Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Haziran 1, 2020

Erdoğan “ikinci İsrail”i durdurdu

İdlib krizi sadece Esed rejimini yerle bir etmedi; Türk askerinin sahadaki başarısı terör örgütü PKK/YPG’yi de alt üst etmiş durumda. Türkiye, Rusya ile anlaşarak Suriye’deki varlığını devam ettirmeyi garanti altına aldı. Buna katil Esed ile beraber Kandil’deki terör baronları da fazlasıyla üzülüyor.

Terör örgütü PKK/YPG çevreleri, şu sıralar en çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atıp tutuyorlar. Erdoğan’ın, Suriye ve Irak’ta kurulmakta olan “Kürdistan”ı engellediğini düşünüyorlar. Bu yüzden Erdoğan’a karşı büyük bir düşmanlık besliyorlar.

Gerçekten de Erdoğan olmasa, bir gece yarısı Ortadoğu’nun kalbine İsrail gibi ikinci bir “garnizon devlet” kurabileceklerine inanıyorlardı. Her şey hazırdı. ABD, Avrupa, İsrail ve Rusya bu planı açık veya örtülü bir şekilde destekliyorlardı. ABD ve Avrupa bu projenin sahada yürütücüsü konumundaydı, İsrail ve Rusya da (bazen açık, bazen gizli) destekleyicisi.

Ancak hiç hesaplamadıkları şekilde Erdoğan, bu plana taş koydu. Erdoğan, göz göre göre Türkiye’yi hedef alan bir “garnizon devlet” projesine geçit vermedi. Türkiye’nin bu kadar güçsüz, iradesiz, sahipsiz olmadığını gösterdi Erdoğan. İşte bu gücü, bu iradeyi, bu kararlılığı bir türlü hazmedemiyorlar. Akılları almıyor; Türkler, nasıl olur da dünyanın muktedirlerine meydan okuyabilir? Türkiye ne zamandan beri Batı’nın planlarını bozup eline veren bir ülke, devlet haline geldi?

Cumhurbaşkanlığının Abdullah Gül’de, Ekonomi’nin Ali Babacan’da, Dışişleri’nin Ahmet Davutoğlu’nda olduğu günlerde ABD’nin “terör devleti projesi” güzel güzel yürüyordu. ABD, bütün planlarını ve hazırlıklarını bu aktörlere göre yapmıştı. Ne zaman ki Erdoğan, ipleri eline aldı ABD’nin ‘terör devleti” projesi de riske girdi.

ABD, Erdoğan’ı kuşatmış ve istediği zaman FETÖ eliyle onu devre dışı bırakarak yola devam edeceğini sanıyordu. Bu noktada FETÖ’ye büyük umut bağlamışlardı. AK Parti’yi de ellerinde sayıyorlardı. Bir aksilik çıktığında FETÖ’nün yardımına PKK’yı, HDP’yi, CHP’yi göndererek darbe mekaniğini harekete geçireceklerdi. 15 Temmuz bu yolda bir zirveydi ama hiçbiri başarılı olmadı.

Şimdi Erdoğan’a karşı siyasi bir cephe oluşturuyorlar. Geniş bir cephe bu. Adına da “demokrasi” cephesi diyorlar. Tıpkı ABD’nin terör örgütü DSG’nin isminin başına koyduğu “demokrasi” gibi bir kavram bu.

Bu cephede Abdullah Gül var, Ali Babacan var, Ahmet Davutoğlu var; CHP, İYİ Parti, Saadet ve HDP gibi partiler var; FETÖ, PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleri de bu cephenin arka plandaki bileşeni. Ne istedikleri, neyin peşinde oldukları gayet açık; Ortadoğu’da İsrail gibi bir terör devleti kurmak ve bu projenin önünde engel olan Erdoğan’ı ise devredışı bırakmak! “Demokrasi” dedikleri işte bu!

Kurtuluş Tayiz/Akşam

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir