Vahiy ve Sünnet İlişkisi: Bir Dinler Tarihi Perspektifi

1. İslam haricindeki dinlerde din kurucusunun sözleri fiilleri yaşantısı “kutsal metin” kabul edilir.

2. İslam haricindeki dinlerde kutsal metinlerin tefsirleri yorumları ve şerhleri, Sünnet işlevi görür.

3. İslam’da “en mevzu” hadisler çoğunlukla diğer dinlerde serlevha, altın söz veya en merkezi öğreti kabul edilir.

4. Kur’an-ı Kerim lafzan Hz. Nebiye (a.s.) Manen Allah’a aittir demek “Ehli kitaplaşmak” demektir. Yahudiler Sina’da Tevrat’ın böyle “verildiğini” Hristiyanlar Matta Luka vs. incilleri böyle “yazdıklarına” inanırlar.

5. Kur’an, Tevrat ve İnciller konusunda Müslümanlardan çok daha ihtiyatlı dikkatlidir: Zira Yahudilerin iddiasının aksine Tevrati-i şerif ahit sandığıyla beraber ortadan kaybolmuş bugünkü tevrat/tora, tarih içinde başrahip Azra’nın gayretleriyle toplanmış “ruhban ve beşeri bir kitaptır”. Dolayısıyla mezhep imamımız Maturidi’nin görüşünün aksine bize göre Namazda okumak -Kur’an’la uzlaşan yerleri olsa bile- okumak caiz değildir.

6. Hristiyanların elindeki İnciller ise Hz. İsa’yı görmemiş onu dinlememiş onun havarisi olmayan sonraki dönemdeki insanlar tarafından yazılmış metinlerdir.

7. Kur’an, sadece manen değil lafzıyla da mucizdir. Hz. Peygamber’e lafız kalsaydı Hristiyanlar için Nasara yerine en bilinen kelime olan Mesihi kelimesi, Yahudileri anlatmak için Ellezine Hadu yerine o dönemdeki Araplarca daha kolay ve meşhur “Yahudi” kullanmak daha güncel olacaktı. ZİKRU RAHMETİ RABBİKE (rabbinin rahmetini hatırlatması ifadesiyle ZAKARİYYA (İbranice Rabbin zikretti) ifadesinin bilinçli peş peşe gelmesini anlamakta zorluk çekecektir. Habuki Nasrani bilinçli şeçilmiş bir kelimedir ve ilk dönem İsa inananları için kullanılırken Mesih kelimesi yaygın olmasına rağmen dinin aslından olmayan sonraki dönemde İsa taraftarlarını aşağılamak için kullanılan bir terimdir. Ellezine Hadu ise diyaspora Yahudilerinin sürgünde olarak dünyayı dolaşmalarını ifade eden bir isimlendirmedir. Kuran lafzen ve manen muciz bir kitaptır.

8. Kutsal kitaplar konusu dindarlara da yansır: İlahiyat hakkında oldukça sert iken kutsal kitap konusunda tavizsiz olan Müslümanlar, diğer insanlara karşı toleranslı idiler. mesela 1600’de Paris’te bir tane başka mezhepten adam yoktu herkes Katolik’ti. Bir Protestan şehre girdiğinde onu öldürürlerdi. Londra’da ise durum tam tersi idi herkes Protestan’dı. Bir Katolik şehre girdiğinde onu öldürürlerdi.

9. Müslümanlar olarak biz KUR’AN’ ı Batı’nın batıl, fasık teori ve felsefeleriyle “tevil etmekten” Oryantalistlerin “saptırıcı iddialarını” tekrarlamaktan vazgeçmeliyiz.
Hele bir Müslüman yayınevinin oryantalistlerin kitaplarını çevirip basmalarını esefle karşılıyorum

Prof. Dr. MUSTAFA ALICI

Cevap Yazın