Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Eylül 19, 2020

Şok Terapisinin İlk Kurbanı Şili

Şili

General Pinochet Batının desteği ile yönetime el koymasını darbe değil, “savaş” olarak tanımlıyordu. Tanklar sokaklarda ilerlerken ateş açıyorlardı, hükumet binaları savaş uçaklarınca bombalanıyordu. Ancak bu savaşın ilginç bir yanı vardı: Tek taraflıydı. Bütün savunma Devlet başkanı Allande’nin başkanlık binasındaki 38 kişiden ibaretti.

Başkan Allande, bulunduğunda kafası 3 parçaydı.

Öldürmeler, hapishanelere kapatmalar Şili’nin cuntasına yetmemişti. 13.500 sivil tutuklandı, kamyonlara doldurulup hapishanelere yollandı. Binlerce insan stadyumlara tıkıldı. Askerler, başlarına torba geçirilmiş teşhirciler ile dolaşıyor işaret edilenler soyunma odalarında kurulan işkencehanelere götürülüyorlardı. Cansız bedenler yol kenarlarında yatıyor ya da bulanık nehir kanallarında yüzüyorlardı. 3200 kişi tamamen yok oldu, binlerce insan katledildi, en az 80 bin insan hapse atıldı ve 200.000 den fazla insan ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

Enflasyon dünyanın en yüksek oranına %375’e çıktı. İş yerleri ardı ardına kapandı, işsizlik zirve üzerine zirve yaptı. Açlık almış başını gidiyordu. Piranalar denen komisyoncu, karaborsacı yeni bir sınıf Batılılarla işbirliği yaparak hem Batılıların ülkeyi soymasına aracılık ediyor hem de servetlerine servet katıyorlardı.

Ford Motor Company ve General Motors’un da dâhil olduğu çok uluslu şirketler OBAN adında acımasızlığı ve dokunulmazlıkları ile bilinen çok vahşi bir polis gücü kurarak cuntaya destek verdiler. Ford Fabrikası askeri bir kampa dönüştü. Mercedes Benz 1970’lerde fabrikadaki sendikalı işçileri temizlemek için ordu ile işbirliği yapmakla suçlandı. Mercedes’te çalışan 14 sendika yöneticisinden bir daha hiç haber alınamadı.

Darbe sırasında ekonomi Chicago Bos ekibinin başı ideoloğu ŞOK Doktrininin mucidi Milton Friedman tarafından yönlendiriliyordu. Bankalar dâhil 500 den fazla devlete ait şirket özelleştirildi. (Batılılara devredildi) Batılı malların yurda girişi karşısında tüm gümrük duvarları kaldırıldı, yerli sanayii koruyan kanunlar iptal edildi ve yerli sanayi neredeyse tamamen yok edildi. Sağlık ve eğitim, en büyük darbeleri alan kurumlar oldu. Chicago Boys’a karşı çıkan Şili Üniversitesi tamamen dağıtıldı. İktisat Fakültesinin önünde sadece ibret olsun diye 6 öğrenci kurşuna dizildi. Eğitim ve sağlık neredeyse tamamen özelleştirildi. Ülkenin borcu 3 milyar dolardan 30 milyar dolara çıktı.

Şili dehşete/ŞOKA düşürülerek her şeye razı ediliyordu.

Arjantin

Arjantinli gazeteci ve öğretmen Claudia Acuna bana 1970-80’lerde şiddetin, amaç olmadığını bir hedefe giden araç olarak kullanıldığını ama bunu anlamanın çok zor olduğundan bahsetmişti: “İnsan hakları ihlalleri o kadar acımazsız o kadar inanılmazdı ki, başka bir şey göremiyorduk. Aslında biz işkence merkezlerini ortadan kaldırmaya çalışırken, ortadan kaldırmaya çalışmamız gereken asıl şeyin Chicago Boys’un Arjantin’e dayattığı ekonomi programı olduğunu fark edemiyorduk.”

Rodolfo Walsh “planlı sefalet”le çalınan/hayatları perişan edilen insan sayısı, kurşunlarla yok edilen insan sayısından çok daha fazlaydı, diyordu.

Aslında Güney Amerika, küresel şirketlerin olağan üstü şiddete dayalı bir SOYGUN yeriydi ancak bütün dünya orada yerel iktidarların tertiplediği bir cinayet sahnesinden başka bir şey göremiyordu. Büyük bir şiddetle dökülen KAN, uluslararası şebekelerin ekonomik şiddetini gizlemek için kullanılıyordu.

Bolivya

ABD’nin Bolivya büyükelçisi Edwin Corr eğer ŞOK yolunda yürürlerse ABD yardımının kendilerine su gibi akacağını açıkça ifade ediyordu.

Yedi gün sonra planlama bakanı Bedregal’in elinde ŞOK Tedavi programının taslağı vardı. Bu taslakta gıda maddelerinin fiyatlarının aşağıda tutulması için verilen teşviklerin iptal edilmesi, fiyat denetimlerinin kaldırılması, petrol fiyatlarına % 300 zam yapılması, ithal mallara kapıların sonuna kadar açılması, devlet şirketlerinin satışa çıkarılması, devlet şirketlerindeki işçilerin azaltılması gibi maddeler vardı.

Zaten son derece yoksul olan ülkede enflasyon yükselecek, hayat aşırı derecede pahalılaşacak, memur maaşları dondurulacaktı.

Acil durum ekibinin en genç üyesi Fernando Prado, “Halk bunu öğrenince bizi öldürecek” diye tahminde bulundu. Planın asıl uygulayıcısı Chicago Boy’s ekibinden Bedregal “Aynen Hiroşima’yı bombalayan pilot gibi olmalıyız. O pilot oraya atom bombasını atarken yaptığı şeyin ne olduğunu bilmiyordu, fakat yükselen dumanları gördüğünde söylediği şuydu: “Aaah, çok üzgünüm!” Aynen böyle yapacağız, planı uygulamaya başlayacağız ve sonra “Ahh, çok üzgünüm!” diyeceğiz.

Bolivya’da yıllık bir köylünün geliri ortalama 40 dolara düştü. Sosyal güvencesi olmayanların oranı ise %61’e çıktı.

Devam Edecek…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir