Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Ağustos 1, 2020

Ayasofya İçin Bir Öneri

Ayasofya büyük bir külliye. Buna rağmen rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Ayasofya’nın Fiziksel cesameti manevi nüfuzunun gerisinde kalır. Yeniden cami olarak düzenlenip Müslümanların beş vakit ibadetlerini ifa edebilecekleri bir mekâna dönüştürülmesi dâhili ve harici istemezükçülerin aksülamellerine sebebiyet verecektir. Hassaten Hristiyan âleminin reaksiyonlarına bir önlem olarak bazı tedbirler alınabilir.


Bu meyanda öncelikle tescil edilmelidir ki Ayasofya genel manada Müslümanların ibadetine açık, İstanbul’un fethini sembolize eden Selatin camilerinden bir camidir. Ne sebeple olursa olsun bu konuda kısmi ya da umumi herhangi bir engel meşru değildir. Bu meşruiyet Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’sı tarafından koruma altına alınmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti değildir. Kahır ekseriyeti Müslüman olan muhtelif dinlere mensup halkların oluşturduğu hukukun üstünlüğüne tabi sosyal bir devlettir.

Ayasofya’nın bölümlenen “cüzi” bir kısmında (Mihrap ve minberin bulunduğu ana büyük mekân haricinde ayrıştırılmış ve yalıtılmış bir bölüm) Hristiyanlara  günlük dua ve ibadetleri için izin verilebilir. Gerekli güvenlik önlemleri devletçe alınır.
Müslüman ve Hristiyanların ibadetleri esnasında rahatsız edilmemeleri şartıyla Sultanahmet Camii gibi tüm ziyaretçiler Ayasofya’nın da tüm bölümlerini görebilirler.

Geldiği yer itibariyle Ayasofya’nın durumu teo-politik bir görünüm arz etmektedir. Bu bakımdan çözüm sadece İslami esasları temel alan bir çözüm olamaz. Mesele günümüz beynelmilel siyasal konjonktüre uygun olarak dikkatlice ele alınmalıdır.

“Kimseden korkumuz yok” demek biraz da ucuz kasaba politikacısı söylemine taviz vermektir.

Ayasofya’nın bir vakıf eseridir ve kılıç hakkı vardır amenna. Bu sebeple Ayasofya bir camidir. Ancak dönüşümün kiliseden camiye camiden müzeye doğru cereyan ettiği herkesin malumudur.

Karşı tarafı ikna edici bir çözüm bulunmadan hamasi olarak yapılacak tek yanlı uygulamalar Türkiye’nin Hıristiyan dünyasının ciddi reaksiyonlarına muhatap olmasına neden olabilir. Bunu siyasi ve ekonomik çok ciddi sonuçları olabilir.

Ana muhalefetin “yapın engelleyen mi var” ifadesi AK Parti ile Hıristiyan Batı dünyasını karşı karşıya getirip mevcut yönetimin zarar görmesinden mütevellit onların çıkar amaçlarına uygun düşmektedir. Yüzde yüz kışkırtma amaçlı bir ucuz politik argümandır. Bu söylemi savunanlar bu konuda çok mahirdirler. Bu da Ayasofya konusunda ne kadar titiz-dikkatli olmamızı gerektiren bir başka konudur.

@umradil

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir