Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Kasım 26, 2020

Türk Tarihi Nübüvvet Tarihidir

Hem İslâmcıların hem Türkçülerin neredeyse 100 yıllık süreçte teori üretip “konsensus” oluşturduğu bir alanda çıkıp da “Türk tarihi nübüvvet tarihidir.” diyerek bütüncül bir tarih okuması teklif etmek sıkıntı oluşturuyor. “İkna olamıyorum” diyor ideolojik gözlükleri ile tarihi okuyan adam-kadınlar.

İkna etmek, bir dert mi?
İşin aslı İslâmcılar Araplar kopup gitmesin diye fikir üretti; Türkçüler Türk dünyasından bir destek bulmak için fikir verdi.

Türkçüler Türk dünyasına “Sen Türksün” dediler. Örneğin Ömer Seyfettin böyle demiştir. “Onlarla dilimiz ve dinimiz birdir” demiştir. Fakat bir Kazak’a, Özbek’e sorulduğu zaman “Biz Kazak’ız kardaş” diye cevap aldılar. Kazak Anayasası’nda dahi “Dilimiz Türkçedir” yazmamakta, “Kazakistan’ın dili Kazakçadır” ibaresi yer almakta.

Türkçüler onlarca fraksiyona ayrıldılar. İslâmcılar Arap devletlerine gelince ulusalcı kesildiler. İslâmcılar Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri söz konusu olunca “kardaş, milliyetçilik küfürdür” dediler.

Ben Hanif Türk’ü bu ihtilafları aşmak için yazdım. Artık dileyen alır kabul eder, dileyen “ikna olmuyorum” der.

Benim yaptığım şey “töre” denilen şeyi gündelik hayatın içinde tanımlamak ve 7 esaslı bir “ahlâk normu toplumu” inşa etmektir. Üstelik bunu tarihsel sürekliliğe yaslamaktır.

1) Tek Tanrı’ya tapacaksın,
2) Ana-babanı terk etmeyeceksin,
3) Zina etmeyeceksin,
4) Akrabaya, komşuya yakınlık göstereceksin,
5) Kul hakkı yemeyeceksin,
6) Açları doyurup, yoksulu giydireceksin,
7) Kimseyi haksız yere toprağından sürmeyecek, haksız yere kan dökmeyeceksin.

Ben töreyi bu ilkelerde gördüm ve Hz. Peygamber’in Mekke’de karşılaştığı zulmlerin de bu ilkelere aykırılıktan doğduğunu tespit ettim.

Tarihte ne zaman bir zulm, bir fitne ortaya çıkmışsa bu ilkelerin çiğnenmesi ile ilişkisi vardır.

Örneğin Yusuf kıssasında 10 kardeş 7. ilkeyi çiğniyor ve kardeşlerini kuyuya atıyor.

Örneğin Musa kıssasında İsrailoğulları, Tanrı’yı bırakıp buzağıya tapıyorlar ve çöle düşüyorlar.

Örneğin Habil-Kabil kıssasında Kabil, akrabalığı bozuyor ve 4. ilkeyi çiğniyor. Yetmiyor 7. ilkeyi de ihlal ediyor.

Örneğin Karun kıssasında zenginliğine güvenen Karun 6. ilkeyi çiğniyor ve şımarıyor. Allah da onun servetini helâk ediyor.

Örneğin Yusuf kıssasında vezirin karısı zina etmek istiyor ve 3. ilkeyi çiğniyor. Yusuf’a zulmediyorlar.

Türkçüler “töre” deyince “devlet kurmayı” anladılar. İslâmcılar ise “töre” deyince aşiret yasalarını anlayıp modernleşmeye rıza ürettiler.

Belki de uzun zamandan beri ilk kez “Hanif Türk” tezi, “töre” kavramını içtimaî hayatın ahlâk değerleri olarak tanımladı.

Yaptığım şeyin ne olduğunun fevkalâde farkında olarak yazdım ve yazıyorum.

Bunun karşısında “ikna olamıyorum” diyen ideolojik körlerin olması da zerrece umurumda değil.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir