Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Haziran 30, 2020

Medhaliler Suudilerin Truva Atı mıdır?

Son haftalarda Corona virüsüyle beraber Libya’da gelişen olaylar da sıcak gündemdeki yerini koruyor. Türkiye BM’nin meşrutiyetini tanıdığı UMH hükümeti ile işbirliği içindeyken mütekaid asi general Hafter’in çevresindeki Medhaliyye isimli dini oluşum meşru Libya hükümetine karşı savaşıyor. Medhali selefi anlayışı Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir ile konuştuk.

Medhali Selefilik nedir, siyasi ya da itikadi boyutu var mıdır, bir mezhep olarak kabul edilebilir mi?

es-Selefiyyetu’l-Medhaliyye olarak bilinen bu akımın kurucusu Dr. Rebi’ b. Hâdî el-Medhâlî. Rebi’ b. Hâdi Muhammed Umeyr el-Medhali’dir. Selefi düşünce ekollerinden biri olan es-Selefiyyetu’l-Medhaliyye, temel selefi esasları benimsemekle birlikte, yöneticiye karşı “tam itaat” tutumu nedeniyle diğer gruplardan, ayrılmaktadır. Bu hareketin merkezi Suudi Arabistan topraklarıdır. Bu hareket I. Körfez Savaşı esnasında yabancı güçlerin Suud topraklarını kullanıp kullanamayacağı tartışmaları neticesinde ortaya çıkmıştır. Bazı Suudlu şeyhler ve Sahve liderleri yabancı güçlerin İslam topraklarından bir başka İslam ülkesi ile savaşmasına cevaz vermemiş, bunu haram görmüş; diğer taraftan resmi ulema ise bunda ülke adına maslahat gördüğü için cevaz vermiş, fakat haram gören diğer ulemayı suçlamamıştır. el-Medhâlî önderliğindeki diğer ulema ise, “ulu’l-emr’in verdiği hükme kayıtsız şartsız teslim olmak gerekir” ilkesi mülahazasıyla yabancı güçlerin ülkeye girmesini haram gören grubu isyan çıkaran haricilikle suçlamıştır. Böylece bu hareket Sahve Şeyhlerini fitne çıkarmakla ve haricilikle suçlamışlardır. Bu yönüyle hareket Es-Selefiyettü’l-Câmiye ile benzer bir ideolojiye sahip gözükmektedir.Bu açıdan el Cami’den sonra MedhaliSuud Resmi Selefiliğinin bir devamı olarak kabul edilmelidir.

Medhali Selefiler kendilerini bir mezhep olarak görmeye pek yanaşmazlar. Çünkü sonuçta onlar da kendilerini Selefi mnheç/yöntem ve itikada bağlı olarak görürler. Bu yüzden Medhali Selefiliği bir mezhep değil bir hareket olarak görmek daha doğru olur.

Medhali Selefiliğin  tebarüz eden özellikleri nelerdir?

Öncelikle Suud Selefiliğinin genel özelliklerine sahiptirler. Fıkıhta Hanbeli mezhebine bağlı olup itikatta Selefi menheci takip ederler. Bunun anlamı dinin literal yorumuna sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ehli Re’y karşıdırlar. Eş’ari ve Maturidi mezheplerini sapkınlık olarak görürler. Tevhid inancında Muhammed b. Abdulvehhab’ın yorumlarına sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Belki farklılıkları biraz daha siyasi olmalarıdır. es-Selefiyyetu’l-Medhaliyye’ye göre yukarıda da ifade ettiğimiz her durumda devlet başkanına itaat, kendisi fâsık bile olsa dini bir vecibedir. Hatta itaat bir yana kendisinin aleni bir şekilde uyarılmaması da gerekir. Devlete ve yöneticiye muhalefet ve isyan büyük bir bidat ve fitnedir. Medhaliyye Selefileri “itaat” üzerine kurdukları siyasi düşüncelerini daha da ileriye götürerek yöneticiye karşı sözlü muhalefetin de zamanla fiili muhalefete evirileceği düşüncesiyle haram olduğunu savunurlar. Bu yüzden protestonun ve gösteri düzenlemenin hiçbir türlüsüne cevaz vermemişlerdir. Yine yöneticiye itaatin yanında devlet kurumlarına da itaat zaruridir. Bu yönüyle örgüt Suud devleti ve özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır devleti tarafından özellikle desteklenmekte ve finanse edilmektedir.

Bu ilke onların bulundukları ülkenin içine sızmalarını kolaylaştırmaktadır. Zira medhali selefiler doğrudan yönetimin kimde olduğu ile ilgilenmediklerinden yöneticiler tarafından zararsız görülmektedir. Fakat taşıdıkları selefi özellikle bulundukları ülkelerde daha çok Suud menfaatine öncelik verdikleri de unutulmamladır.

Medhali Selefiliğin Libya ile ilgilenmesi bu akımın Suudi Arabistan’ın Arap alemine hakimiyet kurmasıyla ilgisi var mıdır? 

Halife Hafter, 1949 yılında doğdu. 1969 yılında Modern Libya’nın kurucusu olan Kral İdris es-Senusi yönetimine karşı düzenlenen askerî darbeye katıldı. Bildiğimiz tasavvufi hareket olan devrimci Senusi aileye mensup olan İdris es-Senusi Türkiye’ye ziyarete geldiğinde, genç subay Muammer Kaddafi’nin başında olduğu Özgür Subaylar Hareketi’nin askerî darbesiyle iktidarını kaybetmişti.

1980’li yıllarda ‘Uzo” bölgesi üzerinden yaşanan ihtilaf sebebiyle Çad’a yapılan askerî müdahalede komutan olarak görev yaptı. Halife Hafter, Fransa’nın desteklediği Çad güçlerine yenilince bazı Libyalı askerlerle birlikte ABD’ye ait bir askerî uçakla Zaire’ye gitti. Böylece Kaddafi ile yolları da ayrılmış oldu. Yaklaşık 20 yıl Amerika’da yaşadı, 2011’deki devrimden sonra ülkesine geri döndü. Albay Hafter bu süre içinde gözlerden uzak bir hayat yaşadı. Adı ne duyuldu ne de Kaddafi’nin ilgisini çekti.

Halife Hafter’in Libya’ya döndüğünde ilk işi, bazı Libyalı subaylarla birlikte kurduğu Ulusal Ordusu ile, Libya içindeki Kaddafi muhalifi ‘Ulusal Kurtuluş Cephesi’ adlı örgütle yakın ilişki kurmak oldu. 2011’de Kaddafi yönetimine karşı isyan başlayınca Halife Hafter, Amerika’dan dönerek muhaliflerin Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlendi. 2012 yılında yaklaşık 150 Libyalı üst düzey komutan, Halife Hafter komutasında bir genelkurmay başkanlığı kurulmasını teklif etti. Ancak ülkedeki aşiretler ve siyasi yetkililer bu teklifi kabul etmedi.

2014’te yeniden sahneye çıktı. Televizyondan okuduğu bildiride, Libya’nın siyasi geleceğine ilişkin yeni bir yol haritası açıkladı ve askerî vesayet kurulmasını önerdi. Önerileri kabul edilmeyince Tobruk’ta kendi hükûmetini ve meclisini kurarak Trablus’taki BM tarafından tanınmış Ulusal Mutabakat Hükûmeti’ne karşı savaşmaya başladı. 2016 yılında ülke ekonomisinin can damarı olan ve UMH kontrolünde bulunan Petrol Hilali bölgesine saldırı başlattı. Hafter’in Petrol Hilali saldırıları, dünya rezervinde sekizinci sırada olan Libya’nın petrol üretimine de büyük sekte vurdu. 2019 yılına gelindiğinde Libya’nın uluslararası tanınırlığa sahip tek yasal temsilcisi UMH Başbakanı Serrac ile ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter’in oluşturduğu iki güç oluştu.

Medhalilik hareketi Libya’da 1990’lı yıllarda Muammer Kaddafi’nin çabasıyla yayılmıştır. Kaddafi bu hareketi kendisine muhalefet yapan diğer İslami gruplara karşı kullanmak üzere desteklemiştir. Medhalilik Libya’da özellikle terörle mücadele için ordu içinde tutunmaya başlamış ve zamanla askeriye içinde birçok yere sızmayı başarmıştır. Demokrasiyi reddettikleri için siyasetten uzak durmaları, yöneticiye mutlak itaati esas almaları Medhaliliğin sızmalarına karşı sessiz kalınmasına neden olmuştur.

Medhaliliğin Libya’daki önderi olarak bilinen Şeyh Majdi Hafala’nın Şubat Devrimi’nde evlerden çıkılmaması yönünde fetva vermesi, Medhaliliğin Kaddafi destekçileri arasında yayılmasında ve akımın Libya’daki cami ve vakıflarda temsilinin yükselmesinde önemli bir rol oynamıştır. Medhalilerin, Libya’da Ebu Salim, Trablus ve Hazba’da önemli eğitim kurumları ve din akademilerinin bulunduğu kaydedilmektedir. Ayrıca Libya’da birçok devlet kurumu da Medhali Selefîlerin eline geçmiştir. Basın ve medyada oldukça güçlü olan Medhaliler birçok radyo kanalına da sahiptirler.

 Ordu içinde çok güçlü olan ve birçok subayı bulunan Medhali Selefîler Şubat devrimi sonrası da ülkede silahlı birçok grubu hem kontrol etmişler hem de güçlü silahlı gruplar kurarak ülkenin üç bölgesini kontrollerine almışlardır. Halife Hafter Libya’ya döndüğünde Medhali Selefîlerin El-Tevhid Tugayı olarak bilinen Bingazi bölgesindeki  grup Hafter ile birlikte hareket etme kararı aldı. İkincisi batıda Trablus bölgesinde faaliyet gösteren Rada Kuvvetleri olup bu güç Haziran 2019’a kadar Hafter’le savaşmaktan imtina etmiş çok az sayıda kısmı Millî  Birlik Hükûmeti içinde savaşmayı kabul etmiştir. Üçüncü kuvvet ise Sirte’de bulunan Piyade Taburu’dur. Sirte kentindeki Kurtuba Camii İmamı Halid Fircan, Medhali Selefîliğin önemli bir vaizidir. Kaddafi’nin memleketi olan Sirte’de Kaddafi destekçisi olarak bilinen 604. Piyada Tugayı’da pazartesi günü savaşmadan şehri Hafter güçlerine teslim etti. Böylece tüm medhali gruplar Hafter’in saflarına geçmiş oldular. Anlaşılıyor ki Medhali Selefîler çok stratejik davranarak hem Hafter hem UMH içinde yer aldılar. Sonra da yavaş yavaş güçlerini UMH içinden çekerek Hafter’in saflarına geçtiler. Dolayısıyla Suudi Arabistan’ın istediği yönde oyunu değiştirdiler. Medhaliler demokrasiyi reddettikleri için her ne kadar bulundukları ülkelerde siyaset dışı kalmayı tercih edip, ülkedeki yönetime itaat etmeyi esas alsalar da, din adamlarının arka planda Suudi Arabistan’a bağlı oldukları ve sonuçta Suudi Arabistan’ın menfaatine göre hareket ettikleri bilinmektedir. Daha açık bir ifadeyle Medhali Selefîlik, yayıldıkları ülkelerde Suudi Arabistan’ın etki ajanları olarak görev yapmaktadırlar.  Bir ‘Truva atı’ olarak sızdıkları ülkelerde liderlerle iyi geçinerek, iktidara karşı olan muhalefet gruplarına yönelik sert eleştirilerle güven kazanarak özellikle ordu ve eğitim kurumlarına sızmayı başarıyorlar. Günü geldiğinde de oluşan iktidar boşluğu içinde Suudi Arabistan’ın çıkarları doğrultusunda ülkede yönetimi dizayn etmek için rol alıyorlar. Aslında Libya’da olan tam da böyledir. Suudi Arabistan’ın Hafter’i desteklemesi de bu tezin doğru olma ihtimalini artırmaktadır. Sorduğunuz soru açısından yeniden söylemem gerekirse evet, Medhali Selefilik Suudi Arabistan’ın bir Truva atıdır.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir