1. Hz. Peygamber çok tanrılı Mekke’deyken şirk dolu Kabe putlarla dolu iken bile muvahhid ve mümin biri olarak el Emin yaşadı…
2. O, Müşrik Mekke’ nin içi put dolu Kabe’sine değil “uzaklardaki mescide” Aksa’ya yöneldi.
3. Böylece her yönden ulaşabileceğin daha yakında olsa da kalbindeki mabet yerine hiç görmediğin harabe haldeki muvahhit aksa daha evladır.
4. Çok tanrılı Mekke’de tek-eşli/ monogamik, kendinden büyük ( Hatice Arapça erken doğan kız çocuğu demek) ve olgun bir kadın ile evli. Genç risalet yaşlı gelenek ile izdivaç (fenomenolojik hermenötik)
5. “Risalet doğduğu yerden kovulur”. Her risalet sahibi doğduğu mekanı sonunda girilmesi yasak mekana helak ve harabeye dönüştürür. Halbuki Hz. Peygamber Mekke’yi fethederek he harem-i şerife çevirdi .
6. Madden hiç bir meyvesi olmayan, ziraat yapılmayan Vadi, Mekke, Zemzeme kavuştuğunda, Sefa ile Merve arasında koşturmacaya Rabbe susuz kalmaya, cennetteki gecikmiş rövanş almak üzere Şeytani taşladığında, millet atamız devrimci İbrahim gibi tüm içindeki putları kırdığında bunları sembolik değil manevi olarak metafizik olarak gerçekten ve tarihsel açıdan iman şehri Hz. İbrahim’in şehri olup tüm tahriflerinden sıyrılıp aslına döndü.
7. Hz. Peygamber’in yaşadığı şehir Mekke onun imanı görerek inşa ettiği, şirki bütün ritüellerine şahit olduğu müşriklerin tehdit ve tehlikelerine ilk elden duçar olduğu, somut olarak düşman bildiği ve düşman muarız ve muhaliflik Allah için arkadaşlığı sahanlığı din adına topladığı, şirkin ve müşriğin bizzat ilk maruzu ve ilk muhatabı olduğu, yılmadan mücadele ettiği asla teslimiyet gösterip boyun eğmediği, kovulsa da takip edilse bile asla taviz vermediği bir gün gelip fethederek putlarını ve müşrikleri tek tek tertemiz edeceği mübarek şehirdi.

Mustafa ALICI

Cevap Yazın