Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Ekim 22, 2020

Akla Operasyon Çeken Bir Toplum İflah Olur Mu?

Allah, kendisine muhatap olarak seçtiği insana her şeyi kavrayabilecek bir güç /akıl vermiştir. Bu güç/akıl, bir paket halindedir. Bu paket içerisinde kalp, görme, işitme, düşünme gibi iletişim araçları da vardır. İnsan bu paketle Rabbinin talimatlarını anlamaya çalışır ve hayatını sürdürür

Ben, paketin tamamına akıl diyorum; zira tümünü akıl yönetiyor. Akıl, insanı insan yapan güçtür. Hem Allah’ın insanlara hitabı olan Kur’an’ın muhatabıdır, hem de diğer varlıklarla sağlıklı iletişim sağlamada yetkilidir.

Bilindiği gibi, akıl Kitap’tan önce yaratılmıştır. Sonradan yaratılan kitap, akla havale edilmiştir. Dolayısıyla akıl faal hale getirilmeden hitabın/vahyin/sözün anlaşılması mümkün değildir. Onun içindir ki akıl; düşünmenin, idrakin, kavramanın, fıkhın, bilmenin, bilimin merkezi kabul edilmiştir.

Kur’an Kitab’ının ilk muhatabı olan Muhammed as, -Kur’an’ın emriyle- aklı merkeze alarak hareket etti ve yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede Kur’an İslamını hakim kıldı. Ardından, içlerinde az denilebilecek kadar düşünürler/bilginler, aklı merkeze alarak Kur’an’ın direktifleri doğrultusunda ilim üretmeye devam ettiler. (Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Aişe, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes’ud, Hasan Basri, Ebu Hanife gibi)

Vahyin ve onu anlayan aklın hakim olduğu her dönemde Müslümanlar her alanda zirvedeydiler (pik yaptılar); ancak vahyin yerine haşeviye (rivayet kültürü) ve muhafazakarlık hakim olunca, gerilemeye başladılar ve dünyanın üçüncü sınıfı duruma düştüler.

Aklın hakim olduğu dönemlerde Felsefede Farabi, İbni Tüfeyl, İbni Rüşd, İbni Sina gibi düşünürler yetişirken, Kelam ilminde İmam Maturidi, Kadı Abdulcebbar gibi alimler yetişerek Kur’anın öngördüğü inancı öğretmeye çalıştılar.

Yine Tefsir ilminde Fahrettin Razi, Zemahşeri, Kadı Beyzavi gibi müfessirler yetişirken, usul ve fıkıhta Ebu Hanife, Şatibi ve ibnül Kayyum el-Cevzi gibi fakihler yetişmiştir.
Yine kimya ve tıp biliminde Cabir b. Hayyan, Ebu bekir er-Razi yetişirken, matematikte ve astronomi ilminde Harezmi, Biruni gibi bilim adamları yetiştiler.

Evet, aklın merkezde ve iktidarda olduğu yıllarda (Özellikle Me’mun, Mutasım döneminde) Darul Hikem (Hikmet, bilgi evi) gibi büyük bir kütüphane ve araştırma merkezleri kuruldu ve dünyaya bilim üretmeye çalıştılar; ancak erken zamanlarda akla ve rey’e karşı başlatılan rivayetçi-muhafazakar damar, Ahmet b. Hanbel öncülüğünde ve Abbasi halifesi Mütevekkil tarafından iktidar yapıldı ve düşünmeyi, akli araştırmayı ve bilim üretmeyi engelledi.

800’lü yılların ortalarında başlatılan akıl ve felsefe (düşünme) düşmanlığı, Gazali’nin felsefeyi terk ederekek muhafazakarların yanında yer almasıyla pik yaptı. O büyük Gazali, artık akıl ve felsefeyle uğraşanları dinsiz ve İslam düşmanı olarak ilan ediyordu ve yetiştirdiği talebe ve yazdığı eserlerle öylesine bir güce ulaştı ki günümüze kadar iktidarını sürdürdü. Ona karşı sesini yükseltenler, hep cılız kaldı ve susturuldu; halen de susturulmaya çalışılmaktadır. Onun içindir ki İslam dünyasında yaklaşık bin yıldır akıl, mantık ve felsefe düşmanlığı devam etmektedir. Koca Fatih döneminde bile mantık ve felsefenin okutulmasına izin verilmedi ve okuyanlar öldürüldü.

Akla ve düşünsel üretime operasyon çekenler, esasen Kur’an’a operasyon çekmiş oldular; zira Kur’an, düşünmeyi, aklı kullanmayı ve üretmeyi istemektedir. Zaten akıl ve düşünce hapsedilince, Kur’an’da hayattan uzaklaştırılarak raflara kaldırıldı. Sadece belli gün ve gecelerde mevtalara hediye edilmek üzere okundu. Kur’anın mesajı hayattan koparıldıktan sonra artık geride ne kaldı ki!

Onun içindir ki eğer İslam toplumları olarak dirilmek ve dünyaya düzen vermek istiyorsak, yeniden –ilk dönemlerde olduğu gibi- Kur’an’ın, “niçin akletmiyorsunuz” talimatını dikkate alarak, Kur’an’ı, aklı, düşünmeyi, mantık ve felsefeyi, bilimi rehber edinmemiz gerekir. Başka da çıkış yolumuz yoktur; Bu değerler yerine bin yıllık hikaye, haşeviye, İsrailiyat, asabiyet gibi masallarla oyalanırsak, ne Allah’a ne de insanlığa vereceğimiz bir cevabımız olacaktır.

Bilelim ki Kur’an ve onun muhatabı olan aklı rehber edinmeyip operasyon çekenler (itibarsız kılanlar) asla iflah olmazlar ve insanlığa verecekleri ve insanlığı diriltecek bir yasaları (ilkeleri) de olmayacaktır.

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir