Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Temmuz 2, 2020

Avrupa Birliği “Değerleri”nde Macaristan Çatlağı

AB için böyle bir kriz ilk değildir. AB Komisyonu 2017 yılında benzer bir süreci Polonya’ya karşıda başlatmıştı. Tasarı, resmi olarak geçen yıl AB Parlamentosu’ndan geçmişti. Bu nedenledir ki AB Komisyonu var olan değerleri korumak adına Macaristan’a yaptırımı uygulayacak veya tavsiye niteliğinde karar alacaktır.

Birleşmiş Avrupa tasavvuru ve ülküsü, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp Kıta Avrupası ülkelerinin hükümet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce sadece filozoflar ve önsezili kimselerin düşüncelerinde yaşıyordu. Avrupa Birleşik Devletleri, hümanist ve barışçı bir hayalin parçasıydı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında her alanda büyük yıkıma uğrayan Kıta Avrupası, bu vaziyetten kurtulabilmek için bir çıkış yolu aramaktaydı. Bunun sonucunda ise Kıta Avrupası’nda barışın yeniden kurulması, ülkelerin ortak “Değerler” etrafında bir araya gelmesi ve özellikle refahı artıracak şekilde ekonomik alanda kuvvetli bir işbirliğinin başlatılması fikri her geçen gün daha yüksek bir sesle dile getirilmeye başlanmıştı. Avrupa çapında barışın sağlanması ve Avrupa ülkeleri arasında ekonomik bir işbirliğinin kurulması amacından hareketle ileride siyasi bir birliğin temellerinin atılması hedeflenmekteydi. Bu doğrultuda, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu (AKÇT) kuran Paris Antlaşması ile 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu (AAET) kuran Roma Antlaşmaları imzalandı.

AB’nin mihenk taşları olan AKÇT, AET ve AAET’nin fikir babaları; Jean Monnet (Fransa Planlama Teşkilatı Başkanı), Robert Schumann (Fransa Dışişleri Bakanı), Konrad Adenauer (Almanya Başbakanı), Walter Hallstein (AB Komisyonu ilk başkanı) Alcide de Gasperi (İtalya’nın ilk başbakanı), Paul H. Spaak (Avrupa Parlamentosu ilk başkanı) ve Altiero Spinelli (İtalyan Siyaset Bilimci) gibi kurucular yaşamış olsaydı, AB Parlamentosu’nun Macaristan için aldığı yaptırımından memnun kalırlardı. Çünkü AB, Avrupa’nın yüzyıllar boyunca kazandığı deneyimle ve oluşturduğu ortak ilkeler temelinde meydana getirildi. Avrupa devletlerinin ortak deneyimlerinin sonucu oluşan ilke ve idealler olan kalıcı barışın sağlanması, toplumsal refah, dayanışma, özgürlük, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, pazar ekonomisi ve girişim özgürlüğü, bu yeni bütünleşme hareketinin temellerini oluşturmaktı. Aynı zamanda AB’de asıl amaç, üye devletlerin ve vatandaşlarının ulusal, kültürel, dilsel, dinsel çeşitliliğini bir potada eritmek değil, bu çeşitliliğin getirdiği dinamizmi güce dönüştürebilmekti.

AB’nin değerleri, AB Antlaşması’nın 2. maddesinde şöyle ifade edilmektedir: “Birlik, insan onuru, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlıklara mensup kişilerin hakları da dâhil olmak üzere insan haklarına saygı ilkeleri üzerine kurulmuştur. Bu değerler, çoğulculuk, ayrımcılık yapmama, hoşgörü, adalet, dayanışma ve kadın-erkek eşitliğinin hâkim olduğu bir toplumda üye devletler için ortaktır.” AB, Avrupa halklarının ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda birbirleriyle kaynaşmasını öngören, Avrupa devletlerinin ve vatandaşlarının bir araya gelerek oluşturduğu “uluslar üstü” bir yapıdır. Bu yapı, üye devletler arasında imzalanan uluslararası antlaşmalarla kuruldu ve aynı antlaşmalarla bazı alanlarda karar alma ve düzenleme yetkisi üye devletler tarafından AB’ye verildi. Böylelikle, dünyada bir benzeri daha olmayan, tüm üye devletleri ve vatandaşlarını aynı anda, aynı şekilde ve aynı ölçüde bağlayan bir hukuk sistemi meydana getirildi. Antlaşma metnindeki madde de belirtildiği gibi AB için değerler ön plandadır. Bu değerler, AB’nin kurucularının da ifade ettiği gibi olmazsa olmazlardır. Zaten AB’yi diğer uluslararası siyasi ve ekonomik örgütlerden hem farklı kılan hem de öncü kılan bu değerler üzerine inşa edilmesidir.

Derinleşen Sığınmacı-Mülteci Krizi

Macaristan, AB’nin en büyük genişleme politikasını hayata geçirdiği 2004’te, AB’ye tam üye oldu. Şahsi kanaatim-analizim 2004 AB Genişleme Politikası niceliksel ve fiziksel olarak AB’yi büyütmüştür! Keza 2004 AB Genişleme Politikası’nın özüne bakıldığında ise tam üye olarak aldığı ülkelerin hâlihazırda hâlâ AB değerlerini benimseyemediği ve üzerlerine düşen kriterleri yerine getiremediği apaçık ortadadır. Bunlardan biri de Macaristan. On milyonun üzerinde bir nüfusa sahip ve etnik yapısı itibariyle Orta Avrupa’nın en homojen ülkesi. Bu da ister istemez Macarlarda milliyetçilik olgusu gerçeğini ve bununla birlikte AB’nin değerlerini kanıksamakta bazı sıkıntıları kendisiyle beraber getirmiş oldu. Örneğin, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın ülkesi üzerinden Batı Avrupa’ya ulaşan sığınmacıları geri kabul etmeyeceklerini ama söz konusu sığınmacıların Yunanistan’a geri taşınması sürecine yardımcı olacaklarını ifade etmesi. Başbakan V. Orban’ın Macaristan’ın sığınmacı konusundaki duruşunun 2015’ten bu yana değişmediğini, Balkanlar üzerinden AB topraklarına ulaşan mültecilerin ilk olarak Yunanistan üzerinden kıtaya ayak bastıklarını bu nedenledir ki sığınmacı kabul etmeyeceklerini söylemesi, AB ile Macaristan arasında kriz yarattı. Orban’ın geri adım atmamakta kararlı duruş sergilemesi ile sığınmacı-mülteci krizinin derinleşmesine doğru yol aldı. Avrupa Parlamentosu (AP), AB’nin, Macaristan’a demokratik kuralları düzenli olarak ihlal ettiği gerekçesiyle cezai süreç başlatmasına karar verdi. Strasburg’daki Genel Kurul Toplantısı’nda yapılan oylamada, teklif 48 çekimser olmak üzere 197’ye karşı 448 oyla kabul edildi. AB Parlamentosu, Macaristan’da, AB’nin kurucu değerlerinin ciddi şekilde ihlal edildiğini açık bir şekilde ifade etmiş oldu. Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, yolsuzluk, azınlık hakları ve göçmenlerin ve mültecilerin durumunu temel kaygılar olarak sıraladı. AB Parlamentosu, AB üye ülkelerinin, antlaşma metnindeki 7. maddeye göre Macaristan’ın, AB’nin kurucu değerlerini ihlal etme riski altında olup olmadığını belirlemelerini istedi. Önerinin kabul edilmesi için üyelerin mutlak çoğunluğu (376) ve oyların üçte ikisi – çekimserlerin hariç tutulması lazımdı. AB Parlamentosu AB Konseyi’ne, birliğin kurucu değerlerine karşı sistemli bir tehdidi önlemek için üye devlete karşı harekete geçmesi çağrısında bulundu. Yukarıda değindiğimiz gibi AB Antlaşması 2. maddesinde yer alan ve AB Temel Haklar Şartı’nda yansıtılan bu değerler, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygıyı içermektedir. MEP’ler AB ülkelerini, AB Antlaşması’nın 7(1) maddesinde belirtilen prosedürü başlatmaya çağırdı. AB Parlamentosu, Macaristan’ın AB’ye katılımının “siyasi yelpazede geniş bir fikir birliği ile egemen bir karara dayalı gönüllü bir eylem olduğunu” hatırlattı ve herhangi bir Macar hükümetinin, AB’nin değerlerinin ciddi bir şekilde ihlal edilme riskini ortadan kaldırma görevini üstlendiğinin altını çizdi. Parlamentonun başlıca endişeleri şunlardır;

• Anayasal ve seçim sisteminin işleyişi,
• Yargının bağımsızlığı,
• Yolsuzluk ve çıkar çatışmaları,
• Gizlilik ve veri koruma,
• İfade özgürlüğü,
• Akademik özgürlük,
• Din özgürlüğü,
• Örgütlenme özgürlüğü,
• Eşit muamele hakkı,
• Romanlar ve Yahudiler olmak üzere azınlıklara mensup kişilerin hakları,
• Göçmenlerin, sığınmacıların ve mültecilerin temel hakları,
• Ekonomik ve sosyal haklar,

Sonuç olarak; AB kendisi için vazgeçilmez olan demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü vb. değerler üzerine kuruldu. AB’yi dünyada NAFTA, APEC, SAARC gibi birçok örgütten hatta tüm örgütlerden ayıran bu “değerler”i olmuştur. Bunun içindir ki AB’yi farklı kılan da bu değerleridir. Aslında AB için böyle bir kriz ilk değildir. AB Komisyonu 2017 yılında benzer bir süreci Polonya’ya karşıda başlatmıştı. Polonya, yargı alanında getirdiği reform ve değişikliklerle ülkede demokrasi ve hukukun üstünlüğü değerlerine uymamakla suçlanmıştı. Polonya’ya yaptırımları başlatacak olan tasarı resmi olarak geçen yıl AB Parlamentosu’ndan geçmişti. Bu nedenledir ki AB Komisyonu var olan değerleri korumak adına Macaristan’a yaptırımı uygulayacak veya tavsiye niteliğinde karar alacaktır. Ancak tavsiye niteliğinde alacağı karar, AB değerlerinin sorgulanmasına yol açmayacak bir şekilde olmalı. Çünkü Birlik içerisindeki diğer üye ülkelerin özellikle son dönemlerde İspanya ve İtalya gibi (velev ki İtalya, AB’nin altı kurucusundan biri) ülkelerinde milliyetçilik-sığınmacı-mülteci vb. konularda ihlallerine yol açabilir. Her ne kadar V. Orban bu karara direneceğiz ve bu şantajlara boyun eğmeyeceğiz dese bile. Macaristan ile ilgili raporu yazan Judith Sargentini (Yeşiller/EFA, NL) şu sözleri önemlidir; “Birlik devletini tartıştığımız hafta içinde, Avrupa Parlamentosu önemli bir mesaj gönderdi: Biz de dâhil olmak üzere tüm Avrupalıların hakları için ayağa kalkarız. Macar vatandaşlar ve Avrupalı değerlerimizi savunuyoruz. Şimdi, Avrupalı liderlerin sorumluluklarını üstlenmeleri ve Macaristan’da hukukun üstünlüğünün ortadan kalkmasıyla birlikte aradan izlemeye son vermeleri gerekiyor. Bu, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklar üzerine kurulu bir Birlik için kabul edilemez.” Bu sözlerden anlaşılacağı üzere AB “değerler” üzerine kuruludur.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir