Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Haziran 6, 2020

Kuytularda Kalanlar

Bir memleket düşününki dört bir yanı mağrur ve yine dört bir yanı düşman dolu olsun. Öyle ki Bayram demeden Arife demeden düşmanlar silah kuşansın! Deyim yerinde ise aklın ve hayalin kabul edemeyeceği bir durum ile karşı karşıyayız.
Cenabı Allah kullarını her daim türlü sınavlar ve musibetler ile sınar. Biz aciz kullar ise çoğu zaman gaflet uykusundan mütevellit sınavımızın farkında bile olamıyoruz. Çoğu zamanda bu sınavları sorgularken haddimizi aşıp farkında bile olmadan isyana yöneliyoruz. İşte Şirk’in gizlisine yenik düşmenin acizliğini bu noktada yaşıyoruz.
Çağın en büyük tehditi ise aleni olarak dile getiremediğimiz putlar ve bidatlardır! Bu putlar bazen insan bazen eşya olarak çıkar karşımıza. Bidatlar ise çoğu zaman kutsallarımız aracılığıyla bizlere sunulur. Kuran ve Sünnet ekseninden koparılan mümin, farkına varmadan kendini bu bidat egemen yapının ortasında bulur.
Bu yüzden bilmeden, bazen bir eşyanın bazen bir insanın peşine takılıp onun esiri olabiliyoruz. Sorgulamadan sapılan bu yollar çoğu zaman bizleri Sıratı Müstakimden uzaklaştırabiliyor.
Başlangıçta Allah rızası için yola çıktığını iddia eden birçok sözde alim ve cemiyetlerin zaman içerisinde asıl amaçlarından çıktılarına tanık oluyoruz. Yakın tarihe kadar Cemaat ismiyle kitleleri peşinden koşturanların bugün maksatlarının ortaya çıktığına canlı şahidiz.
Başlangıçta Cemaat ismini siyaset ile yan yana getirmeyen bu sözde Hoca Efendiler ve Cemaatleri, elde ettikleri güçle otoriteye karşı illegal isyanlara omuz verme gafletine düşmektedirler. Yola çıkış amaçları ile pratikteki eylemleri ciddî manada çelişmektedir. Bugün Adana’da korsan Teravih Namazı kılma cüretini gösteren güruhun, Post Modern Faşist eylemler döneminde nerede olduklarına bakmak lazım.
Bu ülkenin en karanlık ve en yobaz uygulamalarından biri olan 28 Şubat Darbesi dahil antidemokratik hiçbir uygulamada Müslümanlara sahip çıktıklarını göremezsiniz. Laik düzene her dönem eklemlenmiş, kuytu köşelere sinmiş bu gayrı ciddi sözde cemaat yapılanmaları kadim milletimize ve memleketimize faydadan ziyade zarar vermiştir. Kuytularda gizli kapaklı hesaplar yapanlar unutmasınlar ki bu milletin hafızası halâ zinde ve diridir.
Bir aydır evlerde teravih namazı kılmakta olan insanların en ufacık dahi bir şikayeti olmadığını biliyoruz. Her Müslüman gibi bizlerde Cemaat ile namaz kılmayı ziyadesiyle özledik. Dahası Müslüman kardeşlerimiz ile Bayramlaşmayı ve muhabbet ile Musafaha etmesini de özledik. Ancak dinimiz bize salgın dönemlerinde tedbiri elden bırakmamayı öneriyor. İslam hayatın her alanında olduğu üzere bu hususta da akıl ve mantık ekseninde bizlere ışık tutmaktadır.
Ancak her türlü afet, felaket, ekonomik krizler ve salgına rağmen ülkeyi güvenli bir şekilde limana yanaştıran geminin Reisine saldırmak en hafifinden insafsızlıktır. Bugün bu ülkede Alimler ve Müslüman halk rahat bir şekilde İslam’ı konuşuyor ve tebliğ vazifesini yerine getirebiliyorsa önce Cenab-ı Allah’a sonrasında ise bu geminin kaptanına borçludur. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.
Daha dün 15 Temmuz’da bu millete ihanetin zirvesini yaşatanlar bugün millet nezdinde en aşağı makamdalar. Salgın sebebiyle alınan tedbir kararlarını dahi dini siyasete malzeme etme gayreti bu aşağılık cenahların ne denli aciz kaldıklarının ispatıdır. Bu ülkeye 100 yıl sonra İslam’ı pratikte yaşama imkanı getiren yasakları kaldıran, Müslüman Kadına seçilme ve atanma hakkı kazandıran Erdoğan’a söz söylemeden önce aynaya bir bakın.
Savaş ortamında dahi bir etik ve hukuk varken yapılan bu alçakça saldırıları sizler kamuoyuna nasıl açıklayacaksınız? Bizler biliyoruz ki bu ahlaksızca yapılan saldırılar Erdoğan’ı eleştirmek maksatlı değildir. Ben bu konuda bir ip ucu verebilirim. Erdoğan üzerinden Türkiye Devletini yıpratmaktır.
Bu eylemleri yapan sözde cemaat yapısının ülkede sapkınlığı savunan LGBT zihniyetine söz söylemekten ve eleştirmekten aciz dolayısı ile samimiyetten uzaktırlar. Bugün eğer Korsan Teravih namazı kılanlar İstanbul Sözleşmesini sorgulasalar kendilerine bir nebze olsun hak verebilirdim. İstanbul Sözleşmesinin aileye ve topluma vermiş olduğu zararlar üzerinden eleştirilerde bulunmuş olsalar yine bir dayanakları olurdu.
Ancak bizler biliyoruz ki bunların amacı üzüm yemek değildir! Utanma ve ar duygusu yitirmiş grupların eylemleri ve sözleri kadim milletimizi nazarında yok hükmündedir. Dün FETÖ ve yandaşları benzer fiillerinde ne elde ettiyse bugün Adana’da Karantina sürecini provokasyon amaçlı delme gayreti içinde olanlarda aynı sonucu elde edecektirler.
Erdoğan bu Ümmetin son kalesidir. Bunu bizler gibi herkes biliyor. Acı olan bugün İslam adı altında Erdoğan’a savaş açanlar ile Küfür milleti aynı şemsiye altındalar. Varın hesabını sizler yapın.
Bizler son seferdeki geminin en son neferleri olarak Hakk-ı ve Hakikat-i son nefesimize kadar savunmaya devam edeceğiz inşallah! Tereddüt etmeyin, Zafer İslam’ın olacaktır biznillah!
Selâm ve dua ile…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir