Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Temmuz 7, 2020

Muhalif Olmak

Bir yerde iktidar varsa orada muhalefet olması insana dair bir durumdur, insanın tek düze yaratılmamış olmasının tezahürüdür..
Peki muhalif olmak bir ihtiyaç bir gerelilik midir? Evet öyledir, muhalif olmak aynı zamanda iktidarı da meşru göstermek için bile gereklidir…
Bir iktidarın muhalefeti yoksa o iktidar iktidar değildir zaten… Öyle ise iktidarlar neden muhalefetleri sevmez iken Türkiye’de iktidar muhalefeti sever ondan memnundur hatta iktidar böyle muhalefet dostların başına  der…?
Bunun çeşitli nedenleri vardır; kimi beceriksiz der  kimi  yetersiz der.. Oysa Türkiye’nin muhalefet sorunu çok farklı Türkiyem’in gerçeklerine Türkiye’nin varlık nedenlerine muhalefet eden bir yapısı var. İşte bu iktidara hem yarar hem de zarar veriyor…. Yarar veriyor çünkü iktidar hep iktidar kalıyor. Zarar veriyor, iktidar hatalarını göremiyor…
Peki Türkiye’deki mualif çevreler kime muhalif..? Halkın oyu ile yönetimde bulunan meşru hükümete mi? Sisteme mi? Rejime mi? Yoksa devlete mi…?
Yada hepsine mi? Evet kimi muhalifler iktidara, kimi devlete, kimi de az da olsa sisteme…
Peki Türkiye’nin muhalefet tarihi açısından bakarsak bunda kişisel etiksel bir tercihten mi yoksa sınıfsal bir tercihten mi olduğunu nasıl ayırt edecegiz…?
İşte burada muhalifler bize pek bi yardımcı oluyorlar… Nasıl mı? Şöyle ki bir muhalifin iktidarı eleştirirken geliştirdiği dil ve refleksler her şeyi ele veriyor.. Mesala, sol bir gelenek muhalefetini işçi sınıfı üzerinden yapması, ezilen kesimler üzerinden yapması gerekmiyor mu? Oysa bunu göremiyoruz. Ne zaman ülke çıkarlarına ters bir girişim varsa Türkiye’nin sözde sol çevreleri hemen onların yanında yer alıyor.. Ve seçmen kitlesi hiçte emekçi ve ezilen kesimlerden değil daha müreffeh yaşayan standartları yüksek yerlerden oy alıyorlar… Yine sözde milliyetçi olduğunu söyleyen muhalifler, vatan ve millet mücadelesi vereceklerken bir de bakarsın tam tersi, ülke bütünlüğü aleyhinde bir yapıyla içli dışlı  olabiliyor muhaliflik kılıfı altında…
Yine İslamcı gelenekten gelmediğini iddia eden muhaliflere baktığımızda, onlar da aynı çelişkiler içinde çeşitli tenakuz örnekleri ile kendilerini gösteriyorlar..
O zaman bütün bu muhalifleri birleştiren nedir?
İşte burada sosyolojik yapı devreye giriyor. İşçilerin içinde bulunduğu toplum ve etnik yapı yada mezhepsel yapı. Bunun gereği yada fikri yönüyle değil genetik yapılardan kaynaklanan bunlar bazen sebepli bazen de sebepsiz olabiliyor… Bunu yaparken muhalif kişi ve guruplar yaptıklarını kendi siyasi varoluşlarına ters düşme pahasını  bile göze alabiliyorlar.. ..
Peki çözüm ne? Çözüm iki yüzlülüğü ortadan  kaldırmak, çözüm herkesi olduğu gibi kendisini göstercek meşru zeminleri meydana getirmek…
Gizli gündemi olanları deşifre etmek…
Kimsenin kimliğini gizleme durumunda kalmaması.. Fakat ne yazık ki kimse bunu yaşamak istemiyor.. Çünkü bir çok kesim ödünç kimliklerle yaşıyor… Sonuç itibariyle  muhalif olmak pek bi zevkli bir şey geliyor bazı insanlara. Nasıl olsa hiç bir maliyeti yok … Bu da ayrı bir bahis konusu. İktidarı eleştiri ne kadar itici bir şey ise muhalif olmak o kadar alıcısı çok olan bir durumdur….

Daha Fazla

2 Comments

  • Lokman
    Lokman

    Türkiyede ki muhalet anlayışını çok güzel izah etmiş Bilal Bölükbaşı

    Cevapla
  • Mustafa
    Mustafa

    Merhaba,

    Uzun zamandır böylesine anlamlı ve gerçekçi tespitler okumamıştım. Kaleminize sağlık.

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir