Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Aralık 4, 2020

Dijital Terör Büyüyor

Son zamanlarda yapılan alan araştırmalarının sonuçlarına göre; yetişme çağındaki çocuklar ve gençler, “dijital terör” tehdidi altında bulunuyorlar. İnternet aracılığıyla yayılan psiko sosyal hastalıkların; masum ve mağdur kurbanları oluyorlar.

Toplam 15 ilde, 1-17 yaş arası 802 çocuk ve 537 ebeveyn (anne-baba) ile gerçekleştirilen “dijital çocuk” araştırması; çocukların, günde ortalama 2,7 saat internet kullandıklarını gösteriyor. Ayrıca, % 78 kadarının; “sakıncalı” sitelere karşı “korunaksız” oldukları bilgisini veriyor.

Üniversite öğrencileri nezdinde yapılan, “Bilgisayar Oyunları ve Bağımlılık” konulu başka bir araştırma; her 5 üniversite öğrencisinden 1’inin (yani % 20’sinin), “oyun bağımlısı” olduğu gerçeğini ortaya koymuş. Uzman kişilerin ve kurumların verdikleri bilgilere ve beyanlara göre; “dijital oyun bağımlılığı”, oyunda geçirilen süreden ziyade, ortaya çıkan olumsuz sonuçları ifade ediyormuş.

Bu bağlamda; araştırma sonuçlarının gösterdiği, vahim bir gerçek daha var. Dijital oyunların % 89 kadarı; şiddet içerikli konu, kurgu ve kahramanlardan oluşuyorlar.

Üretilen sahte değerler ve doğrular aracılığıyla; çocukların ve gençlerin hayat denklemleri ve düzenleri bozuluyor. Benlik, kimlik, kişilik oluşumları derinden etkileniyor; her biri, bize ait olmayan bir dünyanın, itaat altına alınmış kurşun askerleri oluyor.

YAYGIN HASTALIKLAR OLUŞUYOR

Şimdilerde, sağlık sektörünün “hastalık” tanımları içinde; giderek yaygınlaşan “dijital hastalıklar” da var. Uzmanlar, bu hastalıkları; şöyle sayıp sıralıyorlar:

Her şeyden önce; sanal dünya ile meşguliyet arttıkça, gerçek dünya ile irtibat azalıyor. Oyunlarla ve oyun kahramanlarıyla özdeşleşen çocuklar ve gençler; duygu, düşünce ve davranışları bakımından “asosyal” hale geliyor.

Hayata dair doyum duygusunu kaybedip; bitimsiz bir haz ya da hırs arayışı içine girdiklerini görüyoruz. Gündemlerinin değiştiğini, ideallerinin dönüştüğünü, okul performanslarının ciddi düzeyde düştüğünü biliyoruz.

Olumlu duygu, düşünce ve davranışlar azalıyor; olumsuz duygu, düşünce ve davranışlar çoğalıyor. Sorumluluk bilinci zayıflıyor; şiddet ve tehdit içeren olaylar, durumlar karşısında duyarsız kalıyor.

Dikkat dağınıklığı, deprasyon, anksiyete gibi duygu ve algı arızaları görülüyor. Saldırganlık eğilimleri artıyor; kolayca çatışma içine girdikleri biliniyor.

Dijital dünyanın oluşturduğu hastalıklar arasında; cinsel kimlik sapmaları ve taşmaları da var. Hatta bazıları, intihar eğilimi içine de giriyorlar.

DİJİTAL TERÖR BÜYÜYOR

Son zamanlarda yapılan alan araştırmalarının sonuçlarına göre; yetişme çağındaki çocuklar ve gençler, “dijital terör” tehdidi altında bulunuyorlar. İnternet aracılığıyla yayılan psiko sosyal hastalıkların; masum ve mağdur kurbanları oluyorlar.

Toplam 15 ilde, 1-17 yaş arası 802 çocuk ve 537 ebeveyn (anne-baba) ile gerçekleştirilen “dijital çocuk” araştırması; çocukların, günde ortalama 2,7 saat internet kullandıklarını gösteriyor. Ayrıca, % 78 kadarının; “sakıncalı” sitelere karşı “korunaksız” oldukları bilgisini veriyor.

Üniversite öğrencileri nezdinde yapılan, “Bilgisayar Oyunları ve Bağımlılık” konulu başka bir araştırma; her 5 üniversite öğrencisinden 1’inin (yani % 20’sinin), “oyun bağımlısı” olduğu gerçeğini ortaya koymuş. Uzman kişilerin ve kurumların verdikleri bilgilere ve beyanlara göre; “dijital oyun bağımlılığı”, oyunda geçirilen süreden ziyade, ortaya çıkan olumsuz sonuçları ifade ediyormuş.

Bu bağlamda; araştırma sonuçlarının gösterdiği, vahim bir gerçek daha var. Dijital oyunların % 89 kadarı; şiddet içerikli konu, kurgu ve kahramanlardan oluşuyorlar.

Üretilen sahte değerler ve doğrular aracılığıyla; çocukların ve gençlerin hayat denklemleri ve düzenleri bozuluyor. Benlik, kimlik, kişilik oluşumları derinden etkileniyor; her biri, bize ait olmayan bir dünyanın, itaat altına alınmış kurşun askerleri oluyor.

YAYGIN HASTALIKLAR OLUŞUYOR

Şimdilerde, sağlık sektörünün “hastalık” tanımları içinde; giderek yaygınlaşan “dijital hastalıklar” da var. Uzmanlar, bu hastalıkları; şöyle sayıp sıralıyorlar:

Her şeyden önce; sanal dünya ile meşguliyet arttıkça, gerçek dünya ile irtibat azalıyor. Oyunlarla ve oyun kahramanlarıyla özdeşleşen çocuklar ve gençler; duygu, düşünce ve davranışları bakımından “asosyal” hale geliyor.

Hayata dair doyum duygusunu kaybedip; bitimsiz bir haz ya da hırs arayışı içine girdiklerini görüyoruz. Gündemlerinin değiştiğini, ideallerinin dönüştüğünü, okul performanslarının ciddi düzeyde düştüğünü biliyoruz.

Olumlu duygu, düşünce ve davranışlar azalıyor; olumsuz duygu, düşünce ve davranışlar çoğalıyor. Sorumluluk bilinci zayıflıyor; şiddet ve tehdit içeren olaylar, durumlar karşısında duyarsız kalıyor.

Dikkat dağınıklığı, deprasyon, anksiyete gibi duygu ve algı arızaları görülüyor. Saldırganlık eğilimleri artıyor; kolayca çatışma içine girdikleri biliniyor.

Dijital dünyanın oluşturduğu hastalıklar arasında; cinsel kimlik sapmaları ve taşmaları da var. Hatta bazıları, intihar eğilimi içine de giriyorlar.

Son yıllarda, özellikle Avrupa ülkelerinde teşvik edilen ya da desteklenen “İslamofobi” mihrakları; sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor. İntermet erişimini en etkili silaha dönüştürme niyeti ve gayreti; sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, bilimsel, teknolojik, dini, ideolojik ve benzeri alanların tamamına uzanıyor.

Son yıllarda, özellikle Avrupa ülkelerinde teşvik edilen ya da desteklenen “İslamofobi” mihrakları; sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor. İntermet erişimini en etkili silaha dönüştürme niyeti ve gayreti; sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, bilimsel, teknolojik, dini, ideolojik ve benzeri alanların tamamına uzanıyor.
Eğitimci-Yazar/Zekeriya Erdim

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir