Gördünüz mü, kaçtı

Rusya ile Türkiye el ele verdi. Libya’da geçici de olsa bir ateşkes devreye sokuldu. Sonra her iki tarafa da “Gelin, bunu kalıcı hale getirin” denildi. Taraflar Moskova’da bir araya getirildi. Görüşmeler yapıldı, bir metin hazırlandı, imzaya açıldı.

Meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac “tamam” dedi. Gayrimeşru çapulcu güçleri komutanı Halife Hafter ise, incelemek için süre istedi. Sonra uçağa atlayıp Libya’ya geri döndü. İçinde yabancı paralı askerlerin de bulunduğu kuvvetlerin başına geçti.

Kalıcı ateşkes anlaşmasını imzalasaydı eğer…

Okullara saldıramayacaktı. Katliam yapamayacaktı. Kan dökemeyecekti. Halkın terk ettiği evlere girip yağmalayamayacaktı.

Ne diyordu CHP?

“Ne işimiz var orada? Libya’ya asker göndermeyelim. Oturup bütün taraflarla görüşelim. Konuyu suhuletle halledelim.”

Oturduk, görüştük işte. Tek başımıza da hareket etmedik. Yanımıza Rusya’yı aldık. Mısır bile ateşkesi desteklediği açıklaması yapmak zorunda kaldı. Moskova’da Ruslar samimi olarak bastırdılar. Son ana kadar ellerinden geleni yaptılar. Türk Heyeti, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’u hiç bu kadar sinirli görmedi.

Başta BAE olmak üzere bölgedeki çete üyeleri Hafter’i el altından fişeklediler. Ağzına bir parmak bal çaldılar. Pişmiş aşa su kattılar.

Bırakıp kaçtı adam, kan dökmeye gitti.

Üstelik başarırsa, Akdeniz’deki hak ve hukukumuzu koruyan anlaşmayı yırtıp atacağını söylüyor. Türkiye’ye meydan okuyor. Ne yapacaktık asker göndermeyip ve Libya’daki Meşru Hükümete destek vermeyip? Acz içinde hak ve hukukumuzun ayaklar altına alınmasını seyredecek miydik?

Bu nasıl bir siyaset anlayışı ve ne menem bir bakış açısı!

Sormak lazım CHP’ye:

Sahi, siz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve bizim askerimizin tek görevinin darbe yapmak olduğunu mu sanıyorsunuz?

***

Libya’da belirsizlik devam ediyor…

Türkiye ise, bölgedeki hak ve hukukunu korumaya kararlı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Ak Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Libya istikrara kavuşana kadar, oradaki varlığımızın devam edeceğini dünyaya ilan etti.

Yetmedi, bu kadarla da kalmadı. Libya’da eşkıyalık yapan Hafter ve O’nu destekleyenlere ise oldukça net bir mesaj verdi:

-Saldırılar sürdürülürse, Darbeci Hafter’e hak ettiği dersi vermekten geri durmayacağız.

Şimdi sormak lazım:

Başka ne yapılabilirdi? Daha başka nasıl bir yol izlenebilirdi?

Gereken her şey yapıldı. Rusya başta olmak üzere pek çok ülke harekete geçirildi. Barış için gereken ateşkes için her türlü yol denendi.

Şimdilik olmadı, adam kaçtı işte!

Yine zorlanacak elbette. Kan dökülmesini önlemek, Türkiye’nin menfaatlerini korumak için elden gelen yapılacak.

Olmuyorsa eğer, ne yapması bekleniyor Türkiye’den? Hafter gibi bir darbeci aracılığı ile elimize vurulup, ekmeğimizin alınmasını seyretmesi mi?

Ama Türkiye bunu yapamaz ki!

Kabile değil, güçlü bir ülke Türkiye. Hakkını hukukunu, menfaatlerini koruyacak güçte.

Ne demiş Ziya Paşa yıllar önce:

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!”

Üstelik, halen geçerli, söylediği bu veciz sözler! Dün de öyleydi, bugün de öyle!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın