Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Temmuz 4, 2020

Ramazan-ı Veli…

Bizleri bir Ramazan Bayramı’na daha kavuşturan Alemlerin Rabbine şükürler olsun. Bu öyle bir Bayram oldu ki gönüllere giden yolları gözden geçirmemize vesile oldu. Yüz metre ötede oturan akrabaya bayramlaşmaya gitmekten üşenen, ancak üç günlük bayram tatilini fırsat bilerek yedi günde hazırlamaktan üşenmediğimiz seyahat çantaları ile Yüzleşme Bayramı oldu.

Rabbim bizlere huzur içinde nice bayramlar yaşamayı nasip eylesin inşallah. Yine Sıla-i Rahimden ve sevdiklerimizle selamlaşıp sarılmaktan, musafaha etmekten uzak son bayram olmasını temenni ediyoruz!

Aslında Bayram günü elime kalem alıp yazı yazmayı pek düşünmüyordum. Ancak öyle bir dönemden geçiyoruz ki yazmamak haksızlığı onaylamak gibi oluyor. Oysa bizler “Haksızlık Karşısında Susmanın, Dilsiz Şeytan” olduğuna inanmışız Elhamdülillah.

Ne hazindir ki bu coğrafyada fitne peşinde koşan Haçlı Ordusunun ortak hedefi Din-i Mübin İslâm ve onun gönüllü neferleri olmuştur. Küfür Ordusu maalesef mübarek bayramda dahi saldırmaktan geri kalmamıştır.

Hz. Muhammed’e gelen ilk vahyin ışığında kendisini İslam Davasının müntesibi bilen Sahabe-i Kiramdan günümüze değişmeyen tek şey Allah katında tek din olan İslâm gerçeğini hazımedemeyen bu Düşmanlar olmuştur. Küfür Ordusunun kaybettiği her savaştan sonra yeniden toparlanıp İslam’a karşı cephe alması ise her dönemin gerçeği olarak karşımızda yer almıştır.

Allah’ın Elçisine baş kaldıran ve saldıran Ebu Cehil’in ordusu belli ki kıyamete değin bu misyonu sürdürmeye devam edecektir. Bu nedenle Bedir, Uhud ve Hendek ne ise bugün Sosyal Medyada sapık ve sapkın ideolojilerin mensuplarına karşı verilen mücadele aynı şeydir. Bizler bu nedenle kıyamete değin Hak Dini savunmaya devam edeceğiz inşallah.

Bundan on dört asır önce Allah dostlarına saldırıp itibarsızlaştırmaya çalışanların ve Şehit edenlerin, bugün aynı zulmü devam ettirdiklerine tanık olmaktayız. Dün Hz. İbrahim’in bizzat elleriyle yerle bir ettiği Putların sahiplerinin, bugün ellerinde Yeni Putlar ile meydanlarda yer aldığına tanık oluyoruz.

Allah’ın emir ve yasaklarını aktarmaktan başka vazifesi olmayan Ehl-i İman sahibi Allah Dostlarının türlü zorluklara karşı göstermiş olduğu mücadele muhakkak göğüs kafeslerine sığmayan İman’dandır. Bu Allah dostlarına karşı vazifemiz, haksız yere hapis yatmış ve hücrelerde türlü işkencelere maruz kalmalarından ötürü bedel ödemiş olmanın bahtiyarlığını yine onlara iade etmektir.

Bu vesileyle yakın geçmişte hak davada şehadete ermiş olan başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere tüm Allah Dostlarına Rahmet diliyorum. Makamları Ali, Mekanları Cennet olsun inşallah. Rabbim bizleri bu güzel insanların yolunda yürümeyi nasip eylesin. Dün Sahabe-i Kirama karşı olanlar, Hz. Âli’nin zülfikarını sorgulayanlar, bugün Diyarbakır’da tek gayesi Allah Rızasını kazanmak olan Ramazan Böçkün’ü hedef almaktadırlar.

Her türlü cinsi sapıklığa hoşgörü ile yaklaşan Küfür Ordusunun hedefi olan Ramazan Böçkün, İslam Ordusunun Diyarbakır Surlarındaki Sancak Beyidir. Sahabeler şehri Diyarbakır’da H.z. Süleyman’ın kabrinde nöbet tutan bir Mücahid’dir.

Ramazan kardeşimizi sahipsiz bırakmak bizim utancımız olur. Müslüman her devirde zorluklarla mücadele eden insandır. Bu zorluklar bizleri yürüdüğümüz yoldan asla alıkoymayacaktır. Vazifemizin hiçbir dem kolay olmayacağının da bilinci içerisindeyiz.

Bugün hepimizin çok iyi bildiği bir gerçeği dile getiren ismi ile münasip Ramazan kardeşimize meczup diye saldıran güruh ömrü hayatları boyunca ellerine Kur-an alıp okumaktan kaçınmış kimselerdir.

Bizler sümme haşa kahin değiliz. Müfteri hiç değiliz. Ancak biliyoruz ki kutsal kitabımız olan Kur-an Kerim’i okuyan her Müslüman bilir ki, Allah-u Teala’nın emir ve yasaklarını aktarmak her Müslümanın asli vazifesi olan yani Tebliğ görevidir.

Varsın Ramazan Böçkün’e deli desinler. Varsın onu Akıl Hastanesi koridorlarına hapsetsinler. Onun Deli mi? Yoksa Veli’mi olduğunu ancak Allah bilir. Asla umutsuzluğa kapılıp, unutup gaflete düşmeyin. Bir an bile yeise kapılmayın. Hz. Muhammed’i dahi her türlü ithamlar ile suçlayan ve saldıran yine aynı zihniyetin ürünleriydi.

Çölde aç ve susuz kalmış biçare Hacer’i ile evladı İsmail’i unutmayan ve ayaklarının altına pınarlar akıtan Allah C.c, yine Yusuf’u mağrip zindanlarında nasıl kurtarıp felaha erdirdiyse Ramazan kardeşimizi de muhakkak unutmayacaktır.

Dahası inanıyoruz ki dergahı izzetinde en güzel bir şekilde ağırlayacaktır biznillah. Bundan yana. Zerre-i Miskal şüphemiz yoktur! Fitnenin böylesine kol gezdiği bir zamanda sorumluluğumuzu yerine getirmemekten haya ederiz. Rabbim bizleri ve cümle evlatlarımızı salih kullarından eylesin inşallah!

Bizler biliyoruz ki vazifemiz ağır ve yolumuz uzundur! Mevlam bizleri bu uğurda yaşamayı ve son nefese kadar mücadele gayretinde olmayı nasip ve müesser eylesin.

Selâm ve dua ile…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir