Yüreklere Dokunan Vali

Yaşadığımız son günler, ileriki zamanlarda anlatılırken “o günler sıradan normal günler değildi” diye nitelendirilebilecek vakitler. Acıların daha ağır hissedildiği zor süreçlerden geçiyoruz. Hakeza sevinçlerimiz de o şeditliğe nispette daha anlamlı hale geliyor.

Savaş ve şehadet, birinin varlığı diğerine sebebiyet veren iki kavram. Savaş kaçınılmaz hale geldiğinde en kötü sonuçlara katlanmak mecburiyet olmaktan çıkarak mahkûmiyet haline dönüşebilir.

Kahramanlarımızın şehadetleri yüreklerimizi sızlatıyor. Hepimiz acılara gark olsak ta elbette ateş düştüğü yeri daha çok yakıyor.

Fiilen savaş vasatında olduğumuzu idrak ettiğimiz bu günlerde sürur ve hüznü birlikte yaşadığımız da bir gerçek. Ortalama bir vatandaş olarak ordumuzun zaferleriyle mesrur olurken kahramanlarımızın şehadetlerine hüzünleniyoruz doğal olarak.

Daha önceki zamanlarda kamuoyunda görünürlüğü çok dikkat çekmeyen Hatay Valisi Rahmi Doğan, içinden geçtiğimiz zor zamanlarda öne çıkan isim oldu. Onun vazifesi bu süreçte en zor görevlerden biri olsa gerek. Kahramanlarımızın şehadet haberlerini beyan ederken ortaya çıkan yüz ifadesi omuzlarındaki ağır mesuliyetin çehresine yansımış haliydi. Sokaktaki vatandaş Vali Rahmi Doğan’ın kimliğini öğrenmek istiyor. Birçok kişinin merakla sorduğu valimizin Kars valiliği sırasında yaşadığı bir olayı anlatarak onu daha yakından tanımak isteyenlere bu imkânı tanımış olalım.

Sözünü ettiğim hadise Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Güler Bakar’ın kaleme aldığı ve bir dergide yayınlanan ‘Bir Karne Öyküsü’ adlı makalede anlatılıyor.

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeninin kaleme aldığı öykü şöyle:

“Muhammet Yiğit, Namık Kemal İlk Öğretim Okulu’nda 2. Sınıf öğrencisi. O yıl Şubat tatili karne günü. Havanın çok soğuk olması nedeniyle Muhammet annesine yük olmaması için karnesini almaya gitmek istemez. Anne ve babası Muhammed’in bu kararına saygı duyar. Karne günü içi bir türlü rahat etmeyen anneanne ise koşarak okula gider. Aysel Hoca’ya karneyi sorar. Aysel Hoca da sınıfa Vali Bey’in teşrif edeceğini ve karneleri öğrencilere vereceğini söyler. Bunun üzerine anneanne yıkılır. Anneannenin dünyasında Vali ulaşılmazdır. Oysa Vali Bey bu sınıfta öğrencilerin karnelerini bizzat eli ile verecektir. Ani bir kararla eve döner ve uyumakta olan torunu Muhammet’i alır ve okuluna getirir. Geç kalır ve sınıfa girdiklerinde karne töreni bitmiştir. Anneanne Aysel Hoca seslenir ve Muhammet Yiğit’in geldiğini söyler. Bir anda gözler anneanneye çevrilir ve o sırada Vali Rahmi Doğan anneanneyi fark eder ve O’na bir jest yapar. ‘Muhammet gelsin’ der. Muhammet şaşkın ve heyecanlı bir şekilde Vali Beyi’n elinden karnesini alır. O an gazeteciler fotoğraflarını çeker ve ertesi günde gazetelerde çıkar. O an yarım saat içerisinde anneanne bir destan yazmıştır. Bu karne günü hem anneanne için hem de Muhammet Yiğit için unutulmaz bir gün olur. Teşekkürler Valim. Hem anneannenin hem de Muhammet Yiğit’in yüreğine dokundunuz.”

Adil Gülmez

Cevap Yazın