Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Eylül 18, 2020

Fırat’ın Doğusuna Operasyon Başladı Mı?

CEYHUN BOZKURT YAZDI

Katıldığımız programlarda , bulunduğumuz ortamlarda vs. karşılaştığımız ilk sorulardan biri Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonun başlayıp başlamadığı yönünde. Şunu açık söyleyeyim, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon aslında 24 Temmuz 2015 tarihi itibariyle başladı. Neden mi?

Hatırlayın o günleri…

– Türk devleti Batı’nın baskısı ve içeride kripto unsurların her türlü oyunlarına rağmen Çözüm Süreci’ne son noktayı koydu ve PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki kamplarına yönelik harekata başladı. Arkasından yurtiçinde kapsamlı harekatlar yapıldı. Hendek-barikatlar mücadele döneminde Türkiye, kripto unsurların başta Türk Silahlı Kuvvetleri’ndekiler olmak üzere devlet içindeki tüm yıkıcı faaliyetlerine rağmen PKK’yı kazdıkları hendeklere gömdü. Kripto FETÖ unsurlarının o dönem Nusaybin’de yaptıkları en çarpıcı örnektir. Orada yaklaşık 70 şehit verdikten sonra FETÖ’cü komutanın görevden alınmasından sonra tek bir şehit vermeden PKK bölgeden temizlenmişti.

– Sonrasında Batıl’ın Türkiye’deki temsilcileri 15 Temmuz işgal girişimini başlattı. Türkiye, bu işgal girişimine karşı devletiyle ve milletiyle büyük bir direnç göstererek HAKkı olan vatan topraklarını yüzlerce şehit, binlerce gazi vererek savundu. Sonrasında FETÖ’nün yurtiçindeki unsurlarına karşı büyük bir mücadele başladı. Mücadelenin zorlukları, eksikleri olsa da örgüt ülke içinde hareket edemez hale geldi. Hatta sonradan kripto olduğu ortaya çıkan unsurlar bile kendilerini gizlemek için 15 Temmuz direnişinin yanında, FETÖ karşıtı görüntü vermeye çalıştı. FETÖ, küçük bir azınlık dışında hiç kimseyi etkileyemedi, gücü kırıldı.

– Suriye’de “Esad Yönetimini merkez alan” politika değişti ve Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliğinde bu ülkenin toprak bütünlüğü merkeze alındı. Rusya ve İran’la işbirliği geliştirildi ve Astana süreciyle beraber adım adım Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik hamleler yapıldı. Bu ülkelerle yapılan işbirliği çerçevesinde yaptığı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör örgütleri PYD ve DEAŞ’ın Fırat’ın batısındaki kazanımlarını yerle bir etti.

Özetle Türkiye;

– PKK’yı ezerek, PYD’nin en büyük destekçisini zayıflattı.

– FETÖ’yü ezerek, PYD’nin Türkiye içindeki siyasal manevra yapabilme etkisini kırdı.

– Astana Süreci’ne imza atarak, PYD’nin Suriye’yi parçalama planına karşı bölgesel işbirliği üzerinden harekete geçti.

Bu nedenle son derece planlı bir şekilde Fırat’ın doğusuna yönelik harekatı başlattı. Şimdi yapılan, adım adım harekatın hedef bölgesine ilerlenmesidir.

***

Fırat’ın doğusu ile ilgili sorular ve yanıtları

Herkesin merak ettiği sorular var. Bu soruları ve tahminlerimizi şöyle sıralayabiliriz:

– Türkiye, Fırat’ın doğusundaki PYD işgalindeki bölgeye askeri bir harekat başlatacak mı?

Fırat’ın doğusu konusunda Türkiye kararlı. Bu kararlılığını da her fırsatta gösteriyor. Özellikle Türkiye’nin güneydoğu illeri için büyük tehlike ve Suriye’nin toprak bütünlüğü için en büyük engel işgal altındaki bu bölge.

– Harekat başlarsa nereden başlayacak?

En merak edilen sorulardan bir tanesi olayın askeri boyutuyla ilgili. Yani askeri harekat… Baştan şunu söyleyelim, kimse Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı gibi “başlayalım, birkaç ayda bitirelim” türünden bir harekat beklemesin. Ayrıca her harekatın önemli aşamaları olduğunu, bu hazırlık aşamalarının askeri olduğu kadar, siyasi, ekonomik, propaganda boyutları olduğu gerçeğini de önümüze koyalım. Ayrıca Fırat’ın doğusu’nın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekat bölgelerinden çok daha geniş bir coğrafya olduğunu unutmayalım. Bu nedenle bütününe yönelik bir operasyon değil de, parça parça harekatlar yapılacağını düşünüyorum. Ulaştığım bilgilere göre (ki elbette süreç değişirse neler olur, değişiklikler olur mu bilemem), ilk harekatın Fırat Nehri’nin doğu kıyısına yönelik yapılması yüksek ihtimal. Bu sayede Fırat’ın güneyine kadar inilecek, stratejik önemdeki nehrin Münbiç bölgesi hariç iki kıyısı da tutulmuş olacak. Başta Tel Abyad olmak üzere diğer bölgelere yönelik de topçu atışları, hava harekatları veya nokta operasyonlar gündeme gelebilir.

– Rusya ve İran ne yanıt verecek?

Bu bölgeye yönelik Astana sürecindeki ortaklarımızdan Rusya’dan da üst düzeyde, Fırat’ın doğusuna ilişkin mesajlar geliyor. Bu konuda en fazla fikir ayrılığımız olabilecek diğer ortak İran ise bu bölge ile ilgilenemeyecek durumda. Ancak fikir ayrılıklarına rağmen İran’da ABD’nin PYD üzerinden bölgede kalıcı olmasını istemiyor. Bu nedenle Türkiye’nin bölgesel anlamda ciddi bir engeli bulunmuyor. Aksine akıllı politikalarla destekçisi çoğalabilir.

– ABD ve müttefikleri, olası harekata nasıl tepki gösterecek?

Merak edilen en önemli sorulardan biri de bu: ABD ve müttefiklerinin nasıl tepki vereceği. En baştan söyleyelim, ABD bölgede Türkiye ile doğrudan cephe cepheye gelmek istemeyecektir. Buna ne konjonktür ne de ABD’nin gücü müsaade eder. Irak’ın kuzeyindeki gayrimeşru referandumda bile bölgedeki en önemli enstrümanını koruyamayan bir ABD var şu an. Ancak olası hamleleri olacaktır. Onu da aşağıdaki yazımızda madde madde aktaralım.

***

ABD’nin olası hamleleri

Yukarıda belirtti, süreç uzun vadeli olacaktır. Çünkü karşımızdaki coğrafyada ABD’nin üsleri ve özel unsurları bulunuyor. ABD’nin gerek resmi ordu ve özel kuvvet personeli gerekse bölgeye adeta yığınak yapan özel askeri şirket unsurları adeta terör örgütüne kalkan görevini yapıyorlar. Her gün ABD’li bir komutanın bir teröristle fotoları basına yansıyor. Birlikte hareket ediyorlar. Bu nedenle dönem dönem diplomasi dönem dönem zor gücü öne çıkacaktır. Ancak bu süreçte ABD’nin bazı hamleleri olacağını söyleyebiliriz. Şöyle ki ABD;

– Harekatı diplomasi veya Brunson olayında olduğu gibi ekonomik operasyonlarla engellemeye çalışabilir.

– Engelleyemezse, YPG/PKK’yı ağır bir hezimetten korumak isteyen Pentagon, YPG ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Orta Fırat Nehri Vadisi’ne kaydırabilir. Bu çerçevede Türkiye sınırındaki Rasulayn, Tel Abyad, Ayn el Arap (Kobani) ve Kamışlı bölgelerindeki YPG militanlarının DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Rakka, Deyrezor ve Haseke arasındaki üçgene çekebilir. (Bercan Tutar, Fırat’ın doğusundaki yeni güvenlik konsepti, Sabah Gazetesi, 1 Kasım 2018)

– Bölgedeki varlığını devam ettirme adına, DEAŞ unsurlarını yeniden harekete geçirebilir, Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerinde terör eylemlerinin düğmesine basabilir.

– Kaşıkçı olayına rağmen arkasında durduğu Suudi Arabistan’ın yanı sıra bölgede kullandığı Körfez ülkelerini, kurmayı planladığı Arap NATO’su maskesiyle PYD’ye kalkan olarak bölgeye getirebilir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir