Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Temmuz 31, 2020

Allah’ın Soruları- 2

HAKİKATTEN YÜZ ÇEVİRENLER
De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, 
kalplerinizi de mühürlerse,

(Eğer siz nefsinizin, arzu ve isteklerinizin, sevdiğiniz kişilerin, sarılmakta olduğunuz cehaletin, özgürleştirmeyen dininizin doğrultusunda hareket ederseniz; 
Kitaplarda- İnternette- Gazetelerde- Televizyonlarda- Radyolarda
Ne yazılırsa yazılsın, ne söylense söylensin,
hakikati işitmez, hakikati görmez ve vicdanınızıda kapatırsanız)
Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?”
(Bu hakikatleri fıtratınızdan, vicdanınızdan, şahitlik ettiğiniz hayattan, verdiğiniz mücadeleden görebileceğiniz- işitebileceğiniz- hissedebileceğiniz Allah’tan başka kim size yardım edebilir- öğretebilir.)
Bak,
 
(Tekrar bak,
bakarmış gibi değil,
görmek için bak,
anlamak için,
okumak için bak)
biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, 
sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?
 
(Allah tüm hakikati insanlığın 
gözü- kulağı- kalbi ve aklı önüne seriyor ama halen nasıl insanları
elde ettikleri
siyaset ile,
medya ile,
bilgi ile,
sinema ile,
üniversiteler ile,
fabrikalar ile,
reklamlar ile
hakikatten yüz çevirmeye devam ediyorlar.)
En’am- 46
***

SİZ HİÇ DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ?
“De ki: 
“Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum.

(Yeryüzünün mülkleri benim elimdedir.
Mevki- makamları hakmiyetimdedir.
Bilgilerin tümüne sahibimdir.
Silahlı- silahsız ordularım vardır.
İktidarlara ben hükmediyorum
Demiyorum) 
Ben gaybı da bilmem. 
(Uzak- yakın gelecek ile ilgili garantilerimde yoktur.
Sizlere bu dünyada kesin zaferlerde vaad etmiyorum.
Yarın başımıza ne geleceğini de bilmiyorum.
Fal, ebced hesapları ile geleceğe dair garantilerde veremem.)
Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum.
(Günah işleyen bir insanım.
Zayıf yaratılışım var.
Akli- kalbi- nefsi melekelerle hakikati arıyorum.
Bazen yanılabiliyorum. 
Bilmediklerimi öğrenmeye çalışıyorum.)
Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.”
(Fıtratımdaki ilahi ruha, alemdeki görünür- görünmez vahye, okunan vahye, değişmeyen hakikate, zenginleşen hikmete, özgür bir akıl ile elde edilen birikime) 
De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? 
(Nu halde iken okuyan- okumayan, araştıran- araştırmayan, soran- sormayan, karşılatıran- karşılaştırmayan bir olur mu? 
Siz hiç düşünmez misiniz?” 
(Elde ettiğiniz bilgilerin gerçek olup olmadığına bakmaz mısınız?
Size gösterilenin yalan olup olmadığına bakmaz mısınız?
Okuduklarınızın doğru olup olmadığını araştırmaz mısınız?
Bildiklerinizin yanlış olup olmadığını düşünmez misiniz?
Kitaba ve bilge insanlara sorarak karşılaştırmaz mısınız?
Size öğretilenlerin içeriğini ölçmez misiniz?)
En’am- 50
***

CAHİLİYE HÜKMÜNE DÖNÜŞ
Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? 
(Onlar hala oligarşik egemenlerin varlığını mı istiyorlar?
Gelenek adıyla kutsallaştırdıkları ve adalete- tevhide uymayan yaşam biçimlerinin devamını mı istiyorlar?
Dini kisve yaparak insanları ve kendilerini aldatan zümrelerin varlığını mı istiyorlar?
Mülkün sadece belli kesimler elinde toplanarak kendilerinin onlara köle olarak yaşamalarını mı istiyorlar?
Kadın, çocuk ve yaşlılar başta olmak üzere insanların sömürülmesini ve ezilmesini mi istiyorlar?
Ticaretin faiz ekseninde dönmesini ve insanların emeklerinin sömürülmesini mi istiyorlar?
Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 
(Yeryüzünde adaleti- barışı- eşitliği- hayrı- merhameti- doğruluğu sağlayacak şey;
Allah’ın tüm varlık aleminde kurduğu düzenin akışına uyulmasından geçer.)

Maide- 50
***

MÜCADELE YOLUNDAN KAÇANLAR
“Ey iman edenler! 
Size ne oldu ki, «Allah yolunda savaşa çıkın!»
 
(Mallarınızı infak edin…
Hakikati anlatan sinema filmleri çevirin…
Televizyonlarda insanları hidayete götüren yapımlar hazırlayın…
Helal gıda üretin…
Faizi ticaretten kaldırın…
Yönetimde yakınlarınızı kayırmayın…
Adil davranın…
Teknolojiyi hayr yolunda kullanın…
Namaz kılın…
Örtünün…
İnsanları elinizle ve dilinizle incitmeyin…
İlim öğrenin…)
denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz?
 
(Hiç bir şey yapmıyor,
Sorumlulukları erteliyor,
Görevden kaçıyor,
İşine geleni yapıp, diğerini yapmıyor,
Dünyalık Kaybedeceğin şeyleri düşünüp bir şey yapmaktan imtina ediyor,
Yenilenmekten korkuyorsunuz.)
Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? 
Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.”
Tevbe-38

***


HESAP GÜNÜ NASIL OLACAK?
“Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda

(Ahiret gününde- vicdanın mahşeri meydanında- hesap gününde)
ve
her bir nefse -haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tam olarak ödendiğinde

(Yaptıklarının- konuştuklarının- niyet edip gerçekleştirdiklerinin- güldüklerinin- okuyup amel ettiklerinin)
nasıl olacak?

Al-i İmran- 25
***

HAKİKATTEN NEDEN KAÇIYORLAR?
De ki: “Ey kitap ehli!

(Ey Kur’an-ı Kerim rehberliğinde olduğunu iddia eden Müslümanlar) 
Sadece Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan 
(Vahyi esas alarak,
İnsanın tevhidi mücadelesine dayanarak,
İlahi ruhun rehberliğini esas alarak,
Egemenlerin, Müstekbirlerin, Zalimlerin, Tağutların, Kapitalistlerin, İnkarcıların, Küresel Hegamonyacıların emirlerine itaat etmeyerek,
Geleneğin ifsad edici, İslam’a muhalif yönlerine karşı çıkarak,
Bazı alim- aydınların tapınağa ve yönetimlere kurban ettikleri dine karşı çıkarak,
var olmaya çalıştığımızdan)
ve çoğunuzun da fasıklar olmasından 
(Adı- kisvesi- sözleri ile müslüman olduğunu iddia eden ama büyük günahlar işleyen, 
Sahip olduğu malından fazlasını, zekatını, sadakasını vermeyen,
çıkarlarının esiri olan,
dini istediği gibi iktidarların(Yerel- Küresel) beklediği gibi yorumlayan,
Faiz alıp veren,
İnsanların katledilmesini teşvik eden,
Zinanın yaygınlaşmasına yardımcı olan ve işleyen,
Alkollü içkileri satan ve içilmesine yardımcı olan,
İhaleler, banka ve diğer yüzlerce yolla insanların malını yiyen,
Bürokraside ve özel alanlarda iş kapmak için rüşvet veren, alan,
olmadığımızdan,)
ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz?” 
Maide- 59
***

TEVBE VE DEĞİŞİM
Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler?
 
(Her gün tekrar eden 
yanlışlarına- hatalarına- 
gafletlerine- yanılgılarına- 
günahlarına- aldanışlarına- 
helaklarına- düşüşlerine-
isyanlarına- sahtekarlıklarına-
yolsuzluklarına- şirklerine-
düşüşlerine- kibirlerine-
rağmen,
Yeni bir 
diriliş- inşa-
dönüş- bağışlanma-
inkılab- devrim-
çıkış- kurtuluş-
arınma 
yolunu seçmiyorlar?)
Maide- 74
***
KİM DAHA ÜSTÜN?
Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, 
“Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler.

(Sadece söz- iman ile değil,
Zalimlerle, Emperyalistlerle, Şirk mensuplarıyla, nefisleriyle, şeytanlarıyla, para- mal- mülk- bürokrasi- iktidar ile deneyerek gerçek iman edenlerin kim olduğunu ortaya çıkarırız.)
Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? 
(Kendilerini Bilgi- Rüya- İlham- Vehimlerle Allah katında yüksek makamlarda gösterenler üstün değildir.
Allah gerçek anlamda şükrünü eda edenleri bilir ve 
onlar bunu iddia etmezler.)
En’am- 53

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir