Batı, Kardeş Halkları Savaştırmak İstiyor

Kürtlerin yaşadıkları topraklar tam da bugünler düşünülerek XX. yüzyılın ilk çeyreğinde çizilen haritalarla parçalandı. Hiçbir dini, ahlaki, ilmi, fiziki, siyasi, tarihi ilke ve ihtiyaç gözetilmeden köy ile mezra arasına çekilen yeni sınırlar yüzünden anne ile evladı ayrı ülkelere düştü. Binlerce aile bir sabah uyandıklarında yaya 10 dakika uzaklıktaki anne-babasının, kardeşinin, oğlunun, kızının evine pasaportsuz gidemez oldu, pek çoğu da ölünceye kadar gidemedi.

Anadolu kapıları Türklere açıldığı günden itibaren başlayan Batı’nın “kuyruk acısı” dinmedi, dinmeyecek de.

Osmanlıyı yıktıkları halde küllenmeyen bu yangın, farklı formatlarda, farklı taktiklerle karşımıza çıkıyor.

Bizi en çok etnisite üzerinden vuran Batı bugün yine kardeş halklar olan Türklerle Kürtleri karşı karşıya getirmenin planlarını tatbik etmek istiyor. Öncelikle belirtmek gerekir ki Kürtler son asırda çok da huzur görmediler. İngilizlerle Fransızların Kürtleri cezalandırması yüzyıldır devam ediyor.

Paylaşım dönemi olan 1916 sürecinde Sykes-Picot ile çizilen sınırlarda Kürtlerin Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerine pay edilmesi üzerine başlayan yüz yıllık hoşnutsuzluk kangrenleşen bir sorun haline geldi.

Adı geçen anlaşmada hıçkırıklarla belirlenen sınırlar yüzünden Kürtler çok dramatik parçalanmışlıklar, ayrılıklar yaşadılar. Yüzbinlerce insan özlemin, hasretin en dayanılmazını iliklerinde taşıyarak dünyaya veda etti.

Kürtlerin yaşadıkları topraklar tam da bugünler düşünülerek XX. yüzyılın ilk çeyreğinde çizilen haritalarla parçalandı. Hiçbir dini, ahlaki, ilmi, fiziki, siyasi, tarihi ilke ve ihtiyaç gözetilmeden köy ile mezra arasına çekilen yeni sınırlar yüzünden anne ile evladı ayrı ülkelere düştü. Binlerce aile bir sabah uyandıklarında yaya 10 dakika uzaklıktaki anne-babasının, kardeşinin, oğlunun, kızının evine pasaportsuz gidemez oldu, pek çoğu da ölünceye kadar gidemedi.

Suriye zaman zaman katletmeyi bildiği Kürtlerin Suriye’de yaşadıklarını bilmezken, İran ve Irak Kürtlerin varlığı ve kültürü konularında ciddi bir sorun çıkarmamıştı. Bununla birlikte anadilde eğitim (daralmalarla birlikte) sadece Irak’ta serbest idi.

Bizde ise durum karma karışıktı. Osmanlı döneminde pek çok alanda “Kürtlerin” lehine olan düzenlemeler gibi anadilde eğitim de Tevhid-i Tedrisat ve 1924 anayasası ile rafa kaldırıldı. İşin daha garibi 1924 anayasasının kabulünü takip eden yıllarda halk olarak adına “Kürt” denen bir etnisitenin varlığı da tarihe karıştı. Öyle ki “Kürtçe çığırmak dahi suçtur” yasağı CHP’nin bu ülkeye yaşattığı acı bir gerçektir. Bu konuyu uzatmak istemiyorum, işin cılkı çıktı. Artık yeni şeyler söylemek lazım.

Bütün yaşanan acılara rağmen dört ülkede yaşayan Kürtler arasında hayatından en çok memnun olanlar Türkiye Kürtleridir. Ticaret, iskân, eğitim, seyahat gibi konularda tek sorunsuz ülke Türkiye’dir.

70 yıl önce, II. Dünya Savaşı sonrasında oluşan havzamızın jeopolitiği SSCB’nin dağılması, Berlin Duvarı’nın yıkılışı ile büyük sarsıntılar geçirdi. Bunun sonucu olarak Balkanlar’da haritalar değişti.

Devamı Yörünge Dergisi 2. Sayısında (Kasım/2017)

Cevap Yazın