Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Haziran 6, 2020

Süleymani’yi Nasıl Bilirdik?

Nihayet öldürüldü.

Öldürüldüğünü İran devlet televizyonu duyurdu.

İran devletinin televizyonuna göre Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Milislerinin komutan yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis, ABD’nin Bağdat Havaalanı’nda araçlarına düzenlediği füze saldırısında öldürüldüler.

Haberi İran devlet televizyonu da teyit ettiğine göre vakıa üzerinde herhangi bir şek-şüphe söz konusu değil.

Bu ölüm Ortadoğu’da bir süredir beklenmekte olan kaos fırtınasını tetikleyecek.

Şimdilik karşılıklı salvolar havada uçuşuyor

Mazlumlar sevindi!

Ölümü, kimin öldürdüğünün önüne geçmiş durumda.

Zira birçok Müslüman için katilin kimliğinden ziyade ölenin kimliği önemliydi.

 

Beşşar Esed’e sağladığı askeri stratejiyle biliniyordu.

Süleymani’nin sağladığı strateji sayesinde Suriye’deki iç savaş Esed lehine dönmüştü; muhalifler tarafından ele geçirilen şehirler ve kasabalar yeniden Esed rejiminin kontrolüne geçmişti.

Kimdi Süleymani?

1998’de Ahmet Vahidi’den sonra devrim muhafızlarına seçkin birliği Kudüs Kuvvetleri’ne komutan olarak atandı.

İran-Irak savaşında Kerman eyaletindeki “sarullah41” kolordusunda teğmen rütbesiyle komutandı.

Doğrudan dini lider Ayetullah Ali Hameney’e bağlı idi.

Lübnan, Irak, Afganistan ve Filistin onun faaliyet alanı idi.

Mezkur devletlerde İran adına tüm sorumlulukları yedinde toplamış biri olarak bu ülkelerdeki devlet misyonlarına yaptığı atamaları ait olduğu Devrim Muhafızları’ndan tercih ediyordu.

Suriye ve Irak’taki milis yapılanmalarının kurucusu ve yönlendiricisiydi.

Ölürken yanında Haşdi Şabi isimli mezhepçi terör örgütünün iki numarasının bulunması tesadüfi değildi.

Kimi tasarrufları bu yüzden olsa gerek içte de benimsenmiyordu.

Bir görüşmesinde Kürt lider Celal Talabani’ye şöyle diyordu: “benim adım Kasım Süleymani. Şunu bilmelisin ki İran’ın Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan politikalarını ben kontrol ederim.”

İran’ın kaybı büyük

İran İslam kılıflı Fars Kültürünü bölgeye hakim kılmak için Süleymani benzeri önemli adamlarının üstün beceri ve kabiliyetlerinden yararlanıyor.

İşgal ettiği Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen gibi ülkelerde yayılmacılığını sürdürmek adına öz kaynaklarını fütursuzca harcıyor.

Suriye’de Esed rejiminin ayakta kalması adına 14 generalini harcadı.

Kendi ifadelerine göre İran olmasaydı ABD Afganistan’ı işgal edemeyecekti.

Evet, İran tüm bölgeyi parmağında oynatan bir adanmış adamını kaybetti.

Nasıl bilirdik?

Bir Müslüman olarak Süleymani için; iyi bilirdik, Allah rahmet etsin, diyemeyeceğim.

O, bölgede birçok mazlumun kanına girmiş bir caniydi.

Bizim onu nasıl bildiğimizden ziyade onun; Sen hayattayken ne yaptın sorusuna nasıl cevap vereceği daha önemli.

Ahını aldığı on binlerce masum Müslüman da onu hayırla yad etmeyecektir.

Bundan da ders çıkarması gereken İran devletidir tabii ki İslami bir endişeleri varsa…

Adil Gülmez

@umradil

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir