Esad, Rusya ve İran el ele

Katil Esad, Rusya ve İran’dan izin almadan adım atamayacağına göre… İdlib’deki saldırının sorumlusu bu üçlü ittifaktır!

Zaten uzun süredir Türkiye’yi sıkıştırıyorlardı. İdlib’de bize “çekil” mesajı veren saldırılar düzenliyorlardı. Nihayet, direkt saldırıya geçtiler. Askerimizle birlikte Astana ve Soçi mutabakatlarını da vurdular.

Cevabını çok sert şekilde aldılar.

Yok, aslında askerimize yapılan saldırının sivillere yönelik katliamdan bir farkı! Çatışmak için değil, çatışmaları durdurmak için gitti askerimiz oraya. Hem de uluslararası anlaşmalar çerçevesinde! Mehmetçik, katliamlara engel teşkil ettiği için vuruldu.

Üstelik, Başkan Erdoğan’ın, Rusya’nın problemler yaşadığı Ukrayna Seyahati sırasında. Bunu da not olarak bir köşeye yazmamız lazım.

***

Suriye, Baba Hafız Esad döneminden beri başımıza bela. Sovyetler döneminde bize yönelik her türlü terör oluşumuna kucak açtı. Abdullah Öcalan ve PKK orada palazlandı. Atatürk dönemindeki Hatay çekişmesini de unutmamak gerekli.

İlişkiler, Beşşar Esad döneminde düzelir gibi oldu. Türkiye bunun için çok çaba sarf etti. Ama Beşşar Esad aslına rücu etti. Düşmanlık ve canilikte babasını da geçti.

Suriyeliler meselesini başımıza O sardı. Şimdi, İdlib’de sivilleri katlederek, 3 milyon insanı üzerimize sürmeye çalışıyor.

Bugün yapılanlar, Sovyet döneminden kalma bir Rus taktiği! Geniş kitleler, üzerimize doğru süpürülüyor…

Bu durum, zaten var olan mülteci sıkıntımızın katlanması demek!

Sineye çekip müsaade edebilir mi buna?

Edilemeyeceğine göre, gereği yapılıyor. Türkiye gerçekleştirdiği operasyonla kendi göbeğini kendi kesiyor.

***

ABD, kararlılığımızı gördü. Öyle görünüyor ki şimdi de Rusya ve İran görecek.

Destekledikleri Esad Rejiminin arkasındaki halk desteği yüzde 50’nin bile altında. Katil Esad, halkın üzerine bomba yağdırıp, sivil insanları katlederek, kendisine muhalif olan herkesi topraklarından dışarı atmak istiyor. Kendisini destekleyen küçük bir azınlıkla dikensiz gül bahçesi oluşturmaya çalışıyor.

Rusya ve İran da bu katliamlar üzerinden kendilerine menfaat devşirmeye çalışıyor. İnsanlık ve uluslararası toplumun sözde değerleri rafa kalkmış durumda.

Bizdeki muhalefet ise şaşkın mı şaşkın…

Dönüp dolaşıp aynı sözleri tekrarlıyorlar:

“Türkiye, Esad’la görüşsün.”

Zamanında yaptık biz onu. Erdoğan bu adama zeytin dalı uzattı. Önüne insanlık yolunda haritalar bile koydu.

Sonuç ortada!

Gelinen bu noktada ne görüşeceğiz Esad’la? Sınırlarımıza daha fazla Suriyeli göndermesini mi? Yoksa daha büyük katliamlar yapmasının önünün açılmasını mı?

Biz patronuyla görüşüyoruz zaten. Rusya ile defalarca bir araya geldik. Mutabakat üzerine mutabakat imzaladık. Her türlü iyi niyetimizi sergiledik.

Yine sonuç ortada: Rusya, ABD ile yaşadığımız sorunlardan yararlanıp, adım adım bizi teslim alma politikası uyguladı!

Artık sözün bittiği yerdeyiz. Sabrın sonuna geldik. Gereken neyse, onu en kararlı şekilde yapmaya başladık.

Kılıçdaroğlu gibi akıl hocalarına kalsaydı, teslim olmuş, beyaz bayrağı çekmiştik. Ama o teslim bayrağı çeken Türkiye çok gerilerde kaldı.

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın