Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Haziran 6, 2020

Amiral Husumet Kurbanı mı?


Alsancak altında bir ömrü memleket uğruna adamış bir askerden, dahası neferden bahsedeceğim sizlere.
Henüz çocuk yaşta adım attığı Silahlı Kuvvetler’i yuvası bilmiş ve her türlü fırtınalara rağmen gemisini terk etmemiş gerçek bir levent. En hain ihanetlerde bile safını devletinden yana belirlemiş samimi bir subay.
Her türlü tehdite rağmen “Gözünü Budaktan Esirgemeyen” gerçek bir asker. Engin tecrübesi ve öngörüleri ile mensubu olduğu kuruma değer katan bir bilim insanı. Tüm bu olumlu hasletlerin mutlu bir sona doğru ilerlediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Deyim yerinde ise tam da meyve vereceği aşamada nadasa çekilen bir tarla misali hüzün kapladı dört bir yanını. Sürekli üreten ve kendini yenileyen bu askere yapılan, açık söylemek gerekirse bir tenzili rütbe meselesidir. Buna kısaca haksızlık da diyebiliriz.
FETÖ ile mücadele eden böyle insanların tasfiyede kullanılan tipik bir yöntem:
Önce savunulamayacak hataların içine düşürülür (alınan malzemelerin uygun olmaması) ve bu durumda artık bu ve bunun gibi diğerleri korumaya savunmaya kalkışacak olsa Cumhurbaşkanı ya da hükümet bu sefer yolsuzluk yapmış birine sahip çıkıyor diye ortalığı velveleye verirler.. Tıpkı Ankara’da Melih Gökçek’in durumu gibi.. Dikkat ederseniz Melih Gökçek görevden alınana kadar hakkında söylenen onca söz görevden alınınca birden kesildi çünkü amaç nasıl oldu.. Fetöcüler bu olayda da bu milli duruşu ve çıkışları olan amiralimize karşı bürokrasinin ince atraksiyonları ile bir sonuç almış durumdalar. Savunsan bak böyle bir amirali savunuyorsunuz diyecekler…
İşin özeti, konunun tamamına vakıf olmamakla beraber kronolojik olarak FETÖ yöntemine kurban giden bir amiral olmuş olma olasılığı elbette tedirgin edici bir durum…
Aslında Türkiye’nin bürokrasi tarihi çok iyi ve ayrıntılı şekilde bilinmeli. Eğer bu konuda analitik bir düşünceye sahip olmazsak daha böyle çok goller yeriz…
Peki, bu durumda ülkesi için düşünen, konuşan, dert edinen insanlar olarak bizler ne yapmalıyız? Öncelikle devletin elindeki bilgilerin bizden farklı olabileceğini hem bileceğiz hem de devletin karar mekanizmalarının yanıltılabileceğini bilmeliyiz.. Bu, bizi hem fevrilikten korur hem de verilen kararlar yanlış bile olsa başka doğru bir gayeye matuf ise o karara zarar vermemiş oluruz. Devletimizi yıpratmamış ve karar mekanizmalarının verecekleri karaları olumsuz yönden etkilememiş oluruz..
Hükümetler halk için iktidara gelirler fakat bürokrasideki zinde güçler ise sürekli kendi ya da kendilerinin bağlı olduğu gizli iktidar için çalışırlar. Bunu, bazen devlette devamlılık esastır adı altında yaparlar bazen de teknik bir dille konunun içinden ancak onların yöntemi ile çıkılacağı fikrini aşılayarak yol alırlar…
Bu durumu birkaç şekilde yorumlamaya çalışalım;

Cihat Yaycı meselesi basite alınabilecek bir konu değil. Türkiye’de Kemalist bir darbe ihtimali her zaman vardı. FETÖ bunu kaşıyarak paşayı kızağa çektirmiş olabilir ama bunun sonuçları daha vahim olabilir. Zira önümüzde Ahmet Necdet Sezer örneği var. O dönemde cumhurbaşkanlığı için ciddi sıkıntılar vardı ve Anayasa Mahkemesi başkanı olan bu zat milletin hoşuna gidecek sözler söylüyordu. Sağcı solcu kim varsa aşırı bir sempati beslemeye başladı A.N. Sezer’e. Hiç alakası yokken cumhurbaşkanı seçildi ve herkes memnun oldu ama aslında nasıl bir zokayı yuttuklarını sonra anladılar.. Şimdi Cihat Yaycı doğal bir lider oldu.
Türkiye’nin Sisi’si Cumhurbaşkanı ile arasına girecek, cumhurbaşkanını kendi kontrolünden çıkaracak kim varsa bir şekilde ekarte edip yerini sağlamlaştırıyor ve önlemini alıyor. Yaycı’nın karargaha alınmasına vesile olan füze bağlantı teli ihalesi ve ihaleyi yapan alt subaylar hakkında soruşturma izni vermeyen savunma bakanı komutan (Yaycı hakkında izin veriyor) neden?

Her şey devletin planlamasıyla gerçekleşiyor. Tıpkı çöle bırakılan papağanın ölü taklidiyle akbabayı yeme projesi gibi… Devlet güçlü, lakin vatandaş algılara kurban olduğu için devletin bekasını tehlikeye atacak kararlar verebilir. Devlet bunun önüne geçmek için kendisini zayıf gösterip içerde gezi veya benzerlerini planlayanları cesaretlendirip meydana çıkarmak ve müdahale ile sindirmek istemiş olabilir. Çünkü dışarıda da önemli bir sürece giriyoruz. Rusya, Mısır, Suudi Arabistan ve eşkıya BAE ile savaşma ihtimalimiz güçleniyor…

Allah memlekete zeval vermesin. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. İnşallah bizlere de güzel eylemesine vesile kılacak eylemler yapmayı nasip eyler.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir