Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Haziran 28, 2020

Modern ve Postmodern Arasında İslam

1. ELEŞTİREL MÜSLÜMAN AKLI
Müslümanın eleştirel aklı, her türlü sosyalist zihniyetinden öte ” her mazlumun her ezilenin yanında.. Bir ideolojiden de öte pratik olarak ezenlere karşı devrimci bir akıl… başka fikirlerin hatta tevhid peşindeki yaşanmış farklı dini tecrübe algılarına hoşgören, şirke bulaşmış her dini düşüncenin kökündeki hakikat algısının İslam’ın ta kendisi olduğunu öğreten bir akıldır. Hak ve adaleti vurgulayan bu “yapıcı eleştirel” akıl sayesinde Müslüman, yaşadığı ortamı öyle yumuşatır ve hazırlar ki en büyük düşmanı olan firavunları bile beklemediği zemin ve zamanda o çok güvendikleri silahlarıyla hatta önemsedikleri maddi zenginlikleriyle cesetler olarak köpük gibi su üstünde batıp batıp çıkarıverir.
2. MÜSLÜMAN KALBİ
Müslümanın kalbi muhabbetle dolu olup bu kalbi sayesinde ne Züleyha’yı umutsuzca çöllerde arayan ne onu şehrin neon ışıklarında boğan Müslüman, aynı zamanda tam aksi uçta kadından ve hatta dünya güzelliklerinden kaçarak kendini dağlara vurup manastırlar inşa edip münzevi bir hayat peşinde Rabbe adamaz. Aksine Müslüman, kalbinde “Mevla’ya muhabbet ve Züleyha’ya aşk” dengesini korur. öyle ki kalbi, aşkın metafiziğini çözüp onun fenomenolojisini ortaya koyarak bir romantikten de ötede ilahi muhabbet dolu ama Züleyha’nın şahsında onun modelliği sayesinde bütün mahlukata aşk ile besler. Zira bilir ki “aşk gözü karartır, muhabbet öze iner”. Yine bilir ki Kitabı Kur’an, Züleyha’nın, onu kör edici aşk ile Yusuf’a bağlanmasını kınamayan ama tuzak ve hileler dolu yönteminin yanlışlığına vurgu yapan yaratıcı ve yapıcı bir kelamdır. Bu sebeple Müslümanın kalbi gülerken bile ağlamaklı olan; kör edici sevdadan da öte Mevlasını kalp gözüyle görebilen “İhsan” makamındaki muhabbetle doludur.
3. MÜSLÜMAN BEDENİ
Müslümanın bedeni, materyalistten de öte, maddenin esiri olmayan, aksine daima ona “Rabbinin kölesi” oluşunu hatırlatan; kanının, teninin, renginin farkında olan, onları inkar etmeyen ama onları ideolojik bir saplantıya veya kupkuru bir mitolojiye dönüştürmeyen aksine; şanlı tarihinin inşa edici her şimdiki an olduğunu bilen, Selahaddin benim, Fatih benim, Yavuz içimde yaşıyor” diyebilen; tarihsel zamanların dindar, dindarların ise tarihsel bir kişilik olduğunun bilincinde olan;
Ergenekon’dan beri milli kutlu kızıl elma yolculuğunun farkında olan… “Tanrı Dağları kadar milli ve yerli Hira kadar Müslümanım” diye haykırabilen bir insan..
.
4. MÜSLÜMAN RUHU:
Müslüman ruhu, bedenine can veren, kimlik, kişilik ve benliğinin farkında olan, kimliğini ve kişiliğini yabancı olarak değil; terbiye edilebilir bir can gören; her türlü esnek ve cinsiyetsiz, liberal hatta transhuman anlayışlardan öte “Sonsuz Varlığa daima kendini zincirleyen”, “Sonsuz Varlığa köleliğin Ruha özgürlük verdiğini ve O’na ait olduğunu” gösteren; dahası “Sonsuz’a köle olanın Fanilere özgürlük bahşettiğini söyleyen” dinamik, çoğulcu ve evrenin ötelerini kucaklayıcı bir RUH’tur…
PROF. DR. MUSTAFA ALICI

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir