Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Kasım 27, 2020

Güzel İzmir

İzmir’in bir çok sıfatının yanında ben en çok bunu severim.
12 Eylül öncesini yaşayanlar, ya da yaşayanlardan dinleyen, yazdıklarından okuyanlar bilir. Ülkenin pek çok yeri ‘kale’ idi. Ülkücülerin kalesi, devrimcilerin kalesi… Devrimcilerin kaleleri de fraksiyonlara göre isimlenirdi. Öyle ki Parsel parsel bölünmüştü neredeyse ülke. Sadece yerleşim yerleri değil; liseler, üniversiteler, sendikalar, kitle örgütleri, hatta polis teşkilatı.

12 Eylül’ün o kadar şerrinin içinde bir tek hayırlı işi bu kaleleri yıkıp geçmesiydi. 12 Eylül sabahı bütün kaleler yerle yeksan olmuştu. Hepsinin kapısı ardına kadar açıktı. Bütün kaledarlar ve onların muhafızları ortalıktan toz olmuştu. Onların yerini, darbecilerin askerleri almıştı.

Bu kalelerin ‘ahalisi’ zamanla normalleşti. Orada yalnızca orayı ‘kale’ kılanların fikrini taşıyanlar değil, onlar gibi düşünmeyenlerin de olduğu ortaya çıktı. O farklı düşüncede olanların, kaledarların baskısı ile sinmiş olduğu da…

Bu gün hala, sanki o zamanların derebeyliğini sürdürür gibi İzmir’e aynı kötülüğü yapmaya niye çalışırlar? Bir CHP milletvekili, ‘biz referandumla Türkiye Cumhuriyeti’nden ayrılıp İzmir olarak AB ye girelim’ diyecek pervasızlığa düşecek kadar saçmalamıştı. Üstelik kendisi de aslen Erzincanlıydı.

Üniversite yıllarımda sık sık İstanbul Susurluk arası yolculuk yapardım. Tatiller, bayramlar falan sebebiyle gidip gelirdim. Çok otobüs firması vardı bu güzergahta. Bir tanesi de ‘Güzel İzmir’ idi. Hala faaliyette mi bilmem. Beğenirdim hizmetini. Ben İzmir’in ‘Güzel İzmir’ olduğunu başka hiç bir sıfatını öğrenmeden önce onun sayesinde öğrendim.

CHP tel tel dökülen bir muhalefet yapıyor. İzmir’de oy oranı yüksektir. Olabilir tabi doğaldır. Ama buna güvenip kimse hiç bir yeri ‘kale’ görmemeli. Ülkemizin her kenti bir başka güzel. Ama bu ülkenin kenti. İçinde, ülkemizde ne varsa hepsinden var. Kimse hiç bir yeri ‘kale’ sanmasın. Kaleler savunulmak için değil, düşürülmek için vardır.

Hiç kimse, İzmir’e haksızlık ve kötülük etmeye kalkmasın. İzmir’in politik oy dağılımına bakıp da ‘buradan provokasyon çıkarabiliriz’ diye umutlanmasın. İşgalci Yunan kuvvetleri de en son İzmir’den gemilerine binip kaçmışlardı.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir