Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Eylül 18, 2020

Dinler Tarihi Bağlamında Dindeki Tahrifin Hermenötiği

1. Din fenomenlerden oluşur. Fenomenler, dinde ortaya çıkan ve onu tarihsel, somut, görülen hale getiren unsurlar olup dinin tarih içinde tecelli eden, en derin kutsalını yansıtan olguları, dünyevileşen, sekülerleşen ve rasyonelleşen taraflardır.

2. Rasyonelleşme veya rasyonalizasyon, dinin en doğal süreci olup bir anlamda insanileşmesi anlamına gelir. Dinin teolojik unsurları metafizik alandan olup en fazla mitolojik hale gelip mistik formlar kazanırlar. Statik, en gözse çarpan, /bariz yönlerini oluşturan dinin mistik formlar, aklileşemediğinden anlaşılamazlar ve literal/ harfi anlamdan uzaklaşıp çoklu metaforik anlamlara doğru gelişerek sürüklenirler.

3. Dinin beşeri unsurları ise tarihselliği en fazla olan, en dinamik taraf olup sürekli bir değişim içindedirler. Beşerin eline düşen her unsur kirlenebileceğinden değişim genelde olumsuz yönde olur. O yüzden dinin teolojik, kitabi, metafizik, gizemli yönleri mümkün olduğu kadar minimum ölçüde beşeri müdahalelere maruz bırakılmalıdır.

4. Beşerin müdahalesine maruz kalan dinin fenomenlerini bekleyen ilk tehlike menfaattir. Dindarın inancının artması için en gerekli şey, Tanrı başta olmak üzere mukaddes gördüğü fenomenlerle daha fazla başbaşa kalabilmesidir. Bu dindarı pozitif, dikey, ani ve sezgisel açıdan geliştirecek ve devrimci bir dindar kimliğine bürünecektir. Zira dindardaki bireysel devrimler, evrimsel tahrifatlardan daha yüksektir.

5. En büyük kutsalı gördüğü Yüce Varlık ile derin ilişki, titreme, huşu veya büyülenme gibi daha yakından “hissedildiğinden” menfaat konusunda bireysel hareket edemeyen dindarın ilk politik manevrası ait olduğu cemaatle, topluluk veya grup gibi sosyal yapılar ile başlayan menfaatlere sarılmasıdır.

6. Dindeki antropo-politik bozulma böylece, bu haliyle meşruluk kazanacaktır. Teo-sosyal bir forma bürünen din böylece antropolojik meydan okumalara maruz kalmaya devam eder.

7. Ait olduğu sosyal yapının bir parçası olduğunu daha fazla vurgulamaya başlayan dindar, bu safhada en büyük suiistimalini yaparak sosyal yapının hayati bir unsuru olduğu zeabına kapılarak kendi kişisel ihtiyaçlarını cemaatinkilerle aynileştirmeye başlar. Bu büyük tahrif, teopolitik durumun politik teolojiye dönüşmesindeki ilk dönüş noktasıdır.

8. Politik teolojiye dönüşen din, daha fazla dünevileşeceğinden; “daha görünür”, “daha ikonografik”, “daha fiziksel unsurlar” ile dolmaya başlayarak tamamen beşerileşmeye doğru hızla adımlar atar.

9. Beşeri menfaatlerin teolojik söylemlerle jargon hale geldiği bu din formunun en çarpıcı örnekleri, Hıristiyanlık için Roma Katolik Kilisesi, İslam için ise Şiilik kabul edilebilir. Katolik Papalığın, Şii İmamet ile, Katolik Mesihliğin, Şii Mehdilik ile fenomenolojik mukayeselerin yapılabildiği bu safhada din tamamen bu dünyaya ait bir form haline gelerek tarihinin en büyük tahrifatını yaşamaya başlar.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir