Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Ocak 19, 2021

Kenevir Ve Haşhaş Türkiye İçin Bir Fırsat

 “Narkotik” terimi Yunanca “Narkotikos” dan türetilen bir sözcük. Kişisel zevk veya tıbbi amaçlı kullanılan psikoaktif maddelere verilen ortak isim.

“Uyuşukluk, rehavet, miskinlik durumu…” gibi anlamları var. Günümüzde daha çok sinir sistemini etkileyerek, duyuları azaltan ya da yok eden maddeleri ifade eder.

Ancak psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapan drogların yani ilaçların hepsineuyuşturucu madde denmesi yanlıştır.

Tıp literatüründe ‘Morfin’ türü ağrı kesici doğal, yarı yapay ve yapay drogların tümüne “narkotikler”, “narkotik analjezikler” veya “opiyatlar” denir.

Acı dindiren, hafifleten ve uyku veren maddeler olarak sınıflandırılır.

Derdi veren Allah dermanını da vermiş: Kenevir deyip geçmeyin!

Nasıl zehir var panzehir var?

Zehir işlenerek dönüştürülerek panzehir haline getiriliyor. Narkotik maddeler de öyle.Kanada’da esrarın tıbbi amaçlı kullanım için satışı 2001’den bu yana yasal.

Mesela Kendir/kenevir/Cannabis tohumu; omega kompleksleri bakımından zengin ve besleyicidir.

Tohumunun yağı birçok hastalığa iyi gelir.

Yaprağındaki cannabidiol maddesi ilaç yapımında kullanılır.

Bu bileşenleri içeren kırmızı reçete ile Türkiye’de satılan Sativex kanser hastaları tarafından kullanılıyor.

Kenevir tohumlarındaki enerjinin yüzde 73’ü esansiyel yağ asitleri, çoklu-doymamış yağ asitleri, linoleikoleik, alfa-linolenik asitlerden oluşmaktadır.

“Tıbbi kenevir” hakkında yenilikçi araştırmalar ile ünlü biyokimya ve moleküler biyoloji laboratuvarlarında yapılan araştırmalarda kanser tedavisinde işlevselliği görüldü.

Kenevir hücreleri kanserli hücreyi arıyor, buluyor ve öldürüyor. Ayrıca kanser tümörlerini önleyici özellikleri var.

Türkiye’nin narko tarihi ve narko endüstrisi…

Avrupa genelinde bulunan 11 bin 500 civarındaki damarlı bitkinin 10 bini Türkiye’ye ait. Kendir/kenevir/ Cannabis, Türkiye için adeta  ‘bor’ kadar önemli ve stratejik nebat/ Plantae/ bir bitki.

Türkiye, kenevirin yasaklı olduğu ve uyuşturucu sınıfında yer aldığı ülkelerden biri.

Yasaklanması, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanıyor. Ancak bu yasaklamanın geçerli nedenleri olmadığı daha çok yeni kurulan cumhuriyetin uluslararası anlaşmalaratanınırlığının sağlanması için katıldığı söylenebilir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin kenevir tarımını yasaklaması; Cemiyeti Akvam yani Milletler Cemiyeti (şimdiki Birleşmiş Milletler)’nin 1925’te Cenevre’de düzenlediği Narkotik Maddelerin Kontrolü Kongresi’nin sonuç bildirgesine imza atılmasıyla gerçekleşmişti.

İngiltere’nin öncülüğünde toplanan Kongre’ye 37 ülke katıldı ve anlaşma 19 Şubat 1925’te imzalandı.

1912 Lahey Afyon Anlaşmasının hükümleri aynen kabul edildiği gibi uyuşturucu maddelerin uluslararası ticaretinin, imal, ithal, ihracının kontrol altına alınması ve hukuki düzenlemeler yapılması öngörüldü.

Anlaşmada birçok uyuşturucu madde kapsamında kendir yani kenevirin de tanımı;1925 Cenevre Afyon Anlaşması; 1912 Lahey Afyon Anlaşması’na atıfta bulunularak yapıldı.

Lahey’de sadece uyuşturucu maddeler sınıflandırılarak ayrı ayrı tarif edilmiş, uyuşturucuların imal, ithal ve ihracını kontrol etmeye yönelik kararlar alınmıştı.

Oysa 1925 Cenevre Afyon Anlaşması (Lahey Anlaşması’nın esasları ve tarifleri aynen kabul edilmekle birlikte, uyuşturucu maddelerin uluslararası ticaretini kontrol altında bulunduracak etkili bir sisteminin kurulması sağlanmıştır.

Üretimi yasak, ticareti serbest!.. Tam İngiliz işi değil mi?..

Böylelikle dönemin belki bütün dönemlerin en büyük uyuşturucu karteli uzun bacaklıların çıkarları korunmaya alındı.

Bu kongreye ön ayak olan ve dünya uyuşturucu ticaretini o yıllarda elinde bulunduran,Çin’i esrara alıştıran ve bu uyuşturucu maddenin ticaretini yapan, hatta savaş çıkaran kendisi değilmiş gibi Birleşik Krallık (İngiltere/ Britanya), kendisini uluslararası arenada yasal bir zırha kavuşturdu.

İşin ilginci, keneviri dünyada ilk yasadışı ilan eden İngiltere’ye; 1925’te en büyük destek Türkiye ve Mısır’dan gelmişti.

Neden böyle diyorum çünkü İngiltereafyon üretiminin sınırlandırılmasını onaylarken ticaretinin sınırlandırılması konusunda büyük direnç gösteriyordu.

Ancak, tüm dünyada büyük yankılar uyandıran doktor raporları ve özellikle eroinkarşısında oluşturulan konsorsiyum çalışmalarıyla, 1912 yılında Lahey Afyon Sözleşmesi diye bilinen sözleşme imzalanıp, eroin üretimi tamamen yasa dışı ilan ediliyordu.

İlk tıbbi amaçlı “Eroin Fabrikası”

Osmanlı yönetimi Lahey’e delege göndermemişti.

1914’te yapılan ek protokole ise delege gönderse de imza koymamıştı.

1926’da Ankara aldığı bir kararla, Japon bir firma ile ortak Eroin fabrikasının kuruluşunu gerçekleştirdi. Böylelikle bugünkü Taksim Divan Oteli-Taşkışlamevkiinde Mecidiye Kışlası olarak bilinen yerde tarihimizin ilk tıbbi amaçlı “Eroin Fabrikası” açıldı.

Japon girişimciler, 1926 yılında o dönem harap haldeki Taksim ‘Mecidiye Kışlası’nı afyon sentezleyerek uyuşturucu üreten bir fabrikaya çevirdiler. Fabrikanın bağlı olduğu şirketin adı ise Oriental Products Company’di.

1929 yılı Mayıs ayında Eyüp’ün Bahariye semtinde, Haliç’e yakın bir bölgede ikinci fabrika kuruldu. Eroin fabrikasının adı ise: “Eczayı Tıbbiye ve Kimyeviye” (ETKİM) idi.

Üçüncü fabrika, Türk Ecza-yı Tıbbiye ve Kimyeviye Şirketi adını taşıyan fabrika, Eyüp’teki fabrikanın açılışından tam 7 ay sonra; Aralık 1929’da kuruldu.

Bu fabrikayla ilgili en çok dikkat çeken noktalardan biri ise fabrikanın Yönetim Kurulu Başkanı’nın, o dönemde Meclis Başkanı olan ve daha sonra Başbakanlık da yapacak olan Hasan Saka olmasıdır.

Türkiye tıbbi amaçlı ürettiği ve medikal sektörde kullanılan morfin ve eroin sattığı için,1929’dan başlayarak büyük bir ambargo ile karşılaşmıştı.

ABD, New York Belediye Başkanı La Gardia, Türk malları için bir yasa tasarısı bile vermişti.

Hatta 10-12 milyon nüfuslu Mısır’da 30-40 bin kişinin Türkiye’den kaçırılan uyuşturucu yüzünden öldüğü gündeme gelmiş, Kahire Emniyet Müdürü, İngilizgeneral Russel’in ilaç kapsamındaki Türk eroinine düşmanlığı yüzünden; eroin kaçakçılığını ‘organize suç’ olarak hukuki anlamda ilk tanıyan ülkelerden biri de Mısırolmuştu.

Haşhaş sütünden Eroin imalatı Alkaloid fabrikası…

Geleneksel haşhaş ürününü değerlendirmek ve piyasanın yasal alkaloid gereksinimini karşılamak amacıyla 1976 yılında Afyonkarahisar ili Bolvadin ilçesinde temeli atılan Afyon Alkaloidleri Fabrikası 1981 yılında deneme üretimine başlamış, 1986 yılında ise kesin kabulü yapılarak esas üretime geçmiştir.

Afyon Alkaloidleri Fabrikası zamanının en modern tekniklerini içeren teknolojisiyle ve 20 bin ton/yıl çizilmemiş haşhaş kapsülü işleme kapasitesiyle alanında dünyanın en büyük fabrikasıdır.

Afyon Alkaloidleri Fabrikası, Ekstraksiyon ve Türevler Ünitesi olmak üzere iki kısımdan oluşuyor.

Toprak Mahsülleri Ofisi Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılı Haşhaş Raporu’na göre,Afyonkarahisar’daki Alkaloid Fabrikası, alanında dünyanın en büyük fabrikası. Türkiye genelinde 700 bin dekar alanda haşhaş ekiliyor.

2012 yılı sonbaharından itibaren Afyonkarahisar, Amasya, Burdur, Çorum, Denizli, Isparta, Kütahya, Tokat, Uşak illerinin tamamı ile Balıkesir ilinin Balya, Bigadiç, Dursunbey, İvrindi, Kepsut, Savaştepe ve Sındırgı ilçeleri, Eskişehirilinin Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han, Mahmudiye, Mihalıççık, Seyitgazi ve Sivrihisar ilçeleri, Konya ilinin Ahırlı, Akören, Akşehir, Beyşehir, Derbent, Doğanhisar, Hüyük, Ilgın, Kadınhanı, Seydişehir, Tuzlukçu, Yalıhüyük veYunak ilçeleri, Manisa ilinin Merkez, Demirci, Gördes, Köprübaşı, Kula, Sarıgöl ve Selendi ilçelerinde izin belgesi karşılığında haşhaş ekimi ve çizilmemiş haşhaş kapsülü üretimi serbest.

Türkiye’nin bağımsızlık savaşında narkotik  (haşhaş) önemli bir semboldür!

ABD’nin Türkiye’ye baskı yaparak haşhaş tarımını yasaklatma çabasını,  Demirel ve Ecevit Hükümetleri engellemiştir.

Bu konuda aslan payı Süleyman Demirel’e aittir. 12 Mart Muhtırası sonrası askeri vesayetle kurulan geçiş hükümeti bu konuda Amerika’nın baskısına direnemedi.

Başbakan Süleyman Demirel şapkasını alıp gidince CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim, partisinden istifa ederek 26 Mart 1971′de başbakan olmuş ve yeni hükümeti kurmuştu.

Türkiye’de 1971 yılına kadar haşhaştan afyon üretimi yapılırken Türkiye’nin, yasadışı uyuşturucunun kaynaklarından biri olarak suçlanmasından dolayıAmerikalıların baskısını hafifletmek için Nihat Erim Başbakanlığındaki Türk Hükümeti bu suçlamaların doğru olmadığını kanıtlamak amacıyla ülkede haşhaş ekimine 26/06/1971 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile tam bir yasak getirdi.

1974’e kadar süren bu yasak sırasında, Avrupa ve Amerika’ya yasadışı uyuşturucu girişi devam etmiş, üstelik diğer afyon üreten ülkelerin üretimlerinde artış gözlenmiş ve yeni haşhaş üreticisi ülkelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Diğer taraftan bu yasak, önemli bu gelir kaynağından mahrum olan üreticilerimiz üzerinde sosyal ve ekonomik olumsuzluklara yol açmıştır.

Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan afyon ekimini serbest bıraktı…

Geçimini haşhaş tarımından sağlayan 1,5 milyon Türk insanı bu yasaktan olumsuz etkilenmiştir.

01/07/1974 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile ilaç hammaddesi ihtiyacının sağlanması ve geçimi büyük ölçüde haşhaş üretimine bağlı olan çiftçilerin yaşam koşullarının düzeltilmesi amacıyla haşhaş ekimi ve ham afyon üretimi 7 ilde (Afyon, Burdur, Isparta, Denizli, Kütahya, Uşak ve Konya) serbest bırakılmıştır.

06/12/1974 tarihli kararname ile kaçağa kayma riski yüksek olan ve haşhaş kapsülünün çizilmesi ile elde edilen afyon üretimi yasaklanarak, daha güvenli bir yöntem olan çizilmemiş haşhaş kapsülü üretimine geçilmiştir.

ABD/CIA operasyonlarının bütçesi narko trafikten: 

1980‘li yıllarda ABD’nin Los Angeles kentinde uyuşturucu kullanımı tavan yapmıştı.

Bunun en büyük sorumlusu, CIA idi.

CIA’in uyuşturucu ihracatı ya da kaçakçılığı vakasında rolünün ne olduğu bugün bile tam bilinmiyor.

1998’de CIA, uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarını reddetti fakat Nikaragualı Contra isyancılarının kaçakçılık yaptıklarından haberdar olduğunu açıklamıştı.

Gazeteci Gary Webb‘in 1996 yılında yayınladığı rapora göre CIA, ABD‘ye uyuşturucu madde ihraç edilmesi için Nikaragua’daki Contra isyancılarla beraber çalışıyordu.

Bu sebeple Los Angeles’ın yoksul bölgelerinde uyuşturucu kullanımı artıyor ve hastalıklar baş gösteriyordu.

Gerçekleri ortaya çıkaran Webb, 2004 yılında intihar etti/öldürüldü.

İrangate olayı ABD yönetiminin İrana, İsrail aracılığı ile gizlice silah satması ve sattığı silahların parası ile Nikaragua’daki contra eylemcilere, yani komünist rejime karşı faaliyet gösteren gerillalara destek sağladığının ortaya çıkmasıdır. 1986’da ortaya çıkan skandal, Ortadoğu’yu karıştırmıştır.

Narko terörizm, uyuşturucu tacirleri tarafından kendi yasa dışı işlerini korumak için kullanılan terör taktikleridir.

Uyuşturucu baronlarıyla, silahlı örgütler arasında ittifakı tarif eder.

Her ikisi de hükümetlerin istikrarının bozulmasından ve kurulu toplumsal düzenin çökmesinden çıkar elde etmektedir.

Amerikalı saha casuslarının ‘freedom fighter’ yani özgürlük savaşçısı sıfatını yakıştırdıkları grupların finansmanı genellikle narko trafikten  sağlanır.

Reagan yönetiminde yani 1980’lerde Amerika’nın özgürlük savaşçıları arasındaNikaragua’da devrimci Sandinist’lere karşı savaşan Kontra’lar ve Afganistan’da,Sovyetler Birliği’ne karşı savaşan Taliban gibi grupların ihtiyaç duydukları silah ve mühimmatı temin etmeleri için bu grupların uyuşturucu kaçakçılığına göz yumulmuştu.

Türkiye’nin uyuşturucu ile imtihanı…

Türkiye uyuşturucu kaçaklığıyla ilgili 1961 Uyuşturucu Maddelere Dair Tek Sözleşmesi,1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, 1981 Uyuşturucu ve Psikotrop Maddeler Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve 2000 Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı BM Sözleşmesi’ne bağlı olarak mücadelesini yürütüyor.

İkili ve uluslararası anlaşmalar ile ulusal mevzuat çerçevesinde yabancı ülke makamları ve bu alanda faaliyet gösteren uluslararası kurum ve kuruluşlarla irtibatlı olarak çalışıyor.

Bu kapsamda, ABD Uyuşturucu ile Mücadele Teşkilatı (DEA), AB Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı Gözlem Merkezi (EMCDDA), Uluslararası Uyuşturucu Maddeler Kontrol Kurulu (INCB), Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı İle Mücadele Eden Ulusal Kolluk Kuruluş Bölüm Başkanları (HONLEA), BM Uyuşturucu Maddeler Komisyonu (UMK), Paris Paktı, Orta ve Yakındoğu Yasadışı Uyuşturucu Ticareti Alt Komisyonu (OYUTAK) ile işbirliği yapılıyor.

Hazırlanan raporlara bakılırsa Türkiye’nin narkoekonomisi 140 milyar lirayaulaşıyor.

Bu GSYİH’nin yüzde 16’sına karşılık geliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin 2017 raporlarına göre; Türkiye, dünyada en fazla uyuşturucu miktarı yakalayan ülkelerin başında.

Tüm Avrupa’da yakalanan miktar ise Türkiye’de ele geçirilen miktarın yanına bile yaklaşmıyor.

Avrupa’da uyuşturucu pazarının hacmi 30 milyar Euro civarında.

Bunun yüzde 38’i, 10 milyar euro değerindeki esrar. Eroinin hacmi ise yaklaşık 8 milyar euro.

Emniyetin raporuna göre; Türkiye’de geçen yıl 20 bin kilo eroin, 146 bin kilo esrar, 845 kilo kokain, 241 kilo metamfetamin ile, 3.7 milyon adet ecstasy, 12.9 milyon da captagon yakalandı.

AB’nin saflığına göre verdiği fiyatlara bakılırsa bu miktarların parasal değeri 2 ile 3 milyar euro yani 9 ile 14 milyar lira arasında.

Uluslararası Narko Trafik CIA kontrolünde…

CIA geçmişte Güney Amerika’da nasıl karteller oluşturdu veya kontrolü dışına çıkan kartelleri ortadan kaldırdı ise günümüzde de sistem aynı.

ABD savaş endüstrisinin makinesinin fiili işgali altındaki Afganistan’daki 2017’de Afyon üretimi 9 bin ton gerçekleşti.

Bu rakam, 1994’ten bu yana ulaşılmış en yüksek miktar. ABD müdahalesinin afyon üretimini nasıl artırdığı ortada.

ABD askerleri ülkeye ayak bastıktan bir yıl sonra afyon üretimi yüzde 657 artarak dünya üretiminin yüzde 92’sini karşılar hale geldi.

Üretilen tüm afyondan elde edilen eroin miktarı ise 530 ton kadar.

Eroin iki yoldan Batı pazarına geçiyor.

Biri Ukrayna, diğeri Türkiye.

Ancak Suriye’deki ‘vesayet savaşları’ sonrası üretilen eroinin neredeyse yarısıTürkiye hattına kaydı.

Bu da 200 tondan fazla demek.

Bu durum, BM ve AB raporlarında açıkça yer alıyor.

Kenevir ve Afyon (Haşhaş) Türkiye için bir fırsat…

Dünya uyuşturucu probleminin başında Sentetik uyuşturucular var.

Uluslararası uyuşturucuyla mücadele sistemi maalesef, gelişmekte olan sentetik uyuşturucu tehdidine karşı neredeyse çaresiz. Ve bunun tedavisi de neredeyseimkânsız.

Bu anlamda Türkiye’nin tıbbi amaçlı ilaç yapımında ve birçok hastalıkların tedavisinde kullanılan kenevir ve haşhaş ekimini yasal çerçeveye oturtması çok önemli gelişme.

Türkiye’nin bu adımı, CIA kontrolündeki narko trafiğininarko terörünü ortadan kaldıracak ve Türk ekonomisine canlılık kazandıracaktır.

.

Ömür Çelikdönmez

 

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir