Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Haziran 29, 2020

Baro mu? Boru mu?

Türkiye Corona Salgını sonrası yeni normalleşme sürecini konuşurken memleketimizin asıl gündemini göz ardı ettiğimizi düşünüyorum. Memleketimizde merhum Turgut Özal ile başlayan sivilleşme süreci Erdoğan Döneminde zirve yaptı diyebiliriz.
Öyle ki toplum olarak statükonun gereği on yıllardır bu ülkeye ciddi bir katkıda bulunmayan başta Barolar olmak üzere birçok Meslek Odalarının ve Sivil Toplum Kuruluşlarının kendilerini güncellemeleri gerektiğinin farkına varmış bulunmaktayız.
Geçmişte ülkenin başbakanı göz göre göre idam edilirken film izler gibi izleyenler bugün meşru anlamda varlıklarını ispatlamakta güçlük çekiyorlar. Ben hukuk adamı değilim sadece ilk lisans eğitimimi alırken Hukukun Temel Kavramları adı altında bir ders almıştım. Sonrasında ise Hukuk Fakültelerinde ders kitapları olarak okutulan kaynakları okuma fırsatı buldum.
Tüm bu tecrübelerim kimse (Hukukçu dostlarımızı kast ediyorum) kusura bakmasın ama bana Baro’nun varlığını hissettirmeyen statükocu bir yapı olduğu kanaatini oluşturdu. Nedenini sizler sormadan açıklamakta fayda görüyorum.
Bu ülkede yakın tarihte başta toplumsal meseleler olmak üzere, hangi hukuki veya siyasi olayda Baro’ların ortaya çıktığını ve insiyatif aldığını gördünüz? Bir adım daha ileri gidip sorumu daha da kolaylaştırarak yenilemek istiyorum.
Baroların Allah rızası için hadi ondan da vazgeçtim, kul rızası için el attığı bir dava gördünüz mü?
Kaba konuşmak istemem ama yaralı bir parmağa bevl ettiğine tanık oldunuz mu? Bakın Baroların ekonomik hükümranlığına girmiyorum. Üyelerinden topladığı aidatları nerelere aktardıkları ve harcadıkları ayrı bir köşe yazısı konusu.
Peki Baro dediğimiz bu kurumlar kime neye hizmet etmek için kuruldular?
Her fırsatta muhtemel hukuki ve sosyal konularda Türkiye’de ve Uluslararası arenada Türkiye Cumhuriyeti Devletini hedef alıp suçlayan Barolara ihtiyacımız var mı? Başta Pkk ve Fetö olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti için tehdit oluşturan terör mensuplarını Barış Güvercini gibi gösteren masum ve mazlum halkı yok sayan bir Baro kimindir? Kimlere hizmet eder?
Biliyorum çok soru sordum ve çok fazla Baro kelimesini tekrar ettim farkındayım. Bu meseleyi başka türlü anlatmanın yolu olmadığını düşündüğüm için soru sormak suretiyle konuya açıklık getirmek istedim.

Bu ülkede siyasette yargısız infazlar yapılırken sustunuz. Erbakan gibi bir beyefendiye yapılan 28 Şubat Post Modern Darbesini ayakta alkışladınız. Şiir okuduğu için halkın oyları ile seçilen Uzun Adamı hapse attılar yine sustunuz. Bu ülkede başörtüsü zulmü yaşanırken sustunuz ve dahası zalimden yana oldunuz. Sırf başörtülü diye meslektaşınız kadın avukatları yok saydınız. Ayrımı her alanda olduğu gibi burada da yaptınız. Başı açık ve örtülü diye kadın meslektaşlarınızı ayrıma tabi tuttunuz.
Diyarbakır’da Ramazan Bayramında başı taşla ezilerek şehit edilen Yasin Börü’yü ve ailesinin acısını duymadınız. Binlerce Korucu, Asker ve Polis şehit olurken sustunuz. Öğretmenler, Hemşireler ve İşçiler katledilerek Şehit edilirken sustunuz. Diyarbakır’da evlatları için Hdp binası önünde nöbet tutan anneleri Kadın ve Anne olarak görmeyip sustunuz.
Sizin için hak ve hukuk meselesi sadece ideolojik olarak kendinize yakın olan kişi ve gruplar için geçerli idi. İdeolojinizin dışında olanları yok saydınız!
Kadın cinayetleri için sadece sözde konuşmalar yapıp hükümeti karalamak için fırsat bildiniz. Bir kadının daha ölmemesi için bir çaba göstermediniz. Kadını sadece çıkar amaçlı bir figür olarak kullandınız.
En acısı da ne biliyor musunuz? Meslek mensubunuz Şehit Savcı Selim Kiraz teröristler tarafından katledilirken neredeydiniz? Nerdeyse savcı Kiraz’ı katledenleri kahraman gördünüz.
Faşizm ile suçladığınız insanlardan daha faşist oldunuz. Ayrımcılık konusunda sizden daha alâsı yok bunu ispatladınız. Anayasa Mahkemesi ve yargı dünyasını etki altına alıp Hükümetlere ayar vermeye çalıştınız.
Sorsanız bu yaptıklarınızın hepsi Hukuk çerçevesinde dersiniz. Emin olun ve unutmayın Anadolu İnsanı artık gözünü açtı. Anadolu’nun artık vicdan sahibi hukuk insanları var. Sizlerin asıl hazmedemediğiniz konu bu!
Çarıklı çizmeleri ile Ankara’ya gelmesini bile istemediğiniz Anadolu İnsanı Ak Parti İktidarında deyim yerinde ise İadei İtibar yaşadı diyebiliriz. Bu ülkede her Hukuk İnsanı sizin gibi (Kominist veya Sosyalist) olmak zorunda değil. Ağzınızdan Demokrasi ve Demokratlık sözleri hiç düşmüyor. Tıpkı Terör Örgütü mensuplarını Yurtsever olarak tanımladığınız gibi!
Tek adam olarak 20 yıl ülkeyi yöneten Chp Diktatörlüğünü görmeyip girdiği her seçimi halkın büyük bir teveccühü ile kazanan partiyi ve liderini Diktatör diye tanımladınız. Son sözüm ise ülkenin ciddi bir kriz yaşadığı Pandemi Sürecinde başta Barolar olmak üzere diğer Meslek Odalarının Türk Halkı için ne gibi girişimlerde bulunduğunu göreniniz duyanınız oldu mu? Tabii ki hayır!
Çünkü o sırada Türkiye’yi uluslararası platformda kötü gösterme ve karalama gayreti içindeydiler. Ancak Barolar ve Odalar ile ilgili olarak yeni yasal düzenleme gündeme gelince milyonluk harcamalar ile bilboardlara reklam verirken utanmadınız!
Her zaman şahsi çıkarlarınızı bu kadim milletin çıkarlarının üzerinde tuttunuz. Şimdi yazının başlığını neden Baro mu? Boru mu? Olarak yazdığımı anlamışsınızdır!
Tıpkı mahkemelerde söylendiği gibi yazımı bitiriyorum.
Başka Sözüm Yok Hakim Bey
Selâm ve dua ile…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir