Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Eylül 22, 2020

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ KENDİNİ YENİDEN YAPILANDIRIYOR:

ÖRGÜT VATANDAŞLARI HEDEF ALACAK

CEYHUN BOZKURT

PKK/KCK terör örgütü sıkıştı. 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına güvenerek Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni kendilerine vekalet veren güçlerin isteği doğrultusunda dizayn edeceğini ümit ederek sözde ateşkesi bitiren terör örgütü Türkiye’nin, 24 Temmuz 2015 tarihinde başlattığı operasyonlarla artık adım atamıyor. Özellikle Türkiye’nin 15 Temmuz sonrasında terörü kaynağında kurutma stratejisi çerçevesinde başlattığı önleyici müdahale, bunda çok etkili oldu. Bu çerçevede;

– Hendek-barikat kalkışmasında, şehirlerdeki militan kadroları çok başarılı operasyonlar neticesinde etkisiz hale getirildi.

– Örgütün Türkiye içindeki dağ kadroları 24 Temmuz 2015’ten sonra yapılan operasyonlarla hareket edemez hale geldi. Özellikle SİHA’ların devreye girmesiyle dağ kadroları kafalarını kaldıramaz hale geldi.

– Zeytin Dalı Harekatıyla eş zamanlı bir şekilde başlatılan operasyonlarla cephe gerisi olarak kullanıldıkları Irak’ın kuzeyindeki topraklar örgüt için güvensiz hale getirildi.

– Türkiye içinde yapılan ciddi operasyonlarla örgütün finans kaynakları çok ciddi darbe yedi.

– Şehir kadrolarına yönelik operasyonlar neticesinde siyaseten ciddi zayıflatıldı. Bunda örgütün siyasi kanadının elindeki belediyelere yönelik kayyım kararları çok etkili oldu.

– Türkiye topraklarından örgüte katılım neredeyse sıfırlanmak üzere.

– Son olarak Suriye’nin kuzeyinde terör örgütünün uzantılarına yönelik operasyonlar Suriye ayağını da sıkıştırdı. Örneğin Münbiç’ten, El Bab’ın güneyinden uzatacakları koridorla Afrin’e açacakları koridor planı çökertildi. Bu, terör örgütü PYD/PKK’yı Akdeniz’e ulaştırma planının da çöküşü anlamına geliyordu. Şimdi sırada Münbiç ve Fırat’ın doğusu var.

Türkiye’nin bu hamleleri, örgütü “kara gücüm” olarak niteleyen ABD’yi de belli konularda geri adım atmaya zorladı. Kuruluşundan itibaren örgütü 1990’lara kadar dolaylı bu tarihten itibaren ise doğrudan kullanan ABD’nin, 6 Kasım’da örgütün 3 elebaşıyla ilgili ödül kararı bu çerçevede değerlendiriliyor. Ancak bu karar, kesinlikle ABD’nin örgütten vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Washington Türkiye’yi “PYD’ye dokunma” mesajı vermeye çalışıyor. Ancak Türkiye bu hamlenin bir taktiksel olduğunu analiz ettiği için ABD’nin mesajlarına ihtiyatlı yaklaşıyor. Çünkü ABD Şah’ı korumak için at, fil gibi taşlarını feda ediyordu. Şah şu aşamada Fırat’ın doğusu. Bu nedenle güvenlik güçlerimiz örgüte yönelik operasyonları hız kesmeden sürdürüyor. Sıranın Fırat’ın doğusuna geleceği konusunda da çoğu uzman hemfikir. Sadece mücadele biraz zamana yayılacak.

Ankara ayrıca, ABD’den gelen mesajların nedeninin Türkiye’nin bağımsız uyguladığı politikalar olduğunun farkında. Zaten Türkiye ne zaman taarruza geçse, ABD bazı konularda geri adım atmak zorunda kalıyor. Bu konuda iki örnek verebiliriz:

– 1995-96 yıllarında yapılan etkili operasyonlar neticesinde Washington, 1997 yılında PKK’yı terör örgütleri listesine aldı.

– 1998 yılında devletin en üst tepesinden başlayarak yapılan etkili çıkışlar neticesinde Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesini sağlayan süreç başladı.

Yani Türkiye gücünü sahaya ve masaya yansıttıkça emperyalizm hep geri adım atmak zorunda kaldı. Ancak bu durum rehavete yol açmamalı. Çünkü bu geri adımlarda bile hep bir başka plan devreye sokuldu. Örneğin Öcalan’ın teslim sürecinde “Ver Fetullah’ı al Abdullah’ı” denildi. Bu sayede FETÖ elebaşı koruma altına alınırken, AB üzerinden Öcalan’ın idam edilmemesi ve örgütün siyasallaşması sağlandı. Yani emperyalizmin hep bir B, C planları oldu.

Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde PKK terör örgütüne hangi misyon biçildiği sorusuna yanıt aramamız zorunlu hale geldi. Örneğin tam da böyle bir dönemde Şırnak’taki 10 Kasım törenlerine yönelik drone/İHA’lı saldırı girişimi bu sorguyu derinleştirmemize neden oldu. Çünkü geçmişte bazı küçük deneyimler de olsa, bu boyutta bir saldırı girişimi ilk kez gerçekleşmişti. Terör örgütünü çok iyi bilen emekli emniyetçi Hacı Murat Dinçer örgütün bu dönemine dikkat çeken çarpıcı analizler yapıyor. PKK ve FETÖ mücadelesinin zirveye çıktığı son 3 yılda dönemde Şırnak TEM Müdürlüğü görevinde bulunan Dinçer, sosyal medyadan şu paylaşımı yapmıştı: “Fırat’ın doğusundaki silahlı gücünü YPG yapan Batı, PKK’ya, marjinal küçük hücrelere bölün, şehirlere çekil, IRA modelini kullan, siyasileş, gerekirse küçük hücrelerle sansasyonel eylemler yap, ‘Suriye’de isminle bizi zora sokma’ diyor.”

Ulaşılan bilgiler de Dinçer’in açıklamalarını teyit eder nitelikti. Örneğin örgüt yıllardır uyguladığı “klasik gerilla taktiğini” bırakma kararı aldı. Örgütün elebaşlarından Murat Karayılan’ın, 2 Kasım tarihinde örgütün yayın organına açıkladığı üzere terör örgütünün silahlı kanadı HPG’nin son toplantısında örgüt içi yeniden yapılandırma kararı alındı. Bu karara göre, terör örgütü “gerektiğinde çok küçük birimler halinde araziye serpilen, gerektiğinde koordineli gerilla tarzıyla yoğun ve yaygın biçimde düşmanı vurabilen, gerektiğinde ortaya çıkıp hedefleri yok edebilen gerektiğinde aniden kaybolabilen, adeta bir hayalet ordusu diyebileceğimiz bir gerilla tarzını” geliştirmeye çalışacak. Terör örgütü bu değişikliği “profesyonel modern gerilla” olarak tanımlıyor. Bu aklın onları çok aşacak bir akıl olduğunu sanırım söylememize gerek yok. Özetle birileri önümüzdeki dönemde PKK’ya yeni bir rol biçiyor.

***

Bu çerçevede istihbarat birimleri de çarpıcı bazı tespitler gerçekleştirdi. Bu tespitlere göre terör örgütünün önümüzdeki dönem için belirlediği bazı eylem planları şu şekilde sıralanabilir:

– Katılımın yok denecek kadar azalması sonucu PKK/KCK terör örgütü girdiği çıkmazı aşmak amacıyla tüm kadrolarına ‘‘Agitleşmek’’ ve ‘‘Zilanlaşmak’’ şeklinde topyekün mücadele çağrısı yaptı. Agit kod adlı Mahsum Korkmaz, 15 Ağustos 1984 tarihinde terör örgütünün ilk silahlı saldırısını yaptığı iki yerden biri olan Eruh’taki saldırıyı yönetmişti. Korkmaz, 26 Mart 1986’da ise Gabar’da girdiği bir çatışmada öldürüldü. Ancak yıllar sonra Korkmaz’ın, Öcalan’ın infaz emri neticesinde bir PKK’lının silahından çıkan kurşunla öldürüldüğü ileri sürülmüştü. (Saygı Öztürk,“Heykeli indirilen Mahsum Korkmaz’ı kim öldürdü?”, 20 Ağustos 2014, Sözcü Gazetesi)

Zilan kod adlı Zeynep Kınacı’da yine kanlı bir terör saldırısına imza atan teröristti. Kınacı, 30 Haziran 1996’da Tunceli’nin merkezinde düzenlenen bayrak töreni sırasında askerlerin arasına karışarak intihar saldırısı düzenlemiş, 8 askerimizi şehit etmiş, 29 askerimizi de yaralamıştı.

– Terör örgütünün ayrıca eylem gerçekleştirebilecek bazı militanları özel olarak eğiterek Irak’tan ülkemize legal veya illegal yollardan göndermeye çalıştığı bilgisine ulaşıldı.

– Örgütün, yukarıda aktardığımız şekilde hücreler halinde hareket eden terör birimleri oluşturacağı bilgisine ulaşıldı. Buna göre, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan illerimizde koordinasyonunu kırsaldaki terör elebaşlarının yapacağı en fazla 3 kişiden oluşacak sözde birimlerin devlet görevlilerine ve vatandaşlara yönelik saldırılar planladığı belirtiliyor.

Bu bilgiler çerçevesinde terör örgütü bölgede yerel seçimleri manipüle etmek, kayyım atanan belediyelerle ilgili kirli çalışmalar yapmak gibi bazı hedefler de belirledi. Bunların ayrıntılarını da bir başka yazıya bırakıp son sözümüzü söyleyelim: PKK ile mücadele bir dakikalık rehavetin bile yeniden büyük sıkıntılara, acılara neden olabileceğini bilelim, mücadele azmimizi diri tutalım.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir