Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Ekim 20, 2020

Bardağın Boş Tarafını Görmek Namuslu Bir Eylemdir

Yüce Allah, Kur’an ve elçisi vasıtasıyla İslâmî yönetimin ilkelerini belirlemiştir. Bu kurallara göre bilinmesi gerekir ki hiçbir kâfirin, müşrikin, Yahudi’nin, Hristiyan’ın, münafığın, zalimin, fasıkın, ateistin, deistin ve materyalistin Müslümanlar üzerinde velayet hakkı yoktur. Bu gruba elbette liberalistler, kapitalistler ve sosyalistler de dâhildir. Bu bağlamda belirtmeliyiz ki siyaset nitelikli Müslümanlarla yapılan kutsal bir eylem, ilimlerin ise en şereflilerindendir. Siyaset, ümmeti Hz. Peygamber’e vekâleten yönetme sanatıdır. Bu hususu belirtmemizde ki ana neden, siyaset kurumunun kötü gösterilerek Müslümanların siyasetten soğutulup kâfirlere iktidar yolunun açılmasından dolayıdır. Yıllarca bu yolda yürümek ya siyasetten nefret veya bu yolu denemenin küfür olarak gösterilmesiyle batılılaşmayı bir şekilde tercih eden insanlara bırakılmıştır. Müslümanlara özgün fikir beyan etme hakkı bile farklı söylemlerle bloke edilmiştir. Bütün bu olumsuz durumlar Müslümanların siyasal anlamda fikir ve pratik üretmelerini ortadan kaldırmıştır. Sonuç malum; Müslümanlar dünya sisteminin sağ veya sol cenahının parçası yapılmış, imanları parçalı hâle getirilmiş, ebediyen egemenlik yolu kapatılmış ve dünya sisteminin iktidarının devamına taze kan verilmiştir. Bu konuyu özgünce ve çözüm çerçevesinde ele almak ulemanın görevi iken ortaya şöyle bir verili durum çıkmıştır. Ülkemizde Rabbani âlim olsaydı bu konuya el atar ve insanlığa yol gösterirdi. Ümmete yol gösteren biri olmadığına göre ülkemizde Rabbani âlim yoktur. Evet, maalesef kanaatimize göre ülkemizde Rabbani âlim yoktur. Bu konuda kimseyle hamasi tartışmaya girmeyeceğiz. En azından insaf ehli bizi anlar. Cahillere ise söz düşmez, düşse de anlam ifade etmez. Bizi böyle bir analoji yapmaya sevk eden şey, Müslümanlar için hayatın genişlik alanında sağlıklı çözümlerin üretilmeyişi ve buna bağlı dinimizin ütopik bir kuruma dönüştürülmesidir. Önce siyasetten Müslümanları din adına soğutup sonra da Amerikan sermayesine iktidar yolu açanlar, dini hem gayesinden saptırmak hem de Müslümanca bir siyaset yolunu tıkamak suretiyle büyük bir cinayet işlemişlerdir. Bu cinayet kararları alınırken Abant toplântılarında para adına dilsiz şeytan olan ilahiyatçıların hepsini hem kınıyor hem de Allah’a havale ediyoruz. Bugün konuşanlara ise sadece gülüyoruz. Dün ses çıkarmayıp bugün konuşanlar menfaatperest korkaklardır… Abant Toplantılarında ahkâm kesenler Müslümanlar için hayati önem taşıyan konularda, bilhassa siyasi meselelerde ağızlarını bile açmamışlardır. Sonraki süreçte icazetli siyaset için serbest atışların bir anlamı olmadığından dolayı onları hükmen yok sayıyoruz. Çünkü bu güruh verili durumdan nemalanmayı amaç edindiği için onlara göre “gelen ağam, giden paşam”dır. Zaten ağalarını kızdırmamak için de ülkenin gidişatı ve geleceği ile ilgili ciddi fikir beyanında bulunmazlar. Bu zevat bardağın hep dolu tarafına bakarlar. Bilinmeli ki bardağın boş tarafını görmek namuslu insanların işidir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir