Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Temmuz 14, 2020

Kemal Bey’le buraya kadar mı?

CHP’nin kurumsal olarak FETÖ’nün siyasi ayağına dönüştürüldüğünü, Kılıçdaroğlu’nun da bunun mimarı olduğunu dün buracıkta ifade etmeye çalışmıştım.

Özde CHP’liler, partinin bugünkü durumundan ziyadesiyle rahatsızlar.

Geçen pazartesi sevgili Başak Şengül’ün CNN Türk’teki Akıl Çemberi programındaydım. Ümit Kocasakal da oradaydı. Dünya görüşlerimiz farklı. Lakin yurtsever bir CHP’li olduğu konusunda şüphem yok.

O da bu konudaki rahatsızlığını yüksek sesle dile getiriyor. Sanırım Kemal Bey’in hışmından Kocasakal da payını alır yakında. Yazık!

Yazık olmasına yazık da, şöyle bir hayrı da olabilir. Parti dışına itilen deve dişi gibi CHP’liler ellerini taşın altına koyup yeni bir parti kurabilirler. Öngörüm, yakında böyle bir girişimin başlayacağı yönünde.

Neyse.

Biz şimdi gelelim asıl meseleye.

Kemal Bey’in danışmanları, avukatları, belediye başkanları ByLock’çu çıkıyor.

Tamam, şaşırmadık lakin bu isimlerden gelen ifşalara da hazırlıklı olun. Öyle ya; kasetle getiren, kasetle götürür!

Benim gördüğüm odur ki Kemal Bey için çember daralıyor. Karanlık güç odakları CHP’yi bir kez daha güncellemek için kolları sıvadı.

Hadi daha açık söyleyelim. Kemal Bey’i tasfiye edip, CHP’yi bir kez daha dizayn edecekler.

Peki niye?

Kemal Bey’in misyonu(!) buraya kadardı. Zannımca kendi isteğiyle gitmeye razı olmuyor.

Dizayn edicilerin akıllarındaki yeni isim Canan Kaftancıoğlu. CHP’nin başında onu görmek istiyorlar. Böylece HDP’yi CHP içinde eritmiş olacaklar.

Not edin bir köşeye; bu süreçte bir büyükşehrin belediye başkanı CHP’den istifa ettirilirse sürpriz olmasın. Bu da oyunun bir parçası çünkü. Kafanız karışmasın FETÖ böyle bir şeytandır. Oyun içinde oyun kurar. Çünkü tek derdi Türkiye’yi durdurmak olduğu için bozulan otobüsü tamir etmez yenisine biner.

Günün sonunda bakmışsınız CHP diye bir parti de kalmamış.

Evdeki hesap bu.

Peki, çarşıya uyar mı?

Emin olun bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu ülkenin kaderini yine milletin kendisinin belirleyecek olması.

Oyunu görürse; yani çocuklarının, torunlarının geleceğinin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu fark ederse gereğini yapar.

Bize de düşen bıkmadan usanmadan bu hakikati anlatmak.

Tarihe notumuzu düşmüş olalım ki torunlarımız ‘dedem çok çırpınmış’ desin.

Ve son bir not.

Peki, tüm bunları nereden biliyorum? Müneccim miyim?

Tabii ki hayır. Düne bakmanız yeterli. Kirli oyunun mimarları, onlarca yıldır aynı numaralarını tekrarlayıp duruyor. Yazık ki biz görmüyoruz.

Turgay Güler/Akşam

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir