Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Kasım 25, 2020

Erdoğan En Çok Saadet’ten Çekiniyormuş

AK PARTİ KÜSKÜNLERİ DE O TOPLANTIDAYDI

Veysi Dündar Yazdı

Bilge Başkanı Dinlerken Aklıma Gelenler

AK Partinin gittikçe 1950’lerden çıkmış bir Sovyet Bloku ülkesinin demir yumrukla idare gösteren partilerine benzeyen halleri hemen her gün yeni bir misal ile göz önüne gelirken ‘‘bizi istişare kurtarır’’ diyen bilge başkan Temel Karamollaoğlu’nun daveti ile İstanbul’un uzak bir ucunda bir araya geldik.

Demirağlarla değil, perde betonlarla İstanbul’u ören AK Parti’nin bugün liderinin ağzından dikey değil yatay mimari talimatı ile yüreklerimize yeni bir korku salınmıştı. Emsalsiz bir rant iştahı ile 12,4 milyon m2 emsal kaçağı ile göğe yükselen dikeylerin arasına bir de yataylar mı konuşlanacak diye ciddi bir endişeye kapıldık.

Dilipak gibi kadro neferleri onları AK Parti değil AK Parti yaptı diye ikna turlarına çoktan başladı. Belli ki AK Parti kendi geçmişini muhasebeye tabi tutup hatayı günahı da bu geçmişe verip geleceği temize çekme telaşında.

Bu senaryoya belki Kadir İnanır da, Karamollaoğlu’nun etrafında toplanan kadronun da, kendisinin de karnının gayet tok olduğu bu hikayenin bir şekilde ifşasına mahsus önem verildiği aşikar.

– Reklam –

Gerçekleri ifşa için kanalların tıkandığı bu nevzuhur Türkiye tahayyülünde bana Çek Cumhuriyeti’nin Çekoslovakya’dan sonraki ilk Cumhurbaşkanı olan Vaclav Havel’in öncülük ettiği Charter77 hareketini andıran bu buluşmadan aldığım notları paylaşmak isterim:

Karamollaoğlu diyor ki :

“Otoriter bir iklim soluyoruz. Ve kitle desteği var. Basın da bundan nasibini aldı. Basının yarısı mülkiyet ilişkili, bir kısmı ise tam biat içinde. Çok az bir kısmı muhalefet edebiliyor. Basın, toplumun aynasıdır. Basın halka umut olmalıdır. Özgür sese ihtiyaç var. Dolayısıyla sizin duruşunuz çok değerli. Özgür ve kritik yorumlar için alanlar açmalı. Sözün fikrin ve itirazın olabileceği alanlar açılması gerekir.”

Devamla :

“ABD seçimleri: Beklediğimin tersi şeklinde sonuçlandı. Trump’a karşı oluşan tepki iş senatoya gelince pek kendini göstermedi.

İttifaka bakış: Anlaşmalı olmasından dolayı bu noktaya geldiğini düşünüyorum. İki taraf ta bağlantıyı koparamayacak. Yerel seçimlerde MHP, AK Parti’yi kimi yerlerde desteklemezse, ittifak tamamen kopar.

Muhalefette yerel seçimde ittifak yapmak, kutuplaşmayı arttırır. Çok bağımsız adaylar desteklenebilir. (Hatırlayanlar için Malatyadaki Hamido örneği gibi.)

Belediye Başkanlığı yapmış olmamdan dolayı çok önemli bir tespitim var: Rant kavgası var. Garibanı eziyorlar. Dikey uzama en büyük problemimiz.

Basın istikrarlı düşünmeli. Eğilip bükülmemeli. Medyada daralma var. Bu kadar baskının olduğu bir dönem hatırlamıyorum. 50 öncesinden bile kötü. Durumunuz/Durumumuz zor. Tamamen farklı düşündüğünüz zaman anında hain yaftasına düçar oluyorsunuz.

Toplum mühendisliğine muhtacız. Toplumu kesip biçmek için değil. Onu düzen ve intizama sevk etmek için. Gerçek mühendise yani. Gerçekleri olabildiği gibi gören medyaya ihtiyaç var. Onların mühendisliğine ihtiyaç var. İnsanların doğru bilgilendirilmeye ihtiyacı var. Milleti doğru bilgilendiren medyaya ihtiyaç var.

Yöneticilerde bir ahlaki değer olmalı. Liyakat şart. Yakınınız olması şart değil. Aynı görüşte de olmayabilirsiniz. Ama liyakat sahibi ise şayet görev verilmelidir.

Tüm icraatlar şeffaf olmalı. Denetimsiz bir şeffaflık ise pedalsız bisiklet sürmeye çalışmaktır.

Ekonomi sanayi teknoloji milli gelir…. Asgari ücret deseniz karın tokluğunun altında. Olduğunun 3 misli olmalı şu anki değerinden.

Dış politikada, şahsiyetli bir diş politika. Ezilen, sömürülen ülkeleri bir araya getirmeye ihtiyaç var. Buna Avrupa’nın da ihtiyacı var.

İftira yalan hakaret olmadığı sürece her şeyi dile getirebilmeliyiz. Devlet bir aile şirketi haline gelmemeli. Beklenmedik neticeler doğar.

Yandaş gazetelere ayrı bir başlık açmak elzem. Yalan ile ilişkileri artık maddiyatın türevi olarak istiabı aştı. Yalanın bini bir para olsa dahi buna yetecek bir kaynak yok bu yandaş basın ortamında.

Uzun vadede Tayyip Beyin en çok endişe ettiği oluşum Saadet Partisidir.”

Bu siyasetçi refleksi olsa da dün yazdığımız gibi arazisine kaçak saray dahi diken bir işgalciye olan tepkinin doğal yansıması olarak da okunmalı.

Ali Bayramoğlu, Emre Bağce, Ahu Özyurt, Yıldıray Oğur, Nevzat Çiçek, Mustafa Kurdaş, Mustafa Yılmaz, İbrahim Kahveci, Adnan Öksüz selam ettiğimiz gazeteciler arasında idi.

Cihangir İslam da toplantıya ilerleyen saatlerde eşlik etti. (ki Akit TV’deki programı yarıda bırakıp, terk edip geldi istişareye. Akit’e dayanmak AK Parti vekillerini susturmaktan belli ki daha zordu.)

Sn.Temel Karamollaoğlu’nun, “hemen hemen her gün makalelerinizi okuyorum” demesi,
Ali Bayramoğlu’nun Foucault’dan memlekete uzanan analizimize dair yönelttikleri nazik iltifatları ise bahsetmeden geçmek hem bana, hem onlara, hem de Foucault’ya haksızlık olacaktı.

İstanbul’un bir ucundan Beyoğlu’na şehrin kalbine dönerken bedenime yansıyan yorgunluk kalbimde umut ile tedavi buluyordu. Saadet Partisi’nin AK Parti’ye bir şekilde emanet ettiği arazi önce dikey mimari ile betona teslim edilmişti. Şimdi ise dikey olmadı bir de yatayı deneyelim konforu ile ülkeye yazboz tahtası muamelesini reva görmekten imtina etmeyen bu aklı kendine getirecek en uygun muamele altındaki o aslında emanet zemini çekip almak olmalı.

“Saadet yoksa; Adalet de Kalkınma da neye yarar?” diyen bir Temel soruya verilecek yanıt belli ki zor bir imtihanın ilk ve en önemli aşaması olacak.

Kaynak: http://www.ocakmedya.com

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir