Oysa ne Kuran ilk gelen ilahi kitaptır ne de Resulullah ilk gelen -türedi bir- elçidir; De ki “Ben türedi/ilk gelen bir Elçi değilim…’’ (46/9)

Kuran son ilahi kitap, Resulullah da son Nebi-Resuldür(33/40).
Kuran, önceki vahiylerde/kitaplarda olmayan bir DİN getirmiş değildir. Bilakis önceki kitaplarda olanı getirmiştir. Zira önceki Nebi-Resullerin dini de İSLAM idi.

Hatta bu böyle olduğu içindir ki Kuranın Allahtan gelen hak kitap olduğuna dair gösterdiği delillerden biri de Beni İsrail (İsrailoğulları) bilginleridir;

”Şüphesiz ki o (Kur’an) önceki kitaplarda/zeburlarda da vardı. Beni İsrail bilginlerinin bunu bilmesi onlar için bir delil değil mi?”(Şuara 197)

Ve hatta Kuran Resulullahın vahy alan bir elçi olduğunu ispatlamak için de şöyle der;

‘’Senden önce gönderdiğimiz elçiler de -senin gibi- kendisine vahyettiğimiz erkeklerden başkası değildi. Eğer bilmiyorsanız -bunu bilen- zikir ehline/ehli kitaba sorun’’(Nahl 16, Enbiya 7)

Dolayısıyla Kuran akan bir nehrin devamı gibidir. Bu nehir ta Ademden beri akmaktadır. Kuranın yaptığı hem bu nehre karışan kirleri arıtmak hem de onun yolunu/yatağını devam ettirmektir. Nehirden gelen tüm suların önünü kapatmak ve yeni bir nehir yatağı kazımak, başka dereleri bu nehre bağlamak değil.

Bunları görmezden gelir ve Kurana günümüzde indirilen ve adeta sıfırdan -modern- yeni bir din getiren kitap muamelesi yaparsak, sadece gerçeklere gözlerimizi kapatmış oluruz.

Kurana eğer tasdik ettiği önceki kitaplar doğrultusunda bakmazsak, tıpkı şekilde göstermeye çalıştığım diğer bakış açıları gibi bir eksen kayması yaşarız. Evet, belki Kurana temas ederiz ve hatta şekildeki diğer çizgiler (bakış açıları) gibi belki Kurandan bir şeyler alırız ama asla Kuranın işaret ettiği doğru yöne bakamayız, çünkü eksenimiz kaymıştır.

Kuranın baktığı gibi bakabilmemiz için bizim de Kurana ‘’Adem’den beri akıp geldiği nehir yatağından’ yani TASDİK sistemi üzerinden bakmamız gerekir. Bu, Kuranın -kendisinin anlaşılması için- başka bir kaynağa ihtiyaç duyması ve başka bir kaynağa yönlendirmesi değildir, kendi içinde verdiği bilgileri değerlendirme formülüdür.

Bu maksatla şu ayetler hiç unutulmamalıdır;

Allah Nuh’a -din olarak- ne emretmiş ise sana da onu din/şeriat yapmıştır. Ki onu İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya da emretmiştir…’’(Şura 13)

(Bu Kur’an) Düzüp uydurulacak bir söz değildir, lakin kendinden öncekileri TASDİK eden, her şeyi açıklayan ve hidayet ve rahmet olan (bir kitaptır), iman edenler için. (Yusuf 12/111)

‘’Ey iman edenler, Allah’ın (ona kulluğun) simgelerine, haram aya, kurbanlığa ve gerdanlık takılan hayvanlara/kurbanlıklara, Rablerinin ihsanını ve rızasını isteyerek Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin…’’(Maide 5/2)

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir