Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ekim 5, 2022

İstanbul Sözleşmesi Kültürümüze ve Dinimize Mi Karışıyor?

Önce kültürümüzde var olan ve adına da ‘’töre/namus cinayeti’’ dediğimiz bir ‘’dinsel-töresel’’ uygulamayı şu akademik makaleden nakledeyim, ardından da sözleşmenin -o kıyamet koparılan- maddesini, bakalım kararınız ne olacak?

‘’Namus cinayetlerine kurban gidenlerle alakalı zaman zaman dinsel motiflerin yer aldığı duyulmaktadır. Hanefi dışındaki Şafi, Maliki, Hanbeli mezhebine göre, kızı evlendirme yetkisi babaya veya en yakın erkek akrabaya aittir. Bu yetki olmadan yapılan evlilik batıldır. Bu evliliğe devam eden zina etmektedir. Bu durum, aileye sürülmüş bir lekedir ve bu lekenin giderilmesi gerekir. Bunun temizlenmesi için aile meclisi toplanmakta ve zina eden kızın öldürülmesine, böylece lekenin temizlemesine karar vermektedir. İnfazı ise en yakın kardeşe yaptırılarak bunun da bu tür bir davranış sergilemesinin önüne geçilmekte, bu kardeşin yaşadığı travma ise göz ardı edilmektedir. Bir taşla iki kuş vurulmuş olmaktadır. Ailede yer alan diğer kızlara da gözdağı verilmektedir. Ablasının öldürüldüğünü gören bir kızın bu tür bir davranış içinde bulunması neredeyse imkânsızlaşmaktadır.
Şafi hukukuna göre, veli tarafından evlendirilmeyen kızın nikahı batıldır…’’(1)

‘’Aile isteklerini kabul etmeyen, hatta kaçarak evlilik yolunu seçen kızların ölüm korkusu ile yaşadıkları bir gerçektir. Özellikle, aileyi hiçe sayarak sevdiğine kaçan bir kızın ailenin yakın üyeleri (abi, kardeş vs.) tarafından ortadan kaldırıldıkları bilinmektedir. Kararlar ya aile büyüğü tarafından alınmakta veya aile meclisinde alınmakta, infaz ise erkek kardeş, abi, amcaoğlu, dayıoğlu, vb. tarafından yerine getirilmektedir. Bazen, ergen tarafından işlenen cinayet, ergen olamayan üzerine atılmakta veya onun üstlenmesi sağlanarak gerçek cinayeti işleyen korunmaktadır.’’(2)

Demek ki neymiş?
Babasının istediği bir erkekle değil de kendi istediği/sevdiği bir erkekle evlenen kızın nikahı batılmış. Doğu-Güneydoğuda yaygın olan Şafii mezhebi böyle diyormuş (bu DİN?). Tabi bu nikah batıl olunca -böyle kabul edilince- kadın evli kaldığı müddetçe zina işlemiş oluyor. Bu durum ise aileye sürülmüş bir leke! Kirlenen namus temizlenmeli (bu da TÖRE).

İşte alın size namus cinayeti dediğimiz cinayetlerin ‘’din+töre’’ cinayeti şeklindeki
paketlenmiş hali; bir başka ifade ile söylersek ‘’sözde namus’’ cinayeti. Sözde, çünkü kirlenen bir namus yok.
Nasıl? İrrite oldunuz mu bu ‘’sözde namus’’ ifadesinden. Ben olmadım. Çünkü hem böyle bir namus tanımı olamaz (zina olmayan bir şeye zina denilemez) hem de zina yapılmış olsa bile zaniye kadın öldürülemez, din böyle bir şeyi emretmez çünkü (Kur’an ahkamının tatbik edildiği bir yer olsa ve eğer 4 şahidiniz varsa kamu otoritesi/mahkeme kararı ile 100 celde vurulur). Yani sözde değil özde de olsa namus temizleme cinayeti diye bir şey olamaz.

Şimdi gelelim İstanbul Sözleşmesinin o meşhur 42. Maddesine;

‘’1- Taraflar bu Sözleşme kapsamında kalan şiddet eylemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra başlatılan ceza davalarında kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak öne sürülmesinin önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.’’(md 42/1)

2- Taraflar, herhangi bir şahsın bir çocuğu 1. fıkradaki eylemleri gerçekleştirmeye kışkırtmasının, yapılan eylemlerle ilgili olarak söz konusu şahsın cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmasının önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”(md 42/2)

İşte buyurun. Ne diyor? ‘’Şiddet eylemlerinden sonra açılan ceza davalarında kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gerekçe olarak öne sürülemez’’ diyor.

Yani sevdiği erkekle evlendiği için “namusu kirlendi” diyerek öldürdüğün kız nedeniyle ceza alacaksın, sakın ha ‘’vay ben namusumu temizlemiştim, bunu dinim, törem emretti falan…’’ deme, kabul edilmeyecek böyle bir gerekçe, haberin olsun…

Ayrıca şunu da bil ki, ben sizin ceza indirimi almak için bu cinayeti henüz reşid olmayan küçük kardeşe yani bir çocuğa işlettiğinizi de biliyorum, bilin ki bunu yaparak da cezadan kurtulamayacaksınız, çünkü sizin azmettirdiğinizi biliyoruz (mad 42/2).

Nasıl? Sözleşme töremize ve dinimize karışıyor muymuş?
Valla benim töreme ve benim dinime karışmıyor. Çünkü ben ne böyle bir töreye törem derim ne de böyle bir dine dinim. Ama anlaşılan bazılarının töresine ve dinine karışıyor ki o kadar feveran ediyorlar!

Ey “İstanbul sözleşmesi kültürümüzün ve dinimizin kökünü kazıyacak, namusumuza uzanacak…” diyenler!

İşte -sözde- namus, töre ve din, işte İS, ikisi de yan yana, hadi buyurun ve siz söyleyin, hangisi doğru, hangisi yanlış?
.
İstediği adamla evlendiği için “nikahı batıldır” diyen -uydurulmuş- dininiz mi, “namusumuz kirlendi” diyerek öldüren sözde namus anlayışınız ve töreniz mi yoksa “hayır kardeşim, hayır, böyle bir gerekçeyle kimseyi öldüremezsin, öldürürsen ceza alırsın” diyen İstanbul Sözleşmesi mi?

El insaf, el insaf…

1-Recep Çiğdem, Namus Cinayetlerinin Türk ve İslâm Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, ERÜHFD, C. XII, S. 2, (2017), s.91
2-Çiğdem, age, s.90-91

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir