Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Haziran 7, 2020

Camiler Kışlamız Minareler Süngümüz

Güzel ülkemde her yeni gün ilginç ve bir o kadar provakasyon kokan haberler ile karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle Pandemi sürecinde toplumsal anlamda psikolojik bir yıpranma gerçeğini kimse inkar edemez. Buna bağlı zaman zaman tutarsız davranış sergileyen insanlar görmekteyiz. Ancak İzmir’de yaşanan son vaka deyim yerinde ise kanımıza dokundu diyebiliriz. Keza bu artık siyasi bir çekişmenin çok ötesinde haddi aşan bir vaka!

Bin yıllık Anadolu Coğrafyasında camilerde ve mescitlerde okunan ezanlara saygıda gayrimüslimlerin dahi yapmaya cesaret edemediği aşağılık bir davranıştan bahsediyoruz. Ezan-ı Muhammedi bu Ümmetin kıyamete dek sürecek sesi ve selası olacaktır.

Ancak İzmir’de Camilerin ses sistemine girip şarkı çaldıran alçakların ne denli kötü maksatlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ülke her dönem farklı dünya görüşlerine sahip siyaset gruplarının şiddetli tartışma ve çatışmalarına tanık olmuştur. Özellikle siyasi tartışmalar toplumsal dokuya zarar vermemiştir. Ancak bu son yapılan densizlik farklı bir boyuta taşımıştır. Hani “Senin bu yaptığını gavur yapmaz” ifadesi tamda yerine oturmaktadır.

Yani gavurun aklına gelmeyecek düşmanca tavır ve eylemler nasıl olurda bu ülkemin yerli insanlarında vuku buluyor. Ciddi anlamda konuşulması gereken bir durum. Bu klasik her zaman “Allah ıslah etsin” deyip geçiştireceğimiz bir olay değil.

Peki nasıl olurda bir insan yaşadığı coğrafyanın dahası kadim medeniyetin en kutsal değerlerine bu denli kin ve nefret besler. Cumhuriyet Yönetimiyle birlikte meydana gelen yeni soyadı kanunu ve kimlik oluşumu bu coğrafyada yer alan farklı kültür ve inançlara sahip İslam düşmanları için aslında bir kalkan oluşturdu diyebiliriz.

Öyle ki bariz İslam düşmanı bu grupların isimlerinin değiştirilmesinin yanı sıra kimliklerinde dini inançlarının İslam olarak kayıtlara geçmesi bu millete yapılan en büyük ihanet çalışması olmuştu. Uzun süren savaşlar sonrası erkek nüfusun azalması yeni kurulan cumhuriyetin temellerinin çürük olmasına sebep oluşturmuştu.

Öyle ki Türk Dil Kurumu gibi bir önemli bir yapının başına maalesef Türk olmayan bir isim getirilmişti. İsmine bir ilave yapılmış ve sözde yerli olarak bize yıllarca yutturulmuş bu kişi Türk Dil Kurumunun kurucusu olarak tarihte yer almıştı.

Uzun süren savaşlar ile Anadolu topraklarını işgal edemeyen Haçlı Zihniyeti bu ülkeye ilk darbeyi önce masa başında yapılan anlaşmalarla vurmuştu. Sonrasında birçok toplumsal konularda ve sözde devrim safsatalarıyla Anadolu insanını kendi inanç ve kültürel değerlerine düşman olmasına zemin hazırlamıştı.

Modernleşme ve yenilik hareketleri adı altında her türlü yozlaşmanın ve sapkınlığın önü açılmıştı. Alkol ve fuhşun yaygınlaştırılması bunların en başında gelen darbeler olmuştu. Fransız’a top ve mermi ile teslim edilmeyen memleketin namusu Paris’te sözde moda defilesi adı altında podyumlara çıplak çıkarılan Türk kızları ile teslim edilmişti.

Tüm bu kokuşmuşlukları ve iğrençlikleri bizlere yenilik ve Modernizm şeklinde pompalayan Batı Dünyası ilime ve irfana yönelmiştir. Dini konularda ise Kilise ve Vatikan ekseni dışında hareket etmemişlerdir. İlginç olan ise aynı dönemde Anadolu insanının dinine düşman edilmesi için Laiklik adı altında inançsız bir yaşam ve yönetim anlayışı dikte edilmişti.

Güzel ülkemde her köşe başında İncil satılırken. Merdiven altı Kiliselerde ayin yapmak serbest iken ne hazindir ki Müslüman Çocuklarının Kuran Eğitimi alması yasaklanmıştı!

Şapka kanunu ve hilafetin kaldırılması bunlar için güzel örneklerdir. Bizlere Demokrasi diye yutturulan sistem batıda hiçbir zaman tek başına uygulanmamıştır. Avrupa’da Krallık olmayan ülke yok denecek kadar azdır. Öyle ki İngiltere olarak bildiğimiz Birleşik Krallıkta seçim ile işbaşına gelen başbakan dahi Kraliçe’nin huzuruna çıkıp saygı bildirmeden koltuğuna oturması mümkün değildir.

Anadolu insanına Laiklik üzerinden deizm ve ateizm aşılayan Batı Dünyası, sanayi dahil birçok alanda Vatikan’ın Vaftizi olmadan otomobillerini piyasaya sürmemişlerdir. Yine sosyal hayatta dini ritüelleri adeta çocuk yaşlarda dayatırken herhangi bir sorun olmamıştır. Pazar Ayinleri Ailenin birlikte katıldığı zorunlu bir organizasyon halini almıştır.

Aynı dönemde Anadolu insanının ibadet etmesi yasaklanmış hatta Camiler ibadete kapatılmıştı. Kutsal kitabımıza Devleti yönetenler tarafından düşmanca bir tavır sergilenmişti. Vahşi Batı, Afrika ve Asya başta olmak üzere başlatmış olduğu modern sömürge taktiğini Anadolu Coğrafyasında bu şekilde uygulamaktaydı.

Şimdi tüm bu yaşananlar üzerinden bir muhakeme yapacak olursanız Anadolu Coğrafyasının İnanç ve Kültür Dünyasının ne denli ağır saldırılara maruz kaldığını çok daha net bir şekilde anlayabilirsiniz.

Onlar çocuklarını ayaklarını sürüyerek zorla kiliseye Pazar Ayinine götürürken bizde Cuma namazı kılan çocuklar adeta terörist gibi lanse edildi. Uğur Dündar’ın namaz kılan öğrenciler haberi bunun için en basit örnektir.

Bugün İzmir’de Cami hoparlörlerinden şarkı çaldıran ve bu uygulamaya sevinenler Yunanları denize dökerken aramızda kalan ve Türk ismi alan Kripto Gavurcuklardır. Evet son yüzyılda bu Gavurcuklar başta sanat dünyasındaki kepazeliği olmak üzere sinema ve edebiyat dahil birçok mecrada kendilerini gizlemek suretiyle İnanç ve Kültürel değerlerimize saldırdılar. Bu kripto Gavurcuklar bir virüs misali ülkenin zayıf düştüğü dönemleri fırsata çevirdiler.

Son zamanlarda bu denli fütursuzca saldırıları ise atık ülke yönetimine sızamamaları ve maskelerinin düşmesinden kaynaklanmaktadır. Her dönemde iktidarı ellerindeki kukla misali kullanmaya alıştıkları için bu dönem onlara çok zor ve kabullenilmez gelmektedir.

Sanmasınlar ki bizler o Gavurcukları bilmiyoruz. Onlar devekuşu misali kafalarını kuma gömmekle beraber kıçlarının açıkta olduğunu unutuyorlar. Rabbim asla bu Gavurcuklara fırsat vermesin inşallah.

Yolumuz gaza, sonu şehadet,

Dinimiz ister sıdk ile hizmet…

Anamız Vatan, babamız Millet!

Vatanı mamur eyle ya rabbi!

Milleti mesrur eyle ya rabbi!

Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bu ilahi ordu dinimi bekler,

Allahu Ekber, Allahu Ekber. Selam ve dua ile…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir