Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Eylül 11, 2020

1974’de Ayasofya’da Namaz Kıldım

1974 senesinde İstanbul’a gelmenin heyecanıyla tarihi mekânları geziyordum. Ayasofya ilk plandaydı. Bir bilet satın alarak Ayasofya’ya girdim. Ayasofya câmi olduğu için gereğini yapmalıydım.

Bir câmiye girildiğinde iki rekat ‘tahıyyetulmescid’ namazı kılmak câmi âdâbındandır. Ayasofya da bir câmi olduğuna göre âdâbına uygun hareket etmek ve iki rek’at namaz kılmak gerekiyordu.

Lakin bu câmide namaz kılmak yasaktı!

Memurlarla kavga etmenin de bir âlemi yoktu. Yukarıda balkonların birinde gizlice iki rek’at namaz kıldım.

Gizlice!

46 sene sonra Cuma günü Ayasofya’nın içinde önde Cumhurbaşkanı olmak üzere devlet erkânı camiyi doldurmuştu. Kuran tilavet ediliyor, caminin içi tekbirlerle yankılanıyordu.

Ayasofya’nın zincirlerini kırmak için mitingler düzenlemiş, eylemler yapmış olan bizim neslimiz için Cuma günü tarihi bir gündü.

Meydanlar sokaklar iğne atsan yere düşmeyecek kadar (sosyal mesafenin de unutulduğu bir heyecan ve iştiyakla) kalabalıktı.

Perşembe akşamından gelenler bu tarihi güne şahitlik etmenin huzuru ve huşuu içindeydi. İstanbul benim yaşadığım 46 yıl içinde bu denli kalabalık bir Cuma namazına şahit olmamıştı.

Evet, Ayasofya ibadete açılmış ve bir rüyamız gerçekleşmişti.

Şimdi sormamız gereken soru şudur: Ayasofya açılınca dâvâmız bitti mi?

Ben bu soruya daha önce yazdığım bir yazıda ‘Ayasofya sonuç değil başlangıç’ diye cevap vermiştim.

Ayasofya Açıldı ama Dava Bitmedi

Tamam, Ayasofya açıldı ama bizim davamız bir binayı ibadete açmak gibi kuru bir iddiadan ibaret değildir. O binayı câmi olarak açmak onu aslına irca etmek olduğu gibi, ülkenin egemenliğinin tescili bağlamında da önemli bir hedefti. Bu hedef gerçekleşmiştir hamdolsun.

İbadet ise hakiki ve mecazi olmak üzere iki türlüdür. Hakiki olan, namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerdir.

Mecazi ibadet ise hayatımızın her anını Allah’ın ve elçisinin gösterdiği şekilde tanzim etmektir. Yani Allah’a kulluktur. Zaten ibadetin kelime karşılığı “kulluk” demektir.

Ayette geçen, ”İnsanları ve cinleri başka değil, sırf bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat,56) ayetindeki ibadetten maksat da kulluktur. Yani 24 saat ve bir ömür boyu İslam’ın ölçülerine uymaktır. Yoksa 24 saat namaz kılmak değildir.

İslam’a uygun biçimde yürüttüğümüz her muamele, yaptığımız her hareket ibadettir.

Bizim davamız da kula kulluk etmeyi terk edip, sadece Allah’a kulluk etmektir.

Sinemizi de Allah’a Açalım

Ayasofya başlangıç olmalıdır derken artık müminlerin Allah’a kulluk konusunda kendilerini hesaba çekerek bir başlangıç yapmalarını kastediyorum.

Ayasofya’yı Allah’a ibadete açarken, sinelerimizi de Allah’a kulluğa açmanın vaktidir.

Ayasofya’da namaz kılıp hâlâ yalan söylüyorsak Ayasofya bize hiç bir şey anlatmamış demektir.

Ayasofya’da namaz kılıyor ama kul hakkına riayet etmiyorsak Ayasofya’nın ibadete açılması bir fanteziden ibarettir.

Ayasofya’da namaz kılıyor ve hâlâ faiz, alkol ve zina gibi Allah’ın haram kıldığı şeyleri yapıyorsak, Ayasofya’nın ibadete açılmasının bizim üzerimizde hiçbir etkisi olmamış demektir.

Ayasofya’da namaz kılıp İslam’ın emir ve yasaklarını çağdışı görüyorsak Ayasofya’nın ibadete açılmasını hiç anlamamışız demektir.

Ayasofya’da namaz kılıp, “din sosyal hayatımıza karışmamalıdır” ya da “devlet dinden, din devletten uzak olmalıdır” diyorsak ibadet/kulluk şuuruna erişememişiz demektir.

Şeytan İğvalarına Kapılmayalım

İbadetimiz yani kulluğumuz, hayatımızın tüm alanlarını Allah’ın rızasına uygun hale getirmemizi gerektirir.

İşte onun için Ayasofya gerçek kulluk bilincine kavuşmamızın başlangıcı olsun diyorum.

Ayasofya’nın ibadete açılışını siyasi tartışmalardan arındırıp, Ayasofya’nın ibadete açıldığı gibi kendimizi, ailemizi toplumumuzu ibadete/kulluğa açmayı, açmışsak daha fazla açmayı gündeme getirmeliyiz.

Kendimiz ne kadar kulluk bilincindeyiz, çocuklarımız, torunlarımız, ailelerimiz, iş yerimiz kurumlarımız ne kadar kulluk bilincine uygundur artık onu konuşmalıyız.

Hamdolsun devletimiz iç ve dış tepkilere rağmen Ayasofya’yı ibadete açmakta tereddüt etmeyecek güce ve imkâna kavuşmuştur; milletimiz de bu tasarrufa sahip çıkmıştır.

Şimdi nefsimizin, şeytanın ve şeytanlaşmışların iğvalarına karşı kulluk bilinciyle hareket edip Hakk’ı her alanda hâkim kılma vaktidir.

Ayasofya’nın ibadete açılması bize bu mesajı vermelidir.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir