Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Eylül 20, 2021

Yaklaşıyor, Beklenmekte Olan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Aralık’ta Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde “Fırat’ın doğusuna operasyona birkaç gün içinde başlayacağız” açıklamasını yapınca hani İsmet Özel’in “Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak” şiirindeki “yaklaşıyor yaklaşmakta olan” ifadesi yine bolca dile getirilmeye başlandı.

Aslında Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon Eylül’deki Soçi Zirvesi’nden bu yana artık bekleniyordu. Özellikle de 27 Ekim’de Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa liderlerinin İstanbul’da buluşmasının ardından Zor Mağar bölgesine yönelik ilk operasyon, terör örgütü ve arkasındaki güçler için alarm zillerinin çalmasına neden olmuştu.

Sadece zamanı konusunda haklı olarak bir belirsizlik söz konusuydu. Çünkü bu sadece askeri değil siyasi, ekonomik ve daha birçok boyutu barındıran bir harekat olacaktı. Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, hazırlıkların tamamlandığının işareti oldu. Bu açıklamadan yaklaşık 2 hafta öncesine giderek gelişmeleri sıralarsak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasının bir altyapıya dayandığını söyleyebiliriz.

Kırılma Noktası

– 27 Kasım 2018:Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada şu vurgular yapıldı:

“Bazı ülkelerin, proje terör örgütleri FETÖ/PDY ile PKK/KCK`nın Suriye kolu PYD-YPG’yi terör örgütü olarak görmemesinin, terörizmle küresel ölçekteki mücadeleye büyük zarar verdiği hususu bir kez daha teyit edilmiştir.

Türkiye’nin, baştan beri Suriye’nin toprak bütünlüğünden ve siyasi bütünlüğünden ve siyasi birliğinden yana olduğuna, barışın tesis edilmesi için gayret gösterdiğine işaret edilerek, siyasi çözüme en büyük tehdidin Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasından geldiği belirtilmiştir.

Suriye’deki herhangi bir emrivakiye göz yumulmayacağı ve meşru müdafaa hakkının kullanılacağı vurgulanarak, PKK/PYD-YPG’nin bölge halkına zulmederek ve göçe zorlayarak değiştirdiği demografik yapıya karşı da duyarsız kalınmayacağı güçlü şekilde ifade edilmiştir.”

– 28 Kasım 2018:Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile bir telefon görüşmesi yaptı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada gündemdeki konuların ele alındığı vurgulandı.

– 1 Aralık 2018:G-20 Zirvesi için Buenos Aires’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında ABD’yi kast ederek terör örgütüne binlerce TIR’lık yardım yapıldığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Suriye’nin kuzeyinde ülkemizin ve bölgemizin güvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz. Fırat’ın batısını olduğu gibi doğusunu da bölücü terör örgütünün zulmünden ve işgalinden çok yakın bir zamanda kurtaracağız. Biz bu tür konularda müttefiklerimizden çifte standart değil, samimiyet bekliyoruz.”

– 4 Aralık 2018:ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, “Artık Astana’nın fişini çekme vakti” açıklamasını yaptı.

– 7 Aralık 2018:James Jeffrey, Ankara’ya geldi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüşen Jeffrey, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşmek istedi. Ancak bu isteği kabul görmedi. Jeffrey, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından kabul edildi. Bu kabul sonrasında Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama manidardı:

“Türkiye’nin PYD/YPG konusundaki net duruşu ifade edilmiş, sınırımızda hiçbir terör unsurunun varlığına müsaade edilmeyeceği kararlılıkla vurgulanmıştır.”

– 8 Aralık 2018:Meclis Başkanı Binali Yıldırım, “Terörizm ve Aşırılıkçılıkla Mücadele” toplantıları için gittiği Tahran’da, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüştü, Suriye konusu ele alındı.

– 11 Aralık 2018:Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2019 yılı bütçesiyle ilgili hükümet adına TBMM’de yaptığı konuşmada, ABD’ye çağrı yaptı. Oktay, “Türkiye olarak, Amerika’dan beklentimiz, her alanda müttefiklik ruhuna uygun şekilde hareket etmesidir. Karşımızda ülkemizin terör örgütleriyle yürüttüğü mücadelesine saygı duyan ve destek veren bir Amerika görmek istiyoruz” diye konuştu.

– 12 Aralık 2018:Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok konuşulan açıklaması geldi. Aynı gün Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun, ABD’li mevkidaşı James Mattis’e iki nota gönderdiği ortaya çıktı. Bu notaların ilkinde Suriye’de, Fırat’ın doğusundaki ABD kontrolündeki bölgelerde artan Kürt-Arap çatışmalarından duyulan endişe dile getirildi. Notada, Fırat’ın doğusunda ABD’nin desteğiyle kurulan özerk yönetim bölgesinin siyasi olarak kaydadeğer bir ilerlemenin yanı sıra Suriye’ye barışçıl bir yaşamın getirilmesine, ekonomik altyapıların gelişmesine hiçbir katkı sağlamadığına dikkat çekildi.

– 13 Aralık 2018:ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Erdoğan’ın Fırat’ın doğusu ile ilgili açıklamasına yönelik “böyle bir harekât kabul edilemez” yönünde açıklama yaptı. Pentagon yetkilileri açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’nin kuzeydoğusunda özellikle de ABD askerlerinin bulunduğu veya yakınlarında olduğu bölgelere yönelik herhangi bir tarafça atılacak tek taraflı bir adım büyük bir kaygıdır ve bu tür adımları kabul edilemez olarak addederiz.”

Bu gelişmelerin sonrasında kırılma noktası olarak nitelendirilebilecek Erdoğan-Trump telefon görüşmesi gerçekleşti. Habertürk Washington Temsilcisi Serdar Turgut’un 21 Aralık’taki köşe yazısında aktardığına göre Erdoğan, Trump’ın çekilme kararını o görüşmede öğrendi. Ancak Trump bu kararını en yakınındaki birkaç isim hariç kimseye söylemedi. Çünkü bu düşüncesini aktarsa James Jeffrey, 18 Aralık’ta “Fırat’ın doğusuna bir harekâta sıcak bakmıyoruz”açıklamasını sanırım yapmazdı.

19 Aralık’a gelindiğinde Ankara-Washington hattında önemli gelişmeler yaşandı. Önce ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı, Türkiye’ye 3,5 milyar dolar değerindeki Patriot hava ve füze savunma sisteminin satışını onayladı. Bu süreçte elbette Washington ve Ankara’nın pazarlığa oturması için ABD Senatosu’nun onayı gerekiyor. Ancak S-400 alımı nedeniyle gerilimi zirve yapan iki müttefik arasında hava savunma sistemleri konusunda Amerikan tarafı adeta bir zeytin dalı uzattı. Saatler sonra ise Trump’ın kararı gündeme düştü.

Astana Ortakları Olumlu Ama İhtiyatlı Yaklaştı

Türkiye kararı olumlu ama ihtiyatlı karşılarken, Astana’daki partneri Rusya da ihtiyatlıydı. Rusya Devlet Başkanı Putin, her yıl tüm dünyadan misafir edilen basın mensuplarının sorularını 20 Aralık’ta yanıtladığı geleneksel yılsonu toplantısında, ABD askerinin Suriye’den çekilmesinin sorulması üzerine, “ABD’nin Suriye’den çekildiğine dair emare yok. Afganistan’dan da çekildiklerini söylediler ama hâlâ oradalar” dedi.

Astana’daki diğer partner İran’ın Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 19 Aralık’ta Ankara’da Erdoğan ile ortak basın toplantısında “Fırat’ın doğusundaki duruma bakış açımız Türkiye ile aynı” diyerek Ankara’ya desteğini belirtti.

PKK/PYD terör örgütündeki panik, bu karardaki olumlu boyutu gösterirken, ABD’nin çekilme takvimini 60-100 gün içinde tamamlayacağının ortaya çıkması, ihtiyatlı yaklaşımı da güçlendirdi. Yine Türkiye, ABD’ye olumlu bir adım atarak harekâtı bir süreliğine erteledi. Ancak Erdoğan 21 Aralık’ta yaptığı bu erteleme kararına şu notu düşmeyi de unutmadı:

“Gelişmeler Fırat’ın doğusundaki operasyonda bizi bir müddet daha beklemeye yöneltti ama bu ucu açık bir bekleme değil. Önümüzdeki aylarda Suriye sahasında PKK ve DEAŞ kalıntılarını ortadan kaldıracak bir harekât tarzı izleyeceğiz, bu böyle bilinsin.”

Münbiç’te Hareketlilik

Bölgeden gelen son bilgiler ise Fırat’ın doğusundan çok Münbiç bölgesinde bir hareketlenmenin yaşandığı yönünde oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolündeki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurlarının Münbiç bölgesine doğru yöneldiği bilgileri aktarılırken, Suriye yönetimine bağlı askeri güçlerin de bu kentin güneyine yığınak yaptığı öğrenildi. Suriye sahasında adeta yeni bir oyun kurulurken, Washington’un hamlesinin ne anlama geldiği konusunda uzmanların kafa yorması ise sürüyor.

Ancak bu hareketlilik arasında yaşanan bir gelişme, kararın Washington’u karıştırdığını net bir şekilde gösteriyor. Bu gelişme, Obama döneminde göreve başlayıp Trump döneminde de görevini sürdüren, Türkiye’nin büyük tepkisini çeken eylemlere imza atan ABD Başkanı’nın DEAŞ Özel Temsilcisi Brett McGurk’un istifası oldu.

“Günümüzün Lawrence’sı” olarak anılan McGurk, PYD/YPG’nin de akıl hocası olarak biliniyor. McGurk’un geçmişteki eylemleri hatırlandığında derin ABD’nin Suriye politikasında da olumlu veya olumsuz ciddi bir değişim işaretlerinin geleceğini tahmin etmek zor değil.

CEYHUN BOZKURT

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir