Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Temmuz 3, 2020

Hz. İbrahim’in Hristiyan Takipçileri: Önce İçindeki Putları Kır Avrupalı

Kır putları ey İbrahim.

Tanrı böyle mi seslenmişti İbrahim’e. Acaba İncil’de Abraham ’mı diyorlardı? Günümüzde yaşayan tüm dinlerin getiricisi olan peygamberlerin atası olan İbrahim. Belki de ortak nokta bu olmalı idi en başında. İyi bir başlangıç yapamayışımızın sebebi kesinlikle Müslümanlar değil elbette. Defalarca haçlı seferi düzenleyenler peygamberin ardından onu Tanrı’ya ortak koşarak şirke düşmüş olanlardır. Ya da kendileri Müslüman kanı akıtmakla övünecek kadar haddi aşmış ve Üzeyir Allah’ın oğludur demiş olanlardır.

Her neyse modern çağın hastalıklı dinler arası diyalog çalışmasını gündemimize alacak değiliz. Ama aklın yolu birdir ve tüm putlar kırılmalıdır. Amerika’da yaşanan bir devlet gücü cinayetinin neticesinde işin geldiği nokta önemli. Avrupa ya da genel adıyla Batı kendi utanç tarihini inşa edenlerden kurtulmak istiyor. Hala her bir evde ki batılı kafa kendini üstün görse de diğer insanlardan bu fikrin temellerini atan atalarının heykellerinden utanıyor ve hesap soruyor. Yeterli mi elbette hayır. Önce kafalarında bulunmaya devam eden Öjenik ‘’Eugenics ‘’ insan hastalığından kurtulmaları gerekmektedir. Bu konuya döneceğiz.

Batı birbirini öldürdüğü yüzyıl savaşları ve ardından otuz yıl savaşları ve sonra birinci ve ikinci dünya savaşıyla aklını başına devşirdi. Ve artık kendi arasında değil tek hedef düşman olarak belirlediği İslam Coğrafyasının Müslümanlarına yöneldi. Elbette dünya çapında bu böyle olmakla beraber kendi içinde ki zavallıları ya da mazlumları ezmekten de vaz geçememektedir. Çünkü sömürü ya da emperyalist kapitalist sistem dediğinizde aklınıza belli başlı üç beş aile üyelerinin dışında herkesin ezilmesi gelmelidir. Batı hiçbir zaman gerçek saadeti bulamamıştır. Elinde ki ışık sandığı aklı sadece menfaat merkezli çalıştığı için duygudan, histen arınmış ve sadece kazanmaya odaklanmış bir kör fenerdir.

Amerika daha önce yüzbinlerce Kızılderili’yi soykırıma tabi tuttu. Daha sonra Afrika’dan köleleştirerek getirdiği hür insanları hayvan muamelesine tabi tuttu, öldürdü, tecavüz etti, ölümüne çalıştırdı. Daha iki bin altı senesinde Amerika mahkemeleri Zenci yani Negr kelimesinin hakaret anlamı içerdiği gerekçesiyle kullanımını yasakladı. Henüz bizim insan anlayışımızın yakınına bile gelemediklerini ise son yaşanan George Floyd cinayeti ile tescillemiş oldular. Amerika’da sıradan, küçücük suçlar ya da basit şüphelerle insan öldürmek özellikle kendi istekleri istikametinde azar azar hürriyet verdikleri bir siyahi söz konusu ise pek çok kimse için normalleşmiş durumdadır.  

Amerika’nın asrı aşan bu durumu malum olduğu halde neden bugün ve neden ta Avrupa’ya kadar sirayet eden bir süreç yaşanmaktadır. Burada piyasada dönen Yahudi sermayesinin kendisini Çin’e transfer etme ya da Siyonist varlığın Amerika’dan ayrılmayı düşündüğü gibi komplo teorilerine değinelim. Bu pek ala mümkündür. Ancak George Floyd cinayetinin bile planlı olduğunu ve buradan hareketle bu gelişmeler bilinçli organize edildiğini söyleyenler de mevcut. Bu Arap Baharı döneminde de dile getirildi. Ama Tunus’tan bir cesur yürek kalktı ve bunu halkıma saygısızlık olarak addediyorum dedi. Raşid El Gannuşi bunu hiçbir zaman kabul etmeyerek halkının devrim yaptığını söyledi. Haklıydı da.

Peki ne oluyor? Neler oluyor ve bu çapta bir organizasyon başarılabiliyor?

İnsanı, aklını, birey olma becerilerini ciddiye almayan ve her zaman dünya insanları üzerinde hegemonyasını sürdürmek arzusunda / zorunda olan merkezler her tür olayı, aksiyon ya da reaksiyonu kendi lehlerine çevirmek ve düzenlerinin devamını temin etmek için bunları yaparlar. Böylelikle sarsılmaz bir iktidarları olduğu konusunda bir ön kabul oluştururlar. Bununla bir taşla iki kuş vurmuş olurlar. Çünkü her tür insani eylemin sonuçta bu odaklarla bağlantısı olduğu gibi bir inanış duyarlılık zafiyeti oluşturur. Ve duyarlı insanların katılımı azalma gösterir ki bu odaklar böylece daha rahat sömürmeye, zulmetmeye devam imkânı bulurlar. Diğer kuş ise bir şekilde kendilerine karşı yapılmakta olan ve içine sızılan bu eylemleri kendi menfaatleri istikametinde ya başarıya ulaştırırlar (!) ya da akamete uğratırlar. Böylelikle her şeyden korkan ve güvensiz insan kalabalıkları elde ederler.   

Yani aslında ne ABD’ deki olaylarda ne de başka birçok gelişmede bunlar tüm ipleri hiçbir zaman ellerinde tutmamaktadırlar. İşin öncülüğünü yapan birkaç kişiyi satın almak suretiyle tüm kalabalıkları istedikleri yönde sevk idare ederek hedeflerinde kim ya da ne varsa onu istedikleri kıvama getirirler. ABD Trump yönetimiyle tamamen Siyonizm’in hizmetine girmiştir. Yahudi ya da Siyonist yapılar Trump ’a teşekkür etmekten başka ne isterler ki? Ama şu da mümkün. Siyonistler ve onların sahibi sermaye hiçbir zaman doymaz, doymayacaktır da.  Öyleyse malın, gücün ve iktidarın daha çoğu için ne gerekirse onu yapmaktan da geri durmayacaktır.

Bugün ABD yıkılsa ne olur? Çok bir şey değişmez. Her zaman bir benzeri var olmaya devam edecektir. Firavun gider Nemrut gelir o gider Ebu cehil gelir. Ne ABD’nin yıkılması ne de Çin’in onun yerini alması bir şey değiştirmeyecektir. ABD’nin yıkılışı İslam’ın güçlü olduğu zaman olmalı ki yeni bir dünya kurma imkânı oluşabilsin. Dolayısıyla büyük şeytanın yıkılmasını istemek ya da bundan bir hayır beklemek boşa bir hevestir. Tüm batı / batıl kültür/ü ve kapitalist sistem yıkılmalıdır. Zaten onların hedefinde de bu var diyenler olduğunu da duydum. Kapitalizmin yıkılarak yerine sosyalizme benzer bir sistemi hâkim kılma çalışması yaptıklarına dair.

Peki bu ne kadar doğru ya da mümkün. Buna sadece şunu söyleriz. Yıpranan zulüm çarkının bir dişli ile tedaviye çalışılmasından ibaret bir pansuman tedbir olacaktır. Çünkü dünya insanlığı artık bir şeylerin yanlış olduğunu renk, dil ve kültür ayrılığına bakmaksızın fark etmenin tam ortasındadır. Eğer bir şeyler yıkılacaksa bunu ezilenler yapacak. Sadece yaptıkları devrimi bu sefer kendi düşmanlarına kaptırmamaları gerektiği hususunda dikkatli olmaları gerekiyor.

Ancak ABD’nin henüz tümüyle gözden çıkarılmadığını ve fiilen bir yıkım ya da parçalanmanın beklenmediğini söyleyebilirim. Eyaletler arası bir paylaşım değişimi belki o da çok nisbî olacaktır. Köklü bir değişime razı geleceklerini değerlendirmiyoruz. ABD’nin silah ve ordu gücünün karşısına kalabalıklar bir müddet çıkar ama kısa sürede sakinleştirilirler. Herkesi evine geri sokarlar. Avrupa ise benzer boyuta ulaşmadan söner. Fakat bundan sonra her şey de eskisi gibi devam etmez. Yaşanacak değişim sadece o bölgeleri etkiler o kadar. Dünya mazlumlarının ve Müslümanların bu konuda ki beklentileri boştur.

Basında çıkan haberin bir pasajını sizlerle paylaşıyorum.

ABD’den Avrupa’ya sıçrayan Floyd gösterilerinde kıtanın ırkçı, sömürgeci ve kölelik düzenini hatırlatan sembol isimlerinin heykelleri hedef alındı. İngiltere Bristol’deki gösterilerde, 17. yüzyıldaki İngiliz sömürge siyasetinin önde gelen ismi, köle taciri Edward Colston ’un heykeli sokaklarda gezdirildikten sonra Avon Nehri’ne atıldı. Londra’da Churchill’in heykeline “Bir ırkçıydı” yazıldı. Belçika’da, Kongo’da katliamlar yapan Kral 2. Leopold ’un bir heykeli de ateşe verildi.

Heykelleri yıkılan / yakılan kişiler elbette ırkçılık yaptıkları için bu muameleye reva bulundular. Ama birazcık düşününce Ojenizim ’in de babası olan bu isimler onların yüzlerce yıldır yaşadıkları müreffeh hayatın sebebi aynı zamanda. Sömürdükleri ülkelerden getirdikleri kendi ataları tarafından tüketildi şükranla. Nasıl olsa sarı saçlı mavi gözlü ırkın üstünlüğü ister istemez her ton (siyah, beyaz, kızıl) insan tarafından kabul görmüş durumda. Bu zihniyetle Evajelist ABD başkanları, yardımcıları ve bilim adamlarının kurduğu Amerikan Öjenik Cemiyeti üyeleri ve ile Hitler kan kardeştir. Hitlerin benim İncilim dediği Ojenizim ’in kuramsal detaylarını açıklayan o kitap Amerika ’lı Madison Grant ve Osborn ‘a aittir.

Işık doğudan gelir. Batı ancak her anlamda dünyanın karardığına işaret taşıyan bir merkez olmaktan çıkamayacaktır. Heykellerden önce içlerinde barındırdıkları Öjenizim putunu kırmaları icap eder. Yıktıkları putların yavruları hala İslam ülkelerinde kutsanmaya devam ederken onlara cesaretleri dolayısıyla ancak Hz. İbrahim’i yeniden keşfetmeleri için davetçi / duacı olabiliriz. O zaman ancak ve bir ihtimal Avrupa işin künhüne vakıf olur da tüm dünya üzerine yaydığı bulutlarının gölgesinden insanlık biraz kurtulur. Batıdan yana umut yok, olmadı, olmayacak.

Vesselam

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir