Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Temmuz 29, 2020

Çocuk Eğitiminde Sevgi Dilinin Önemi

Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimize göre, Hz. Lokman çocuğuna sevgi diliyle konuşmuştur. Kur’an üslubunda ayrıntılara çok yer verilmez. Fakat biz Lokman’ın (a.) hikmet sahibi bir insan olmasından mütevellit meşru bir evlilik yaptığını ve seçmiş olduğu eş için ahlaki nitelikleri öne çıkardığını anlayabiliriz. Böyle nitelikli bir şahsın ailesinde elbette saygı ve sevgi ön plândadır. Dışarıda hikmet ehli bilinip ev halkına bu hikmeti yansıtmamak hikmetsiz bir eylemdir. Hz. Lokman gibi bir şahsın böyle bir duruma düşmesi mümkün değildir. Hele de “gönül meyvesi” “göz nuru”[1] diye bilinen çocuklara karşı itinalı davranmak ilahi emirdir. Çünkü onlar imtihan için insana lütfedilmişlerdir.[2] Ana-babanın imtihanı onların vahiy eksenli yetiştirilmeleridir. Çocuklarını peygamber terbiyesine göre yetiştirmeyen aileler imtihanlarını baştan kaybetmişlerdir.
Çocuk yetiştirmek bir süreçtir. Allah ömür verdikçe ana-baba çocuğundan elini çekmediği gibi, çocuklarda onlardan kopmazlar. Ebeveyn ile çocuklar arasında tarif edilmez bir yakınlık vardır. Bu yakınlığı kaybederek birbirlerine yabancılaşanlar fıtrat sınırlarının dışına çıkanlardır ki bizim bu marjinal ve fıtratı bozuk kimseler için yaratılışın doğal mecrasına dönmedikçe söyleyecek bir sözümüz yoktur. Ana-baba ve çocuklar arasındaki sevgi fıtrîdir. Hz. Lokman bu fıtrat gereği çocuğuna konuşurken “يَا بُنَيَّ” şeklinde bir ifade kalıbı kullanmıştır. Arapçada “ism-i tasgir” diye ifade edilen bu kalıp “Ey oğulcuğum” şeklinde çevrilebilir. Merhamet ve şefkat bildirir. Daha yürekten bir söylemle “Ey oğulcuğum, kuzum, canım, ciğerim, biricik yavrum vb.” gibi anlamlar verilebilir. Daha ilk baştan çocuğun kalbine hitap etmek onu vaaz ve öğüdü daha dikkatli dinlemeye ve gereğini yerine getirmeye hazır hâle getirir. Rabbimiz bize Hz. Lokman’ın üzerinden çocukların gönül kapılarını hakikate açacak anahtarın sevgi olduğunu beyan etmiştir. Kur’an taraması yaparsak Hz. Yakub’un da çocuklarına aynı dili kullandığını görürüz. Ayet şöyledir: “قَالَ يَا بُنَيَّ لاَ تَقْصُصْ رُؤْيَاكَ عَلَى إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُواْ لَكَ كَيْدًا إِنَّ الشَّيْطَانَ لِلإِنسَانِ عَدُوٌّ مُّبِينٌ” “(Babası) şöyle dedi: “Ey oğulcuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma! O zaman (anlattığın taktirde) sana tuzak kurarlar. Muhakkak ki şeytan, insana apaçık düşmandır.”[3] Sevgi dili peygamberlerin “Beşir/müjdeci” olmalarının ümmetlerine yansımasıdır. Bu sıfatla donandıkları için hiçbir peygamberde kabalık ve katılık yoktur.[4] Ümmetlerine karşı baba mesabesinde olan peygamberler onlara nasıl kibar konuşmuşlarsa, kendi aile bireylerine de öyle kibar konuşmuşlardır. Peygamberlerin davranışlarını sünnet kabul eden Müslümanların da nezaket ve kibarlığı karakter hâline getirmeleri hayatın güzel devam etmesi için önemlidir. Eğer Hz. Yakub’la ilgili şefkat ifadesini Hz. Yusuf’un peygamber olacağını bilmesine ve bundan dolayı sevgi ifadesi kullanmasına yorumlarsak[5] o zaman da şöyle bir anlam ortaya çıkar: ana-babaların istikbal ifade eden çocukları daha bir özenle yetiştirmeleri ve onlara konuşurken daha seçici olmaları gerekir.

Tüm bu söylenenlerden bir sonuca varacak olursak ana-baba, çocuklarına karşı sevgi dilini tercih ederse çocukta bir öz güven oluşur. Bu öz güven çevreye karşı da olumlu yansır, hiçbir zaman hayata bakışında ve olayları değerlendirişinde komplekse düşmez. Aksi durumda ise çocuklar güvensiz ve korkak olurlar. Çocuklarını sevmeyen ailelerin yetiştirdiği nesiller merhametsiz, suç işlemeye meyyal, çekingen ve başarısız bir hayat sürerler. Sevgiden mahrum ve sevgiyi aile içerisine yansıtamayan ailelerde yetişen çocukların sevgi tulumları boş olduğu için bu boşluklarını başka sevgilerle telafi etmeye çalışmaktadırlar. Neticede kız veya erkek çocukları kara sevda denilen illet dâhil her türlü hastalığa yakalanmaktadırlar. Uyuşturucu kullanmak gibi rahatsızlıklar da yine sevgi ve saygı ortamında yetişmeyen veya hiç görmeyen çocuklar arasında olmaktadır.

Bu durumda yapılması gereken; daha baştan aileyi sevgi ve ahlaki temeller üzerine kurmak ve göz aydınlığı yavruları şefkat, merhamet, sevgi ve saygı esaslarına göre yetiştirmektir. Çocuklar itina ile büyütülür ve kendilerine hitap edilirken konuşma biçimi başta olmak üzere sevgi gösterilir ve hissettirilirse umarız sağlıklı bir nesil yetişir. Bitkilere ve hayvanlara dahi sevgi diliyle konuşulan bir dünyada çocuklardan bu sevgiyi esirgemek çok büyük bir yanlıştır. Peygamberler ve Hz. Lokman bize sevgi dilini öğretmişken bu dili vahiyden öğrenen Müslümanlar olarak çocuklarımıza karşı bütün cömertliğimizle güzel konuşmalıyız. Çocuklara karşı sevgi dili kullanmak yaşayan sünnettir.

[1] Bk. Furkan 25 / 74.

[2] Bk. Enfal 8 / 28.

[3] Yusuf 12 / 5.

[4] Âl-i İmran 3 / 159.

[5] Ebu’s-Suud, Muhammed b. Muhammed, İrşad’u-l Akl’ı-s Selim, D.İ.K. Beyrut, 2010, c. IV, s. 393.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir