Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Kasım 25, 2020

İmam Hatipliler Devrim mi Yapacak!

Evet, düşünmeye  “İmam Hatip Liseleri Dönüştü mü?” bu soruyu sorarak başlayalım. Bu toplumun en derin yaralarından biri imam hatipli öğrencilere ve öğretmenlerine yapılan tarifsiz yaşatılan acılar olmuştur. Bu acıların sembolik göstergesi ise “Başörtüsü” olmuştur. Aslında sorun başa örtünen başörtüsü değildi. Asıl sorun başörtünün temsil ettikleriydi. Korkuları kadınların başındaki kumaştan değildi…

Nasıl oldu da bugün insanlar artık rahatsız değil hatta bir zamanlar başörtüyü bilimin ve laikliğin önündeki en büyük engel olarak görenler bile vizyonları için başörtülü kadınları kullanıyorlar? Aslında “?” ya gerçekten insanların bilgisi olmadığı durumlarda ya da “Bildiklerimi ifade edersem başıma…” diye düşünülen durumlarda kullanılır. İşte bu sebeple bu yazımda “?” yerine bilerek ve imla kurallarını ihlal ederek “!” işaretini kullanacağım.

Bu konuda zihne gelenleri yazacak zamanın yeterli olmayacağı hatta gönle düşenleri ifade edecek kelime olmayacağı için bana bu yazıyı yazdıran derdimi ifade ederek devam edeceğim.

İmam Hatip Liseleri Dönüştü mü! Hiç düşünmeden söylüyorum

EVET…

Bu toplum, imam hatip liseleri için harbi ve hasbi olan bir mücadele verdi. Kimisi hâkimler karşısında kimisi de el konulan diplomalarının şahitliğinde… O günlerde kadına yapılan şiddet aşağılama ya da zulüm bugün “Kadına şiddete hayır, Erdoğan istifa” diyen kadınların amigoluğunu küresel medyaya konu olacak şekilde sayfalar ve ekranlar şahitlik etti.

Çoğuna göre bırakın okuma hakkını yaşama hakları bile yoktu onların… İlla yaşayacaklarsa da dedelerinin kanlarını diyet olarak verdiği bu topraklarda yaşamalarına müsaade edilmeyecekti…

Evet, acıları vardı hüzünlüydüler ama “Cennet” ile teskin oluyordu zihinleri ve gönülleri… Rabbim diyor ve beş vakit alınlarını koyuyorlardı secdeye… Ben o dönemdeki zulümleri ve zalimleri yazmayacağım ifade ettiğim gibi bazı yaşanılanlara kelimler ya da sayfalar kifayet etmez…

O dönmede İmam Hatip Liseleri organikti… Okumak isteyen de, okula gönderen de hatta onları okutanlar da… Tek tük yok muydu? Bu okullarla doku hatta kan uyuşmazlığı olan elbette vardı ama denizin üstünde köpük; madenin üstündeki cüruf; nehrin kenarında sife mesabesindeydi…

O dönemlerde öğretmenler öğrencileri imam hatiplere ısındırmak için kapılarına kadar gider hatta “Tüm masrafları bana ait” derlerdi…

O dönemde bir öğrenci inancına uygun söz ve eylemde bunulduğunda gözyaşları içinde sevinçle öğretmenleri onları takdir ve tebrik ederdi…

O dönem de okuldaki öğretmenlerin %99’unun tek derdi vardı bu ümmetin çocukları Allah’ın Kitabı Kuran’ı okuyacak ve Allah Resulünün sünneti üzere yaşayacak ve yaşatacaktı…

O dönem de öğrencilere “Matematiği başaramazsan senden bir… “olmaz şeklinde eksiltili cümle kurmazlardı. Evladım, namaz namaz namaz derlerdi… Okuldaki öğrencilerin %99 binaların en dip köşelerinde “Allah Ekber!” diyen imama uymak için niyet ederlerdi…

Şimdi soralım ne oldu da şimdi…

İmam hatipte okuyan öğrenci “Bu benim sorunum” ; öğrencinin ana babası “Çoğumu zorlamayacaksınız!” sanki sanırsın bir Kıpti’nin çocuğunu zorlayacağız… Okuldaki öğretmen “Sen önce bu matematiği hallet hem öyle aşırı dine ve dincilere yakın durma sonra bak bir bakmışsın Işid kafalı olursun… Sonra necis eli ile bir kız öğrenciyi gösterir işte bunlar gibi… Oysa matematikten anlamayan o kız cennetine yatım üstüne yatırım yapmaktadır… Okul müdürü sizden “İlklere girmenizi istiyorum bizi en iyi temsil etmenizi…” derken…

Öncü olun derken Kuran’ı, sünneti, sahabeyi, âlimleri anlamakta ve itaat etmekte öncü değil… Bu yıl üniversiteyi kazanların ilk 10-100-1.000- en azından ilk 10.000…Nereden nereye değil mi?

Beyler İmam Hatip Liseleri Dönüştürüldü bilmem haberiniz var mı? Hem de yeni değil… Burasını yazmasam hesap sorulur… Milli Eğitim Bakanlığı’nın bürokrat ve teknokratları Odatv’de Ebu Cehl sevindiren kalem sahiplerinden danışmanlık hizmeti alınarak… Bilmem hangi ilçe de bilme hangi nargile kafede envai çeşit aromalı tütünler ile  suyu fokurdattıkları gibi  fokurdattılar imam hatip neslini…O artık koleksiyon değeri olan kaset çalar ya da VSD kasetlerde kaldı…

İmam Hatip binaları mantar biter gibi bitiyor diye rahatsız olanlar…İmam hatipleri kapatalım demediler…Evet, bu okullar  A+++ Plus olsun dediler…Buradan akademik başarısı en yüksek çocuklar yetişsin dediler…Hatta bizim hazır çalışmamızda var Ankara’nın en iyi  akademisyenlerin hazırladığı…

Uzatmayalım imam hatip okulları hasbi ve harbi hesabı cennet olan öğrencilerden değil…Kim olursa olsun akademik başarısı en yüksek olan öğrencilerden tabir yerindeyse bir “Aristokrat” etiketli imam hatipler…

İmam hatiplere karşı değilim imam hatibe gitmedim… Lakin kendime bir söz verdim meslek hayatım boyunca bu okullarda çalışacağım… O nedenle bu okullar ilgi alanım buranın düşmanlarını ve dostlarını tanımak da üzerimde bir vebal…

Bir proje vardı… Sosyal Bilimler ve Fen Bilimler eksenli bir müfredat… O dönemler MEB’in en etkin ve yaygın danışmanlık hizmeti verenler 15 Temmuz’da akademik başarısı en yüksek öğrencilerin bu toplumun karşısına ağır makineli silahlarla çıkmaları emrini veren Fetoperestlerdi…

Bürokrasi ayağı Fetoperestler; Teknokrasi ayağı ise ulusalcılar… Biz de kendi kendimize gelin güveyi olduk “İmam Hatip Ruhu” tekrar canlanıyor…

2015 yılında okyanus ötesinden gelen karar ile himmet ödemede istikrarlı olan öğretmenler; ödedikleri himmet tutarına göre bu proje olan imam hatip liselerinde istihdam edilecekti… Hemen arkasından bu konuda ulusalcı öğretmenlerden kendilerine partner olmaları istendi…

Çünkü teklif çok cazipti… İmam Hatip Okullarında “Rahmani” ve “Nebevi” düşüncenin ve yapılanmanın köküne kibrit suyu dökeceklerdi… Ulusalcıların rüyalarını süsleyenler gerçek mi oluyordu!

Hem de şimdi vali olan ve tüm MEB’i dizayn ve koordine eden kişinin bunlardan haberi yoktu! Var mıydı yok muydu bu “Din Günü” belli olacak…

2017 yılına gelindiğinde artık öğrencilerin zihin ve gönül kodları ciddi şekilde değişmişti… Önceleri gayeleri ve dersleri homojen olan öğretmenler bir anda nasıl olduysa heterojen oluvermişti…

Veliler mi artık onların sorduğu kaç net yaptıkları ve sonunda S olan sınavları kazanıp kazanamayacakları idi…Bir gariban öğretmen tüm diğer öğretmenlerin baskılarını göze alarak “Sizin çocuk namaz kılmıyor” denilince bir zamanların mücahit imam hatip mezunu baba “Kılar bakalım, şu sınavı bir kazansın!” deyiveriyor…

Şimdi sıkı durun… Fetoperestler kendi okullarında tezgâhtan geçirdikleri öğrenciler ile toplumun iktidarını değiştirme hayalleri vardı. Cüret ettiler ve kaybettiler… Arraf değilim! Ulusalcılar 1950 öncesi ukdesi ile hayallerini gerçekleştirmek için sadece iktidar değişikliğine değil bildiğiniz devrimleri yeniden canlandırmaya çalışacaklar… Hiç düşündünüz mü ülkemizde neden şimdi o dönemin kod ve motiflerine yatırım yapılıyor… Romantizm açısından bakanlar yanılıyor… Hedef sadece bütçe elimize geçti heykel yapalım olmayacak…

Rabbim bu ümmete yakaza hali bağışlasın… Nasip olursa bir başka yazıdan buradan devam ederiz ya da bu yazı bir vebali üzerimizden atmak için şahidimiz olarak kalır…

yazar@ercanharmanci.com

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir