Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Eylül 16, 2021

Kanser ve Kısırlık (KK)

Meslek hayatımda zorlandığım iki an olur; Hastalarıma kanser veya kalıcı kısırlık bulunduğunu söylemek zorunda kaldığım anlardır bunlar.

Ama bunların hangisi daha zor derseniz, kesinlikle kısırlık derim. Çünkü kanser vakalarında tedavi seçeneklerimiz o kadar arttı ki -hasta çok geç kalmadığı müddetçe- artık hemen hepsini tedavi edebiliyoruz. Bu nedenle artık kanserden o kadar ürkmüyoruz.

Böbrek kanseri, mesane kanseri, prostat kanseri, testis kanseri… Bunlar sık gördüğümüz ürolojik kanserlerdir mesela. Ama artık eskisi gibi korkmuyoruz bunlardan. Çünkü hepsini tedavi edebiliyoruz. Nitekim 20-25 yıl önce kanser nedeniyle ameliyat ettiğim ve şimdi ziyaretime gelen hastalarım var.

Ama aynı şeyi infertilite/kısırlık için söyleyemiyorum. Her ne kadar sperm sayısı/kalitesi düşük olan hastalarda artık tüp bebek(IVF) ve enjeksiyon(ICSI) yöntemi gibi yardımlı üreme teknikleri ile gebelik elde edebiliyor isek de bir grup hastamız var ki, onlar için hiçbir şey yapamıyoruz. Çünkü değil birkaç milyon sperm, birkaç tane bile sperm bulamıyoruz.

Testis dokusunun tamamen tahrip olduğu hastalardır bunlar.
Ve işte kabakulak orşiti geçiren hastalar böyle oluyor.
Hatta bu durumun en sık nedenlerinden biridir bu.

O kadar çaresiz kalıyorum ki bu hastalarda, meslek hayatımın en sıkıntılı anlarını yaşatıyor bana;

Ürkek ve tedirgin bir şekilde gözlerimin içine bakıyorlar,
‘’Ne olur hocam, lütfen bir ümit ver bize’’ temennisi ile,
Ama hiçbir ümit veremiyorum onlara ve kahroluyorum,
Buğulu gözlerle ‘’biz ne yapacağız şimdi?’’ der gibi birbirlerine bakıyor ve başlarını eğerek odadan çıkıyorlar…

Üzülüyorum,
Kahroluyorum,
Kızıyorum…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir