Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Eylül 25, 2020

Covid-19 ve İnanç Özgürlüğü

Dünya çapında küresel bir musibet yaşıyoruz. En son Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği rakamlara göre halen 4,5 milyon insanın Covid-19 hastalığına yakalandığını ve 400 bine yakın insanın da hayatını kaybettiğini biliyoruz.
Bütün dünyayı adeta esir alan bu musibetten önce, günümüz dünya insanları olarak ırk, mezhep, din, vatan, bayrak ve devlet kavramlarının ve kutsalları sanki biz insanlar dizayn etmişiz gibi bir intiba içindeydik.
Oysa dünyanın ne kadar küçük olduğunu, ve biz dünya insanlarının aynı evin içinde yaşadığımızı Çin’in Vuhan eyaletinde bu hastalığa ilk yakalanan Çinli Doktor Li Venliang bize aslında ölürken acıyla göstermiş oldu.
Ülkemize musibetin gelişi alınan önlemlerle her ne kadar sonraları ulaştı ise de, nihayet dediğimiz gibi aynı dünyada yaşıyor olmamız bu süreci çok daha ötelere kaydırmaya imkân vermedi.
Bu küresel hastalığa bugün itibariyle yakalanan hasta sayımız, 150 bine yakın olurken vefat eden vatandaşlarımızın sayısı ise 4 bin 55 olmuştur.
Tedbirler devam ederken camilerimizin kapalı tutulması da bu bağlamda bizim jenerasyon içinde darbeler ve olağanüstü haller dışında ülke tarihimiz için bir ilk olmuştur.
Önümüzde bir Ramazan Bayramında da aynı tedbirlerin devam edeceğini ve sokağa çıkmanın bayram sürecinde devam edeceği şimdiden belli olmuş durumda.
Gelelim Hac mevsiminin de bu musibetin devam ettiği bu süreçte sağlıklı bir mevsim olmayacağı endişesi ve öngörüsü ilgililer için gündemde.
Bugün gerek Diyanet İşleri Başkanımızın gerekse Dışişleri Bakanımızın yaptıkları açıklama da HAC farizesinin eda edileceği cihetinde kesin bir beyanatta bulunmayışları ayrıca bu konunun bizce Ramazan Bayramı sonrası çokça konuşulup tartışılacağını şimdiden söyleyelim.
Hac, dinimizin eda şartlarıyla sınırladığı bir farzımız. Bu konuda elbette ilahiyatçıların görüşlerine müracaat edip geçmişten günümüze Müslümanlarca eda edilen Hac mevsimleri için günümüzde engel görülen bir musibet yaşanmış mıdır, yaşanmışsa Müslümanların bu konuda tasarrufları ne olmuştur elbette ki Diyanet İşlerimiz buna cevap vermede yetkili olacaktır.
Ama önümüzdeki zaman dilimi içinde Hac farizasının eda edilmesinde bizce şimdiden tedbirlerimiz için bir saik olarak ertelenmesi hem ülkemiz gündeminden bir an önce düşmesine hem de bu konuda gereksiz tartışmaların önüne geçilmiş olacaktır.
Cemaatle kılınan vakit namazlarını ve Cuma namazlarını insanlarımızın hayatlarının riske edilmemesi açısından alınan tedbirlerle önlenmesi gibi Hac farizasının da bu minval üzere ertelenmesi mutlaka uygulanmalıdır.
Ancak, bazı tartışmaların da önünü kesme amaçlı olarak;
-Bu yıl kurada Hac’a gitmede isimleri çıkmış olan vatandaşlarımızın hakları zayi olmayacak şekilde gelecek mevsime ertelenmesi.
-Hac farizaları erteletilen vatandaşlarımızın vefatları halinde, bir vasiyetname ile kendi haklarını devredecekleri vekilleri içinde gitme imkânlarının sağlanması

-Bu konuda isteyen Hacı adaylarının Hac için ayırdıkları bütçelerini devletin denetiminde ilgili kurumları tarafından yoksul ve yardımı hak edenlere dağıtılması
-Kesecekleri Kurbanlarını da böylece memleketlerinde kesmeleri
Covid-19 Hastalığının ülkemizde görüldüğü Mart ayının ilk iki haftası içinde Umre’de bulunan vatandaşlarımız üzerinden anti program yapan inanç özgürlüğüne karşı duruş ve söz sergileyenlere de böylece yalan ve yanlış beyanlarıyla inançlı insanlara karşı hakaretlerin önüne de geçilmiş olur.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir