Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Temmuz 31, 2020

Yunanistan Çok Mu Barışçı?

Yunanistan’la yıllardır çok sorun yaşadık hala da yaşıyoruz. Bu sorunlar başka hiç bir komşumuzla yaşamadığımız kadar yoğundur. Şu anda da Yunanistan’dan başka herhangi bir Balkan ülkesi ile sorunumuz yoktur. Yunanistan bununla ilgili olarak sürekli Türkiye’yi suçlamakta, bütün sorunların kaynağı imiş gibi göstermeye çalışmaktadır. İşin ilginci Türkiye’de de Yunanistan’a hak verenler bulunmakta, muhalefetin önemli bir kesimi Yunanistan yanlısı kesilmektedir.

Peki gerçek böyle midir; tarih sayfalarında şöyle bir gezintiye çıkalım. İşin gerçeği Yunanistan Mora despotluğunun ve de İstanbul’un Osmanlı tarafından fethinden, daha geriye gidersek Malazgirt’ten bu yana bir kan davası gütmektedir. Bu bakımdan da kendi arzı mevutu olarak gördüğü Türkiye topraklarını yeniden ele geçirme ve Türkiye’yi bu topraklardan sürüp çıkarma hevesi taşımaktadır. Gösterilmeye çalışılanın tersine, Yunanistan’da aşırı milliyetçilik ve fetihçilik, Türkiye’den daha fazladır. Türkiye’de muhafazakarlığın hakim olduğu nu gerekçe yapıp Yunanistan ağzıyla konuşanlar, şu anda Yunanistan’da da bir muhafazakar iktidar olduğunu hatırlasın. Çipras gibi solcu bir lider zamanında iki ülke arasındaki ilişkiler çok daha uygarca ve sorunlar konuşulabilir tartışılabilir düzeyde idi. Ta ki hiç üstüne vazife olmadığı halde eski Yunan cumhurbaşkanı kalkıp buna çomak sokana kadar. Şimdiki cumhurbaşkanı da sağcı hükümeti ve savaş heveslisi militarist çevreleri ile aynı görüşleri paylaşarak Türkiye’ye karşı açıklamalarda bulundu.

Bunlar bir de daha ileriye gidip Avrupa Birliğini de işin içine çekerek Türkiye’ye karşı ‘ağabeyime söylerim gelir sizi döver’ tavrı takınmaktadırlar. İşin gerçeği AB de Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum Yönetimin üyesi olması sebebiyle bu oyuna boynunu gönüllü uzatmakta, üye yapmayı istemediği Türkiye’yi Yunanistan’ı bahane ederek şamarlamaya kalkmaktadır. Şamarlama günlerinin geride kaldığı ve artık bunun geçmeyeceği anlaşıldıkça da hırçınlaşmaktadırlar.

İşin gerçeği Türkiye’nin AB üyeliğine uzun yıllar Yunanistan ve GKRY i taş koymuştur.AB en büyük tarafgirliği henüz birliğini sağlayamamış güney Kıbrıs’ı üyeliğe kabul etmekle yapmıştır. Bu yolla Türkiye’yi Kıbrıs konusunda boyun eğdirme fırsatı kazanılacağı sanılmıştır. Bu koz, sürekli olarak Türkiye’nin karşısına üyelik engeli olarak çıkarılmıştır. Fakat artık Türkiye insanı için AB üyeliğinin bir önemi kalmamış, hatta AB nin yaşadığı sorunlar ve çözülme süreci izlendiğinde istenmez olmuştur.

Yunanistan Türkiye’yi sürekli kendisine karşı saldırgan davranmakla suçluyor. Halbuki 1897 savaşında ve birinci Balkan savaşında emperyalistlerin kışkırtmasıyla Türkiye’ye saldırmıştır. Birinci dünya savaşı sonrasında da yine onların maşası olarak Türkiye’yi tümden işgal etmeye ve ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş ve ağzının payını almıştır. Kıbrıs konusunda da Türkiye’yi suçlayan Yunanistan, faşist albaylar cuntası eliyle Nikos Sampson’u kışkırtarak Kıbrıs’ta darbe yaptırmış ve adanın iki toplumlu statüsünü bozarak ilhaka kalkışmıştır. Türkiye’nin adayı işgal ettiği söylenerek yapılan karşı propaganda, Türkiye’nin müdahalesi sonucu hem Yunanistan’daki faşist cuntanın düştüğü, hem de Kıbrıs’taki faşist kalkışmanın akamete uğratıldığı gerçeğini örtmüyor.

Evet uluslararası toplum Türkiye’nin adadaki varlığını istememektedir. Fakat unutulmamalıdır ki Türkiye Annan planı çerçevesinde çözüme yaklaştığında buna karşı çıkan Rum tarafı ve ülkemizdeki ‘ver kurtul yapacaklar’ diye yalan propagandaya baş vuran muhalefet çevreleri olmuş ve çözümü engellemeyi başarmışlardır. Halbuki bu plan uluslararası toplumdan da geniş çapta destek bulmuştu.

Yunanistan doğu Akdeniz konusunda da en yakın komşusu Türkiye ile işbirliği yapmak yerine, Türkiye’yi dışlamaya çalışanlarla işbirliğine giderek İsrail, Fransa ve Almanya’nın tetikçiliğini yapmaktadır. Onlarla birlikte üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’yi, Akdeniz’e kıyısı olmayan bir kara ülkesi yapmaya çalışmaktadır. Şimdi bu Yunanistan ‘barışçı’ Türkiye ise bu girişimlere karşı haklarını korumak için masaya yumruğunu vurduğunda savaşçı ve fetihçi mi oluyor.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir