Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Ağustos 4, 2020

Ayasofya İçin Bir Öneri’ye Cevap

Değerli dostum Ömer Adil Gülmez’in Ayasofya hakkındaki önerisine yönelik benim birkaç değerlendirmem olacak;

  1. Öncelikle şunu belirtmek lazım ki İslam dini, hiçbir değerini batıl ile benzeşmek, aynileşmek, onunla bir araya getirmek veyahut ona alternatif olmak için öne çıkarmaz. Aksine ezan, cami, kıble, namaz gibi göze çarpan fenomenlerinin tamamında farklılık ve batıldan ayrışma ve Tevhid’in izharı söz konusudur.
  2. Ayasofya Camii’nin ibadete açılması Türkiye’nin ruhuna tekrar kavuşması, maddi ekonomik ve geçici sevdalardan kendini kurtarıp silkinip aslına dönüşü olarak algılanabilir. Adil hocamızın dediği gibi yeniden bir cami olması meselesi gasbedilen, zorla müzeye çevrilen bir değerimize tekrar kavuşmak demektir.
  3. Adil Gülmez beyin hıristiyanların ibadet etmesi için de bir bölümün açılmasına yönelik teklifine rezervim öncelikle “hangi Hıristiyanların ayinine açılacağı şeklinde olacaktır. Eğer Fener Ortodoks Kilisesine ait olarak açılsın şeklinde olursa zaten onların beklediği de tıpkı Vatikan gibi evrensel bir statüye sahip olma isteklerinin birinci ve en önemli safhası demektir. Zira bir cüzi bölüm sıradan bir yer olmayacak bir bütünlük içinde ayinleriyle, kendi litürjisiyle, ruhban tüzüğü ve etrafındaki müştemilata ait yönetmelikleriyle karmaşık bir kilise idaresi anlamına gelecektir. Dahası bu durum, günlük ibadet saatleri açısından da sıkıntı olacak bir tarafta ayin yapılıp ilahiler okunurken diğer tarafta namaz söz konusu olabilecektir.
  4. Söz konusu uluslararası güçler ve Hıristiyan tepkisine yönelik cevap olacak ise bizim teklifimiz, Ayasofya camii olarak ibadete açıldığında Padişahların, Hünkar Mahfiline girerken dinlenme alanı olarak kullandıkları şimdilerde vakit namazlarının kılındığı ve başka bir kapısı olan Çeşme tarafından girişi olan mahallin, yetki ve idaresi Fener Ortodoks Kilisesi idaresine teslim edilmemeli şartıyla ibadetgah olmasıdır.
  5. Bu mahallin idaresi de tıpkı Kudüs’teki Hıristiyanların en kutsal mekanı sayılan “Diriliş Kilisesinin idaresinin Müslüman bir ailede olması gibi” devletimize veya görevlendirilen bir komiteye ait olabilir.
  6. Bu ibadet alanı, “bireysel dua ve ibadet mekanı” (şapel) olarak donatılarak ibadete açılabilir ama herhangi bir mezhebe otorite sağlamayacak şekilde düzenlenmemelidir.
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir