Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Ağustos 6, 2020

Teopolitikten Politik Teolojiye

Kant, insanın, yaşayan varlıklar arasında bir üstada ihtiyaç duyan tek canlı olduğunu belirtir. Ona göre bu üstat, ancak kendi türünden olduğunda politik bir anlam taşır. Ancak bu üstat bile kendisi için bir başka üstün üstada muhtaçtır. Aynı yönde Hz. Musa’nın Sina ahdinde Tanrı Yahve, Kendini İsrail’in Hükümdarı olarak tanıtırken İsrail’den hiçbir kişiyi uzun süre bu unvanla anmaz. İncillerde Hıristiyanlığı Tanrı krallığı olarak isimlendiren İsa Mesih için de facto politik durum olumsuzluklar içerdiğinden gelecekte inşa edilecek de Iure yani yargılayıcı bir siyasal krallık söz konusu olup her halukarda bu dünyadaki tüm cari krallıklar, yıkılması gereken yönetimler olup Mesih’in vaat ettiği krallığı değildir. Kur’an ise tüm krallıkların Allah’ın emriyle olduğunu, iyi veya kötü tüm beşeri politik durumun sünnetüllah içinde hareket ettiğini, teslimiyet gösteren ve insanlara salah ve huzur veren tüm yönetimlerin öneminden bahseden reel politik duruma işaret etmektedir.
Tanrı’nın Konuşması veya Tanrı Adına Konuşmak
Teopolitik durum, yeni bir kavram olarak ilahiyatın (dinin temel kanunlarının) veya masum bir inancın (fide-politik) veya bir mezhebin, ideolojik açıdan şekillendiği siyasetin genel adıdır. Bir politikacının veya bir devlet erkinin aldığı karar, fiziki veya rasyonel verilere, maddi kâr-zarar hesabına, jeopolitik vb. seküler gerekçelerle değil, metafizik etkilere bağlı bir dini inanç veya bir mezhebin kuralları etkisinde ortaya çıkıyorsa, bu politikacı veya siyasi yapı “teo-politik” bir karar almış demektir. Son tahlilde din ile politikanın interaktif ilişkisinin yanında Tanrının izlediği yeryüzü ve gökyüzü politiğinin tam olarak ortaya çıkarılmasıdır.
Bu durumun en büyük suiistimali, insanların elindeki siyasetin bizzat kutsal kitaplara dayalı olarak meşruluk kazandırma çabasıdır. Bir başka ifadeyle politik teoloji, beşerin politiğinin elindeki teolojiyi yansıtırken teopolitik durum ise Tanrı’nın politik konumunu anlatır. Yine politik teoloji, teokratik bir devlette hizmet etmek veyahut onun varlığını ve eylemlerini meşrulaştırmak maksadıyla insan eliyle etno-kültürel menfaatler uğruna kullanılan kudreti yansıtırken bunun tam karşısındaki teopolitik durum ilahi kudretinin sosyo-kültürel açıdan meşrulaştırılmasını ve etkin bir güç kazanmasını ifade eder. Burada teopolitik durum dinde profetik/nübüvvet statik bir durum kazanırken politik teoloji klerik/ruhban bir forma bürünür.
İlahi dinler için düşünüldüğünde teopolitik durum din ile özdeş iken politik teoloji ise değişken ruhban otoritesine işaret eder. En keskin haliyle Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam için teopolitik, birincil derecedeki ilahi vahye uygun olan göğün emrindeki yeryüzü idaresini ikincil derecedeki beşeri politikanın teolojiyi şekillendirmesiyle de politik teolojinin oluşmasını yani yeryüzünün göksel otorite kazanmasını ima eder. Birincil derecede olan teopolitik durum dinin ana mesajındaki dikey ve didaktik yönü, ikincil derecedeki olan ise ona yönelik tarihsel beşeri kullanımları anlattığından yatay ve gelişmeci veçheyi anlatmaktadır.
Bugün dünyada politik durumlarda inanç, dini kurallar ve ilahiyat etkisinde alan siyasal iktidarlar mevcuttur; söz gelişi 2020 yılı Mayıs ayı itibarıyla Evanjelik Neo-conların etkisindeki Trump yönetimindeki ABD veya ruhban metni Talmud’un somut politik güdümünde kendi geleceğini şekillendiren Mesihanik Siyonist İsrail hatta Selefi- Vehhabi zihniyetinin politik şemayı belirlediği Suudi yönetimi ve “gizli ve beklenen mehdiyetin” ardına gizlenmiş imamet teorisi ile politikalar geliştiren İran sayılabilir.
Bunlar içinde Evanjelik Amerikan politiğinin Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi, dünya konjonktürüne ve reel politik duruma aykırı olsa da yönetime ait danışmanların baskıcı hermenötiği, böyle bir teopolitik karar alınmasına sebep olmaktadır. Bir başka ifadeyle Amerikan hükümeti, Yeni Ahit’in Göksel Krallığının Yeni dünyada şekilleneceğine inanan Evanjelik Kilise’nin görüşlerini merkez siyaseti yapmış ve mezhepci bir teolojik politika izlemktedir. Fütürist bir teolojik jargon ile Evanjelik politik teolojisi anahatlarıyla Kudüs’te Müslümanlarca inşa edilen tüm izlerin silinip III. Süleyman Mabedi kurulmasını, bu inşanın İsa Mesih’in krallığının gelişini hızlandıracağını, buna karşı gelen tüm yönetimlerin Deccal sayılacağını ve onlarla savaşmanın Müjdenin bir emri olduğunu, Mesih adının altının böylece doldurulacağını Mesih idaresinde bin yıl sürecek yeryüzü cennetinin kuralacağını öğretir. Aslında bu açıdan bakıldığında Hıristiyanlığın özeti de budur ve Hıristiyanlık Yeni Ahit’e ait teopolitiğin yavaş yavaş politik teolojiye dönüşümünü özetler.
Siyonist Yahudilik için evrensel olan her şey etnik hale dönüştürülür. 7 milyonluk İsrail için kendi iç sorunları daima küresel politika gündemi yapılmalıdır. Gündem belirlemek için güçlü paradigmalara sahip İsrail, “nüfusun değil nüfuzun daha önemli” olduğunun Mısır’daki dönemden beri bilincindedir. Evrensel Tanrı bile onlar için ineğin rengiyle ilgilenecek ve İsrail’e olan yakın ilgisini gösterecek şekilde etnik kimliktedir. Onlar, bunu kölelik dönemleri sırasında Yahve karşısındaki teopolitik durumu daha Mısır’dan hemen çıkışta elde ettiler. Tapınak (Beyt Ha Mikdaş) merkezli toprak ( Arz-ı Mev’ud) ve bu ikisini daima kullanan politik teoloji, İsrail’in kendi yaşadığı toprakları mukaddes hale getirip hak iddia eden dogmatik bir inançtır. Daha net ifadeyle her Yahudi aslında sarih bir şekilde Siyonist olmak zorunda iken her hıristiyan ise açık bir şekilde tanrı krallığının bir üyesidir.
Neticede diyebiliriz ki Siyonist ve Evanjelik merkezli politikalarda Tanrı adına uygulanan siyasetin çerçevesini her daim normatif ilahiyat belirlemektedir. Buna göre: a. Yahudilik, yeryüzü krallığı adı altında gündem belirleyici küresel Mesihanik idare peşindeyken Hıristiyanlık ise ütopik göksel Tanrı krallığının izdüşümü olarak inisiyatifi kendi elinde daha organizeli eylemlerle göksel Tanrı krallığı inşaya çalışmaktadır. c. Hem göksel/melekut hem de mülk/reel politik durumu her türlü suistimale karşı iyi işleyen İslam’da duruma rağmen günümüzde Müslüman dünyasında iki parçalı bir politik teoloji bulunmaktadır; bir tarafta yeryüzündeki ehil insana tevdi edilen Müslüman bir cihanşümul idare olarak hilafet (Sunni) ideali varken diğer tarafta ise eskatolojik mehdilik (Şii ) ile inşa edilen fiili bir imamet anlayışı mevcuttur.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir