Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Eylül 26, 2020

Merkezi Ezan Yayınında Güvenlik

İlk bakışta ezan sistemine müzik yayını karışmasının bir yanlışlık sonucu olabileceği düşünülebilir[1]. Ancak, bu eylemin inat edercesine tekrar edilmesi[2], toplumun manevi duygularının en yüksek olduğu Ramazan ayında ve bu ayın da en faziletli zaman dilimi olan Kadir günlerinde cereyan etmiş olması, bu olaya yakın tarihimizde toplumsal travmaya yol açan Türkçe ezan meselesinin[3] ilk uygulandığı illerden biri olan İzmir ilimizin alet edilmesi[4], ezan yasağını kaldırmaya muvaffak olan[5] millet iradesine yapılan darbeyle[6] aynı tarihlere denk gelmesi ve yayınlanan müziklerin provokatif mesajlar içermesi[7] gibi faktörler dikkate alındığında masumane bir eylem olduğunu düşünmek oldukça zor görünüyor. Kaldı ki, işçi hakları, emeğe saygı ve ezilenin yanında oldukları sloganlarını dillerinden düşürmeyenlerin, inancından dolayı ağır işkenceler gören bir köle iken kurtarılıp efendiliğe yükseltilen Müezzinlerin Efendisi Bilal-i Habeşi’nin hatırası olan ezanlara herkesten daha çok saygı göstermeleri beklenir.

Kur’ân-ı Kerîm’deki “Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranışları onların düşünemeyen bir toplum olmasından dolayıdır” âyet-i kerimesi ezana yapılan bu saldırıya asırlar öncesinden verilmiş en güzel ilahi cevaptır[8]. Bu tür eylemlerin İlahi gazaba davetiye çıkartabileceği de göz ardı edilmemelidir.

Manevi değerlere saldırı olarak ülke gündemine oturan bu olay merkezi ezan meselesini de gündeme getirmiş oldu[9]. Merkezi ezanın müsbet ve menfi yönlerini ele almadan önce ezanın İslam dinindeki önemine değinmek yerinde olacaktır.

Davete İcabet

Ezan kelimesi “bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilân etmek” anlamına gelmektedir. Terim olarak farz namazların vaktinin geldiğini duyurmaktır[10]. İslam’da ezan bizzat Allah’ın daveti, o vaktin namazını kılmak da bu davetin icabeti olarak kabul edilmektedir.

Yeni doğan bebeklere ad konulurken[11], savaş sırasında, yangında ve yolcunun arkasından ezan okumak menduptur[12]. Ayrıca, kötülüklerden korunmak[13], şeytanı kaçırmak[14] ve yormak[15], korkuları yenmek[16] gibi maksatlarla da ezan okunuyor.

İlk Ezan

Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra namaz vaktinin girdiğini duyurmak için çeşitli çareler aradıkları sırada sahabelerden bazıları rüyasında ezanı görüp öğrendi. Abdullah b. Zeyd b. Sa’lebe uyanır uyanmaz bu rüyasını Hz. Peygamberimize (sav) anlattı[17]. Efendimiz (sav) de sesi daha gür ve güzel olduğu için ezan okumak üzere Bilal-i Habeşi’yi görevlendirdi[18]. Bilâl de, yüksek bir evin üstüne çıkıp ilk olarak sabah ezanını okudu[19]. Ezanlar, hicretin birinci yılından beri yani 1441 yıldan beri aralıksız olarak okunmakta ve bu davet her gün beş vakitte milyarlarca insana ulaştırılmaktadır[20].

Şiar olması

Ezan İslam’ın şiarı ve Müslümanların sembolü olarak kabul edilmektedir[21]. İslam hukukunda ezana saldırmak ya da okunmasına engel olmak bayrak, vatan, millet, hürriyet gibi manevi değerlere saldırı olarak kabul edilmiştir. Bu tür davranışlar Türk Ceza Kanunu’nda da hakaret suçu sayılmaktadır[22].

Okunması ve Dinlenmesi

Ezanı yüksekçe bir yerde, ayakta ve kıbleye dönük olarak okumak ezanın şartlarındandır[23]. Ezanı sesi gür ve güzel olan okumalıdır, Hz. Peygamber (sav) de müezzinlik görevini, ezanı rüyasında görüp anlatan kişiye değil sesi daha güzel ve gür olana vermiştir. Müezzinin aynı zamanda dinî hassasiyete sahip olması ve ezanı okurken dinleyenlerin tekrar etmelerine imkan verecek şekilde yavaş okuması müstehabdır[24].

Ezan okunurken işitenlerin konuşmayı kesmeleri, hatta Kur’an okuyanların da durup ezanı dinlemeleri daha faziletlidir[25]. Ezanı işiten bir Müslüman müezzinin ardından ezan sözlerini tekrar eder Hayya es-salah ve hayya alelfelah sözlerinin ardından “la havle vela kuvvete illa billah”[26], essalatu hayrun minennevm[27] sözlerinin ardından da “sadakte ve berirte” der. Ezan bitince de, Sevgili Peygamberimiz’in (sav) tavsiye ettiği şu duayı okur: “Allahümme rabbe hâzihi’d-da‘veti’t-tâmme ve’s-salâti’l-kaime âti Muhammedeni’l-vesîlete ve’l-fazîlete ve’b‘ashü makamen mahmûdeni’l-lezî veadteh.”[28]

Merkezi Ezan Meselesi

Ülkemizde merkezi ezan uygulaması 28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu toplantısı kararlarıyla başladı[29]. 28 Şubat sürecinde olarak bilinen bu dönemde, irticayla mücadele bir güvenlik sorunu olarak görülüyordu. İrticayla mücadeleden en çok dini kurumlar, camiler, Kur’an Kursları, İmam-Hatip Liseleri, İlahiyat Fakülteleri ve ilgili vakıf ve dernekler etkilendi. Bu dönemde camideki müezzin kadroları boşaltıldı. Camilerdeki müezzinler hiç görevlisi bulunmayan camilere imam olarak görevlendirilince bir anda camiler müezzinsiz kaldı. Camilerde ezan okuyacak müezzin kalmayınca bu sorun merkezi ezan sistemiyle çözüldü. Ezanlar şehir merkezindeki bir camiden okunarak radyo frekansı yayını yoluyla canlı olarak diğer semt, ilçe, belde ve köylerdeki camilere ulaştırıldı. 1995’te kararı alınıp 2001 yılında uygulanmaya konulan bu uygulama ezanın vasıtasız olarak okunup okunmaması tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Ezanın vasıtalı olarak okunmasına karşı çıkanlar ilmihal kitaplarındaki[30] “secde ayeti” bir papağandan, yankıdan veya ses kayıt cihazından işitildiği takdirde tilavet secdesi yapılmasının gerekmediğini ileri sürebilirler. Ancak aynı ilmihal kitapları hoparlör ve canlı yayından işitilen sesin okuyucudan dinlemek gibi olduğunu kabul ederek tilavet secdesinin vacip[31] olduğu da yazılıdır.

Ezan, diğer dinlerle mukayese edildiğinde ibadet çağrısı olarak çan, zil, boru, ateş, duman gibi aletler yerine “insan kaynaklı estetik bir ses” olmasıyla öne çıkar. İnsan sesi ilahi kaynaklı iken diğerlerinin hepsi de insan eliyle yapılmıştır. Ezandaki bu estetik güzelliğin cezbedici bir yönü de bulunmaktadır. Ezandaki bu güzellik bir çok mühtedinin İslam’la tanışmasında ilk etkenlerden biri olmaktadır.[32] İnsan eliyle üretilen amfi, hoparlör gibi vasıtalar insan sesinin bu estetik ruhunu aynı tesirle yansıtamayabilir.

Bu bilgiler ışığında merkezi ezan sisteminin olumlu ve olumsuz yönleri neler olabilir?

Olumlu tarafları:

1) Merkezden ezanı okumak için en güzel sesli ve güzel ezan okuyan görevlilerin okuduğu ezan şehrin en uzak köyünde de aynı güzellikte yankılanıyor, cami yakınında oturanlar o ezanın kendi cami görevlisi tarafından okunduğunu zannederek seviniyor olabilir.

2) Ezanlar il müftülüğüne bağlı bütün camilerde tam vaktinde okunabilmektedir.

3) Cami görevlisinin olmadığı vakitlerde de ezan yayını otomatik olarak yapılabilmektedir.

4) Olağanüstü hallerde halkın uyarılmasında pratik çözüm olarak iş görebilir.

Olumsuz yönleri:

1) Şehrin semaları eskiden olduğu gibi farklı camilerden gelen ezan sesleriyle çalkalanmıyor, insanlar bu estetik güzellikten mahrum kalıyor. Farklı minarelerden yükselen sesler yerine mekanik tek bir sesin yankılanıyor olması ürkütücü olabilir.

2) Cami görevlilerinin motivasyonu düşebilir, kendi camiinde ezan okumayan müezzinlerin güzel ezan okuma yeteneği körelebilir.

3) Dün İzmir’de, bir-kaç yıl önce de Rize’de olduğu gibi, bu teknolojiye hakim biri ya da birileri tarafından (bu bir çocuk bile olabilir) ezan yayını sabote edilebilir.

4) Merkezi ezan yayınının öncesinde ve sonrasında yayının başladığını ve bittiğini belirten üç notalı melodik bir klik sesi de yayınlanmaktadır. Sanki ezanın bir parçası gibi her ezan öncesi ve sonrasında yapılan bu yayın bilinç altımızda farklı kodlamalara sebep olabilir.

Sonuç Diyanet teşkilatı eskisinden çok daha güçlü, artık her camiye müezzin ataması yapabilir ve merkezi sistemle ezan okuma işine son verebilir. Bunu hemen yapmak mümkün olamıyorsa saldırının yapıldığı yerlere öncelik verilerek kademeli olarak geçiş yapabilir. Camilerde cihaz kullanımında İslam sanat ve estetiğine titizlikle uyulmalıdır, ezanda asıl olan vaktin ilan edilmesidir. Bu, çift camlı ses geçirmez pencerelerden içeriye zorla ezan sesini duyurmak olmamalıdır. Camilere konulan ses cihazları kaliteli olmalı, parazit, çınlama ve yankı yapmamalı, insanın doğal sesine yakın sesler dışında başka sesler çıkarmamalıdır. Ses tesisatı ve hoparlörlerin yerleri ses mühendisleri tarafından tespit edilmelidir. İmamın arkasında namaz kılan biri imamın sesini başka yönlerden işitmemelidir. Dışarıda minarelere konulan hoparlörlerin ses ayarlarına denetim getirilmeli, çevreye rahatsızlık verilmeyecek şekilde ayar yapmak zorunlu olmalıdır. Aynı titizlik cami içinde de gösterilmeli mecbur kalmadıkça mekanik seslerden kaçınılmalıdır. İnsan sesinin yeterli olduğu camilerde mikrofon ve hoparlör gibi ses yükseltici cihazlar kullanılmamalıdır. İmamın yakasına ve mihrabın içine ayaklı olarak konulan mikrofonların namaza odaklanmaya ve namazın rukünları dışında farklı hareketlere sebep olabileceği de unutulmamalıdır. Gelişmekte olan teknoloji bu konuda önümüze yeni fırsatlar çıkarabilir, bu fırsatları değerlendirirken ezan ve namazın özünden uzaklaşılmamalıdır.


[1] İzmir Müftülüğü’nün 20.05.2020 tarihli “Basın Duyurusu”, https://izmir.diyanet.gov.tr/sayfalar/contentdetail.aspx?MenuCategory=Kurumsal&ContentId=973 (23.05.2020); Daha geniş bilgi için bkz. 20-22 Mayıs 2020 tarihli medya haberlerine bakınız. Örneğin: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/izmirde-cami-hoparlorlerinden-muzik-yayinina-sorusturma/1848414 (23.05.2020).

[2] İzmir Müftülüğü’nün 21.05.2020 tarihli “Basın Açıklaması”, https://izmir.diyanet.gov.tr/sayfalar/contentdetail.aspx?MenuCategory=Kurumsal&ContentId=975 (23.05.2020).

[3] “Bugün Ramazan’ın biri camilerin hepsinde ezan ve mukabeleler Türkçe okunuyor.”, Milliyet Gazetesi, 29 Kanunevvel 1932; Diyanet İşleri Reisliği Tahrirat Müdüriyeti [Sayı:] 730-265 ve 6-3-[1]933 tarihli yazı, İSAM Dokümantasyon Servisi, Dosya nr. 51202; Diyanet İşleri Başkanlığı Yazı İşleri Müdürlüğü N: 1287 ve 22/9/[1]948 tarihli yazı, İSAM Dokümantasyon Servisi, Dosya nr. 51202.

[4] İzmir Kuşadası’nda ilk Türkçe ezan Hisar Camii’nde Cuma namazından önce Selanikli Hafız Ömer Bey tarafından okunmuştu. Bkz. Cumhuriyet Gazetesi, 2 Şubat 1932.

[5] “Adnan Menderes, C. H. Partisinin Tenkitlerine Cevap Verdi”. Akşam Gazetesi, 14 Haziran 1950; “Meclis, Arabca Ezan Yasağını Kaldırdı. C.H.P. milletvekilleri de kanunu tasvib ve kabul ettiler”, Cumhuriyet Gazetesi, 17 Haziran 1950.

[6] https://www.aa.com.tr/tr/demokrasinin-infazi-27-mayis/27-mayis-darbesi-en-buyuk-tahribat-yapan-darbelerden-biridir/1489523 (23.05.2020); https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/27-mayis-ihtilali-64104

(23.05.2020). Bu darbecilerin yıllar sonra ezan yasağını tekrar geri getirmek için çaba sarfettikleri ancak başarılı olamadıkları görülmektedir: “27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Târih profesörlerinden rahmetli Adnan Sâdık Erzi Diyânet İşlerinden sorumlu Bakan yapılmıştı. Ezânın Türkçe okunması için mâlûm gazetelerin yürüttüğü kampanya sırasında (o zaman televizyon yoktu), bâzı diplomalılar Bakan’a gelmişler ve Türkçe ezân istemişler. O da: “Peki, siz bir câmi belirleyin, gideceğiniz o câmide ezânı Türkçe okusunlar” demiş. Dayatma heveslilerinin gidişi o gidiş! Bir daha gelmemişler.” Bkz. Mehmet Maksudoğlu, Hz. Muhammed Aleyhisselam, İstanbul 2010,s. 92.

[7] 20 Mayıs 2020 tarihinde ezan vaktinde İzmir minarelerinden yayınlanan müzikler: 1) “Hoşça kal güzelim” anlamına gelen, karısını evde bırakıp tarlada çalışmaya giden bir işçinin isyanını dile getiren “Çav bella” adlı İtalyan Halk Müziği şarkısıdır. 2. Dünya Savaşı’nda direnişin sembolü haline gelen bu şarkı Mussolini döneminde anti-faşist, komünist, devrimci, sosyalist grupların marşı olarak uyarlanmıştır. Bkz. https://tr.wikipedia.org/wiki/Bella_Ciao (23.05.2020); 2) Özellikle sol partilerin ve kuruluşların düzenlediği etkinliklerde konserler vermesiyle bilinen ve Türkiye’de protest müziğin temsilcilerinden olan bir şarkıcının “Yuh Yuh” şarkısı.

Bkz. https://tr.wikipedia.org/wiki/Selda_Ba%C4%9Fcan (23.05.2020)

[8] el-Mâide 5/58.

[9] https://www.yenisafak.com/gundem/izmirde-camilere-alcak-saldiri-ezan-sistemine-sizip-cav-bella-caldilar-3540812 (23.05.2020).

[10] Abdurrahman Çetin, “Ezan”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ezan#1 (23.05.2020).

[11] Ad koyma merasimi esnasında sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunur. Ebu Davud, Edeb, 107; Tirmizi, Edahi, 16; İbn Hanbel, VI, 9, 391, 392.

[12] Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, İstanbul 1991, s. 219.

[13] Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, s. 215 (Dipnot 104’ten naklen: Zeylâi, Fahruddin Osman b. Ali (ö. 743/1342), Tebyînu’l- Hakâik alâ Kenzi’d-Dekâik, el-Emiriyye tabı, I, 561-562.).

[14] Müslim, Salat, 16.

[15] İbn Hanbel, II, 380.

[16] İbn Hanbel, III, 306.

[17] İbn Hanbel, IV, 43.

[18] Tirmizî, Salat, 25.

[19] Ebû Dâvûd, Salât, 3.

[20] İbn İshak, Siyer, çev. Sezai Özel, İstanbul 1988, s. 354.

[21] Çetin, “Ezan”, https://islamansiklopedisi.org.tr/ezan#1 (22.05.2020).

[22] Türk Ceza Kanunu, Madde 125.

[23] Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, s.215; Bilâl-i Habeş’î ilk ezanı Necaroğullarından bir kadına ait yüksekçe bir evin çatısına çıkarak okumuştu. Ebû Dâvûd, Salât, 3.

[24] Çetin, “Ezan”, https://islamansiklopedisi.org.tr/ezan#1 (22.05.2020).

[25] Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, s. 216.

[26] Manası: Bütün değişimler, bütün güç ve hareket Allah’ın iradesiyle mümkündür.

[27] Manası: Doğru ve haklı söyledin.

[28] (اللهم رب هذه الدعوة التامة والصلاة القائمة آت محمدا الوسيلة والفضيلة وابعثه مقاما محمودا الذي وعدته Ey bu mükemmel davetin ve dâimî çağrının [veya kılınacak namazın] rabbi olan Allahım! Muhammed’e sana yaklaştırıcı her türlü vesileyi ihsan et, onu faziletlerle donat. Onu -Kur’ân-ı Kerîm’inde- vaad ettiğin övgü makamına yücelt. Buhârî, Eẕân, 8.

[29] Hamza Adiyaman, “Merkezi Ezan Sistemi Geri mi Geliyor?”, https://www.haksozhaber.net/merkezi-ezan-sistemi-geri-mi-geliyor-109769h.htm (23.05.2020).

[30] Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, s.373.

[31] Hanefilere göre vacip, diğer üç mezhebe göre sünnettir.

[32] Rıfat Atay, “Türkçe Ezan Uygulamasının Toplumsal Hafızada Yol Açtığı Travmalar Üzerine”, http://static.dergipark.org.tr/article-download/4aa9/6759/4f36/5c013a91ec8ae.pdf? (23.05.2020).

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir