Kuzey Afrika’nın Futbol Baharı

Afrika’nın özellikle kuzey ülkelerinde siyasî gerilimlerin, devrimlerin, çöküşlerin yaşandığı bir dönemde futbolda oldukça farklı ve iyi şeyler oluyor. Golünü attıktan sonra secdeye kapanmasıyla taraftarının ve futbolseverlerin zihninde yer edinen Liverpool’un yıldızı Muhammed Salah bu sezonun sembol ismi oldu. Mısırlı Salah Kuzey Afrika’nın en önemli yıldızı ama yalnız değil!

2010’un son günlerinde başlayan, 2011’de yayılarak büyüyen Kuzey Afrika ve Orta Doğu hareketliliği etkisini sürdürmeye devam ediyor. Domino etkisi olarak nitelendirilen olaylar silsilesi şu an için Suriye’de tıkanmış vaziyette. Aradan geçen 7 yılda diğer ülkelerin de istikrara veya demokrasiye kavuştuğu söylenemez. İsyanlar içinde öne çıkan ülkelerden biri olan Mısır’da Hüsnü Mübarek devrilmiş, seçimle Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi ise 2013’teki darbe ile indirilmişti. O günden beri Abdülfettah es-Sisi (General Sisi) görevde.

2 Nisan’da ilan edilen seçim sonuçlarına göre yüzde 97,08 oy oranıyla neredeyse rakipsiz olan Sisi galip geldi. İkinci olan Mustafa Musa ise sadece 657 bin oy alabildi ve yüzde 2,92’de kaldı. Seçimlere katılımın yüzde 41,05 gibi çok düşük bir oranda kaldığı da unutulmasın tabii.

Mısır seçimi ve siyaseti ayrı bir yazı konusu. Ama seçimle futbolu, siyasetle futbolu ilişkilendiren bir gelişme oldu seçimlerde: 1 milyon 762 bin 231 seçmen oyunu Muhammed Salah için kullandı. Evet, İngiltere’de Liverpool ile bu sezon masalsı bir performans sergileyen Salah için.

Ülkesini Dünya Kupası’na Taşıdı

Sezon başında 42 milyon avro (8 milyon bonus) bedelle Roma’dan Liverpool’a transfer olan Salah için ilk etapta soru işaretleri fazlaydı. Çünkü Basel’deki dikkat çeken performansını Chelsea’de devam ettirememişti. O yüzden yeniden Ada’ya dönmesi Kırmızılı taraftarları memnun etmemişti. Roma’da bir yeniden doğuş yaşamıştı ancak bugünden bakınca oradaki skorları Liverpool’un gol yollarına derman olur mu diye tartışılmıştı.

Salah ilk maçından itibaren tüm önyargıları kırdı. İngiltere Ligi bitmeden, futbol tatile girmeden 44 maç oynadı, 39 gol attı, 13 gol pası verdi şimdiye kadar. Şampiyonlar Ligi tarihinde bir sezonda en çok gol atan Afrikalı oyuncu oldu. Takımı Liverpool yarı finale çıkarken 8 gol attı. Gol sayısını artırma ihtimali var hâlâ. Yetmedi, Dünya Kupası elemelerinde kaydettiği 5 golle ülkesi Mısır’ı da sırtladı. 8 Ekim 2017’de Kongo’ya 90+4’te attığı penaltı golüyle 2-1 kazanılan maçta 28 yıl aradan sonra ülkesini Dünya Kupası’na uçurdu. Bugün Salah hem İngiltere’de hem de yurdunda büyük bir kahraman olmuş vaziyette. Her maç sonrası sosyal medya onun için yıkılıyor.

Dominonun Diğer Taşları

Kuzey Afrika futbolundaki bahar havası sadece Mısır’da yaşanmıyor. Fas 1998’den, Tunus 2006’dan sonra ilk kez bu yaz Dünya Kupası’nda sahaya çıkacak diğer ülkeler. Tunus’un elemelerdeki yenilgisiz liderliğinde bayrağı taşıyan isim forvet Youssef Msakni’ydi. 20 yıllık özlemi dindiren Fas’ta ise bizden isimleri görmek mümkün oldu. Elemelerde 4 gol kaydeden Evkur Yeni Malatyasporlu Khalid Boutaib performansı ile Rusya biletinin alınmasında başroldeydi. Fenerbahçe’den Nabil Dirar da vazgeçilmez isimlerden biri. Fas için kilit rol Hollanda doğumlu ve alt yaş kategorilerinde bu ülkenin formasını giyen Ajax oyuncusu Hakim Ziyech’te. Ziyech köklerine bağlı kalarak Fas’ı tercih etti; bunu yapmasaydı ülkesinin önemli bir kozdan yoksun olmasına sebep olabilirdi. Bu kararı ile takdir topladı on numara mevkiindeki oyuncu. Savunmada da Juventus’tan Medhi Benatia hayati öneme sahip. Fransa’da doğan ve U-18 için bu ülkeyi seçen Benatia da A Milli tercihini “baba ocağından” yana kullandı. Dünya Kupası’nda bu yaz yer alamasa da 2014’te hafızalara kazınan performansı ile adından söz ettiren Cezayir de bölgenin önemli bir gücü. Birçok ülkeye hatırı sayılır miktarda kalburüstü futbolcu ihraç ettiler.

Neleri İyi Yapıyorlar?

Mısırlı Salah, Premier League’de gollerini sıralarken, Cezayirli Riyad Mahrez ise aynı ligde Leicester City gibi bir takımı iki sene önce futbol tarihinin unutulmaz hikâyelerinden birisine imza atarak şampiyonluğa taşımıştı. Peki, bu etkiyi nasıl yaratabiliyorlar? Öncelikle oyuncu ihraç edebilmek çok önemli bu noktada. Bu ülkelerden çıkan isimler genç yaşta parladıktan sonra hemen Avrupa’ya yelken açıyorlar. Kıtanın futbol anlayışı ile kendi duygu yoğunluklu kültürlerini iyi harmanlayabiliyorlar. Bizim ülkemizdeki gibi aşırı paralar kazanıp kazık çakmıyorlar. Futbolcuların ailelerinin özellikle Fransa gibi ülkelere göç etmesi, alt yapılarını buralarda alabilmeleri de diğer bir etken. Coğrafi yakınlığı da unutmamak gerek. Asya’da veya Afrika’nın geri kalanında bir futbolcuyu gözlemlemektense Avrupa’ya bir hayli yakın olan bu ülkelerdeki maçların takibi hem yerinden izleme açısından hem de televizyon yayınları ile daha kolay. Bunun yanında çoğu isim son yıllarda iyi bir rol model olduklarının farkındalar. Bilinçli bir kariyer inşa ediyorlar. Artık o eski disiplinsiz, sorumsuz Kuzey Afrikalılar yok. Çünkü ülkelerindeki insanların tutunacak dalları futbol. Onca derdin içinde gurur duyacakları, mutlu olacakları bir alan bu spor. Öte yandan Avrupa’ya gittiklerinde Avrupalı gibi yaşamayı becerebiliyorlar. Geçmişte çoğu Türk futbolcunun yaptığı gibi “ben böyleyim, değişmem” demiyorlar. Son olarak dünyada milli takımların varlığının tartışılmaya açıldığı şu devirde bu bölgenin futbolcuları için milli takımda görev almak hala büyük önem taşıyor.

Yeteneklerini ülkelerine böylesine faydalı bir şekilde sunmalarının ana dinamiği de bu olsa gerek. Kuzey Afrika’da toplumları neler bekliyor, kestirmek güç ama yeşil sahalara gerçek anlamda bahar geldiği kesin.

Cevap Yazın